1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Hüseyin Özgürgün'den Federal Kıbrıs'a yeşil ışık!
Hüseyin Özgürgün'den Federal Kıbrıs'a yeşil ışık!

Hüseyin Özgürgün'den Federal Kıbrıs'a yeşil ışık!

Hüseyin Özgürgün, ‘federal çözümü', belli kıstasların ve ön şartların gözetilmesi halinde, kabul etmeye hazır oldukları mesajını verdi.

A+A-

Nikolaos Stelya

Yunanistan'da ve adanın güneyinde, Kıbrıs Türk sağının her türlü anlaşmanın karşısında durduğu görüşü hakim olsa da, sağ yelpazede yer alan Ulusal Birlik Partisi'nin (UBP) genç lideri Hüseyin Özgürgün, ‘federal çözümü', belli kıstasların ve ön şartların gözetilmesi halinde, kabul etmeye hazır oldukları mesajını verdi.

Kıbrıs Türk sağının, adada, federal çözüm olasılığına, genellikle çekinceli ve olumsuz argümanlarla yaklaştığı biliniyor. Yunanistan'da ve adanın güneyinde de hakim olan görüşe göre,  Kıbrıs Türk sağın adada her türlü anlaşmanın karşısında duruyor. 

Oysa, Kıbrıs Türk sağının en büyük partisinin büyük bir yeniden yapılanma sürecine girdiği yeni dönemde, Sputnik'e konuşan Ulusal Birlik Partisi'nin genç lideri Hüseyin Özgürgün, federal çözüme ‘şartlı' olarak evet diyebileceklerini söyledi. Özgürgün, Türk toplumunun mülkiyet, Türkiye'nin garantörlüğü gibi konularda tedirginliğinin giderilmesi durumunda, ‘federal çözüme' kapıyı kapatmadı.

'TÜRKİYE KIBRIS'IN STRATEJİK ORTAĞI OLABİLİR'

UBP lideri, Ankara ile ilişkiler konusunda da, ‘her halükarda Türkiye'nin Kıbrıs konusunda söyleyecek sözü var' diyerek, şunları söyledi: "Kişisel olarak Kıbrıslı Rumların, Türkiye'ye sıcak bakması gerektiğini düşünüyorum. Adaya en yakın ülke Türkiye. İki tarafa da yardımcı olabilir. Dışişleri Bakanı tecrübesiyle Türkiye'nin Kıbrıs Adasına stratejik ortak olmaya hazır olduğunu bilmekteyim."

KIBRIS TÜRK SAĞININ PARTİ İÇİ DEMOKRASİYLE SINAVI

Özgörgün'ün Sputnik'in sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Kıbrıs Türk sağının en büyük partisi yeni süreçte köklü değişikliklerle karşı karşıya kalmış durumda. Yeni bir yapılanma mı söz konusu?

Yeni yapılanmayı Haziran'daki tüzük kurultayında hayata geçirdik ve parti üye sistemine geçtik. Şu anda 8000 civarında üyemiz var. Bıraksaydık üye sayımız 15000'leri bulacaktı. Ama kurultay tarihi yaklaştığından üye kayıtlarını durdurduk. Bu durum beni de şaşırttı. Kişisel olarak 4000-5000 üye katılımı bekliyordum. Ama yoğun bir taleple karşı karşıya kaldık. Eskiden kurultaylarımız 1000 civarındaki kurultay delegeleriyle yapılırdı. Şimdiyse tabandan demokrasiyle yönetilen, kurultaya 8000 kişinin katıldığı bir organizasyonu devreye soktuk. Doğrudan demokrasiye geçmiş durumdayız. Bu bir ilk. Sonuçlarını biz de merak ediyoruz. Kadınlara ve gençlere parti meclislerinde, yönetimde kontenjanların ayrıldığı bir sistemden bahsediyoruz. Ayrıca süreleri kısıtladık. Başkanın ve kurullarda görev yapanların süreleri 10 yılla sınırlandırıldı. Dolayısıyla artık ben de daha fazla ön planda olmayacağım.

YENİ KABİNENİN GELECEĞİ

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Kıbrıs Türk siyaset sahnesinde yeniden söz ettirmeye başlamış durumda. UBP yeni hükümette de yerini aldı. Bu yeni işbirliğinden beklentiniz ne?

Son iki ay çok iyi geçti. Hükümetin kuruluş sürecinde bazı sorunlarımız söz konusu oldu. Ancak şimdiki durumda bir sıkıntımız yok. Ancak önümüzdeki süreçte Türkiye'den gelecek su konusunda, Kıbrıs Meselesindeki gelişmeler gibi kritik konular için şu an bir şey diyemem.

Anayasa değişikliği konusunda koalisyon hükümeti yol kat edebilecek mi?

Bir sıkıntımız yok.

Polis ve itfaiyenin İçişleri Bakanlığı'na bağlanması noktasında işbirliği tesis edilebilecek mi?

Bu konularda da sorun olmaz. Sorun doğrasa tabii ki konunun üzerine eğiliriz. Ama biz UBP olarak uzun yıllardan beri polis ve itfaiyenin sivil idareye bağlanmasını savunduk. Geçmiş liderlikler döneminde de pozisyonumuz buydu.

Anladığımız kadarıyla yeni koalisyon hükümetinin geleceğine yönelik umutlusunuz…

Evet. Unutmayalım ki şu an itibariyle mecliste hükümetin yüzde 75'lik bir tabanı var. Neredeyse muhalefetsiz bir şekilde yolumuza devam ediyoruz.

