Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Hurma...

A+A-

Yuvarlaktır…

Ortasında yeşil kısmı var.

Rengi sarıdan turuncuya doğru giden tondadır…

Tadı olmasa da, uzaktan görünüşü birazcık domatese benzer…

Hiç bilmezdim o meyveyi…

İlk defa bir manavda gördüm…

Nedir bu, diye soruma, “Hurma” dediler.

Bildik hurmalara hiç benzemiyordu…

Aklıma 1963’ten önce yaşadığım ev geldi.

İki tane hurma ağacımız vardı.

O ağaçlar mı çok büyüktü biz mi küçüktük bilemem…

Dev gibiydiler.

İki taneydi.

Biri sağda diğeri solda dururdu.

Altına gidip bakardım.

“Hım “derdim “bu sene ürün çok”.

Nasıl da salkımdılar.

Sararmalarını beklerdim.

Her gün bakardım.

Yere düşen var mı diye kolaçan ederdim.

Sonra bakarım ki yere birkaç tane düşmüş.

“Oldu” der eve koşardım.

Annem, “Daha olmadı be acele etme” derdi.

Yerdim yere düşenleri

Boğazımda kalırlardı.

Birkaç gün daha geçince yemediklerim kahverengiye dönmeye başlarlardı.

Oluyorlar derdim.

Bir gün babam, “sirkeye basın daha erken pişer” dedi.

Sirkeye bastık…

Piştiler.

Sonra tamam vakit geldi diyerek ağaçların altına giderdim.

Taş atardım bütün gücümle.

Atardım ama gitmez başıma düşerdi,  kaçardım.

Sonra bir daha atardım.

Yine fiyasko.

Tırmansam olmazdı…

Abim kuş lastiği getirdi.

Onunla atmaya başladık.

Düşenleri toplardık.

Eve götürürdük.

Biriktirirdik.

Yerdik.

Birkaç sene bu macerayı yaşadım.

Sonra…

Her şey gibi bitti.

1963 geldi.

Hurmalı evimizden hurmasız Mutallo’daki göçmen evimize gittik.

Birkaç sene sonra devasa hurma ağaçlarımızı sökmüşlerdi.

Hurmayı o gündür bu gündür ambalajlarda görürüm.

Bizim hurmalar tek çekirdekliydiler.

İki çekirdeği birbirine sürter ses çıkarttırırdık.

Oynardık.

Domatese benzeyen hurmalar Kıbrıs’ta yoktu.

Bilmezdim.

İlk defa manavda görmüştüm onları.

Şekli domatese benzer ama tadı buruk…

Hafif cümbez biraz muşmula biraz da ayva karışımı bir şey..

“Boğazında kalmasın diye birkaç gün pencere kenarına koy olgunlaşsın öyle ye,” dediler.

Öyle yaptım.

Lezzetlendiler.

Sevdim o hurmaları.

Kıbrıs’a ithali de yapılıyormuş domates gibi hurmaların.

Son partide zehir tespit edilmiş.

Zehirli hurmaları ithal eden firma sahipleri çaktırmadan piyasaya vermek istediler…

Yakalamışlar.

Halk zehirlenmekten kurtuldu.

“İyi ki polis yakaladı” dediler.

Sonra…

1963’ten bugüne bir baktım…

İçimize akıtılan zehirleri düşündüm…

Ve bu hurmalardaki zehirler ne ki dedim…

Ne ki?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.