1. YAZARLAR

  2. Aysu Basri Akter

  3. Hükümet'in başarısızlığı değil!
Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Hükümet'in başarısızlığı değil!

A+A-

Belli ki, bir yerlerde bu ülke ekonomisinde daha etkin bir rol oynama hassasiyeti var.

Özelleştirme tartışmalarında son örneği, Doğa Koleji’ne verilen Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin kolej, ilkokul ve kreş bölümleri ile ilgili olarak yaşıyoruz.

Veliler haklı olarak karşılarına çıkan belirsizlikten rahatsız.

Hele “A Level” sınavlarına hazırlanan çocukları için bu eğitim müfredatı devam edecek olsa bile, aynı öğretmenlerle devam edip edemeyeceklerini çok kestiremiyorlar.

Haklı olarak endişe duyuyorlar. Nitekim orta eğitimlerinin tamamını aslında tehlikeye atma tehdidiyle karşı karşıyalar.

Doğa Koleji yetkilileri ise, bu okulla ilgilenmeye Abdullah Öztoprak’ın DAU adına kendilerine yaptığı teklifle başladıklarını anlatıyor.

Düzenlenen basın toplantısında verilen bilgiye göre, DAİ ve DAK için harçlar belirlenirken daha önce ücretlere dahil olan ulaşım hizmeti, bunun dışında tutulmuş. Oysa son hükümet döneminde, harçlara eklenen, yemek ve ulaşım ücretleri yanında yapılan %10’luk indirimle, denk bütçede %30’luk bir açık yaratıldığı söyleniyordu. Şimdi yeni okul işletmesi belli ki, öncelikle bu açığı kapatacak.

Doğa Okulları Yönetim Kurulu Üyesi Okan Dilik örneğin, öğretmen maaşlarında da indirime gidileceğini açıklıyor, dün katıldığı Öğlen Postası programında.

Akla gelen ilk soru ise şu;

Ulaşım ve yemek ücretleri harçlardan ayrılarak mevcut yönetim tarafından da bu ekonomik sorun çözülemez miydi?

Diyelim ki çözülemeyecek bir noktaya gelinmişti, şüphesiz ki yöntem yine bu olmamalı. Sorgusuz sualsiz ve hiç de şeffaf olmayan bir süreçle böyle bir sonuca ulaşılması kabul edilmezdir.

Üstelik devlete ait bir kurum verilirken, ortada ne Başbakan ne de Eğitim Bakanı var. Ortada görünen sadece Rektör. Oysa yapılan tüzük değişikliği ile rektörün DAİ ve DAK üzerindeki yetkisi oluşturulan özerk yönetim kuruluna devredilmiş.

Ancak bu yönetim kurulu başkanı ortada yok.

O yüzden de akla, rektörün üniversite bütçesini denkleştirmek için elçilikten alacağı kaynağa karşılık bu işin öncülüğünü yaptığı geliyor, ister istemez.

Uzun süredir kamuoyunda temel rahatsızlığı besleyen algı bütün bunların aslında önceden planlanmış bir stratejinin parçası olduğu yönünde.

Yoksa bu hükümetin başarısız olduğundan, yöntem bilmediğinden, ya da mevcut kurumlara ilişkin özel bir aşk beslediğinden değil, basiretsiz bir şeklide yönlendirildiğinden yaşanıyor, bütün bunlar.

Belli ki, bir yerlerde bu ülke ekonomisinde daha etkin bir rol oynama hassasiyeti var.

Sonuçta Kıbrıs Avrupa’ya bir geçiş noktası.

Her ne kadar istikrarsızlığı iş insanlarını ürkütse de, kolaylıkla mülk ve gelir elde edilebilen ortamlarda kesinlikle değerlendirilmesi gereken bir fırsat.

Sonuçta batan geminin malları misali, haraç mezat satışın her zaman ilgileneni vardır.

Doğa Koleji, imzalanan protokole göre, ilk 2 yıl boyunca topladığı harçların %2.5’ini devlete ödeyecek. Bu rakam mevcut harç ve öğrenci sayısı düşünüldüğünde, 200 bin TL’ye denk geliyor.

Bedeli bu olacaksa, aslında siz de yastık altındaki birikimlerinizle girişebilirsiniz bu işe!

İlk iki yılın ardından okul, kendi payını istişareyle kendi belirleyecek. Yani bir anlamda gönlünden ne koparsa.

Çünkü ortada somut bir ödeme eşiği yok!

Protokolde dikkat çeken önemli bir başka unsur da okulun mevcut öğrencileriyle birlikte satıldığı gerçekliği.

Bütün hesaplar bu kazanç ve pay üzerinden yapılıyor. Ve biz bu rakamların denetlenip denetlenmeyeceğinin, ya da neye göre belirlendiğinin de bilgisine sahip değiliz.

Bu okulun hatta genel özelleştirmelerin açıktır ki, ekonomik akıl ve stratejiden uzak bir modeli var. Belli ki burada sermaye üzerinde bir hakimiyet kurma hassasiyeti mevcut. Ve bu hassasiyete uygun şekilde gerçekleşiyor her şey.

Önce KTHY, sonra DAU, Lefke’nin yurtları, sırada elektrik ve Ercan var.

Bugüne kadar hükümet eleştirildi karşı çıkıldı aylar süren eylemler yapıldı. Ancak kabul edelim ki, şu veya bu sebepten bunların hiçbiri sonucu değiştirmedi.

Bu saatten sonra önemli olan bu tepkilere artık bir sonuç alabilmek.

Bu da sadece sendikalarla, sadece muhalefetle olmaz.

İş dünyasıyla da bütünleşerek, aslında kendi sermaye paylarına doğrudan tehdit geliştiren bu duruma çok daha geniş cephede bir yol haritası çizmek gerekiyor.

Var olmak ve buralarda kalabilmek için bu birlikteliklere ihtiyacımız var.


Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.