'KIBRIS'TA ÇÖZÜM HER İKİ TOPLUMUN DA YARARINA'

Hükümetten olduğu kadar Kıbrıs Sorununun çözümünden de umutlu musunuz?

Tabii Kıbrıs Meselesi farklı, çok boyutlu bir durum. Konuyu tahlil ederken güneyin durumuna, uluslararası aktörlere, ABD'ye, İngiltere'ye, adadaki İngiliz Üslerine bakmak lazım. Tüm bunları göz önüne aldığımızda umutlu olmak için fazla nedenimiz yok. Kıbrıs Sorunu kısa zamanda çözülür dersem biraz iyimser olurum. Ama tabii ki çözülmeli. Çözüm hem Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumların menfaatine. Ama iki noktaya takılıyorum. Birincisi, güneydeki aşırı uçların çok güçlü olması ve kuzeyde de tedirginlik olması.

'KUZEYDE HALK TEDİRGİN'

Kuzeyde de aşırı uçlar var…

Tedirginlikten dolayı.

Adanın kuzeyinde de federal çözümün karşısında duran kesimler söz konusu…

Federal çözüm aleyhtarlığından çok, kuzeydeki mesele şu: Kuzey, Rum tarafındaki provokasyonlar nedeniyle tedirginlik duyuyor. Güneydeki gazetelerde yazılanlar halkı tedirgin ediyor. İnsanlar ‘toprağımdan, evimden olacağım, ben boşuna mı bunca senemi verdim, bir anlaşma olacaksa benim mülküme dokunulmasın‘ şeklinde serzenişte bulunuyor. Halk haklı olarak bu tedirginlikleri yaşıyor. Güneyde çıkan haberler ‘yerleşikler dönsün, Türk Ordusu adadan ayrılsın, hiç kimseyi kabul etmeyiz' şeklinde. Bunlar buradaki halkta ciddi tedirginlik yaratır. Kıbrıslı Türk dediğimizde evet benim ailem adaya 300-500 sene önce gelmiş olabilir. Ancak adaya 1974'ten sonra da gelmiş insanlarımız var. Bu insanlar arasında ayrım yapamayız. Gelen gelmiştir. Bu adada yaşamak, düzen kurmak istemektedir. Türk veya Rum fark etmez. Yabancı da olabilir. Burada düzeni kurarken ‘bu gitsin, bu kalsın' demek yerine, var olan gerçekliği de değerlendirmemiz lazım. Kuzeyde bu noktayla ilgili bir tedirginlik söz konusu. Yoksa bir anlaşmaya kimse karşı çıkmaz.

Ayrıca anlaşmanın devam etmesine de kimse karşı çıkmaz. Ancak ‘şu kadar topraktan şu kadar insan çıkacak, şu kadar insanın gitmesi lazım, Türk askeri gidecek güvenlik kalmayacak' gibi görüşlerden dolayı tedirgin olan çeşitli kesimler var olacaktır. Bu tedirgin kesimlerin bileşkesinden dolayı da ortaya sıkıntı çıkmaktadır. Bu tedirginlik yarın oluşacak olan anlaşmaya da dinamit koyar. Her an o dinamit patlayabilir ve anlaşmayı sürdüremeyebiliriz. Nihai anlaşma mümkün olduğu kadar az sayıdaki insanı tedirgin etmeli. Aslında çözümsüzlüğün nedeni bu noktada saklı.

'FEDERAL ÇÖZÜME ŞARTLI EVET'

Kuzeydeki tedirginlik giderilebilirse, siz Kıbrıs Türk sağının lideri vasfıyla kendi tabanınızın federal anlaşmayı kabul edeceğinden emin olarak konuşabilir misiniz?

Tedirginlik azalırsa evet. Örneğin, iki kurucu devlet, ‘Kıbrıs Türk ve Rum oluşturucu devletleri' diyoruz ya. Anlaşma bu iki kurucu devlete dayanacak. Bunların üzerinde dışta tek egemenliği olan federal bir devlet oluşacak. Buna kimsenin itirazı yok. Ancak bu noktada şöyle bir sıkıntı var: İki kesimlilik olacak diyoruz. İki kesimlilikte şunun olması lazım: Nüfusun ve toprağın çok büyük çoğunluğu bir kurucu devlette Türklere, bir diğer kurucu devletteyse Rumlara ait olacak. Ayrıca, tazminata dayanan bir mal-mülk rejimi oluşturulacak. Bunun Avrupa Birliği'nin birincil hukuku olması gerekecek.

Avrupa Birliği'ne üye olacak olan yeni Kıbrıs Devleti bireysel haklar vesilesiyle bu anlaşmanın önüne geçmemeli. Ayrıca yönetim meselesi söz konusu. Federal hükümetin kabinesi 8 Rum'dan ve 2 Türk'ten oluşabilir. Benim itirazım yok. Ama iki Türk bakanının katılmadığı kararları o kabinenin almaması lazım. İşte bu siyasi eşitliktir. Sayısal eşitlikten bahsetmiyoruz.

Dönüşümlü başkanlık konusunu da bu çerçevede ele aldığınız kanısındayım…

Evet. Dönüşümlü Başkan-Başkan Yardımcısı modelinde Başkan Yardımcısı'nın veto hakkı olmalı. Bu iki taraf için de geçerli Aksi takdirde Başkan istediklerini empoze edebilir ve eşitlik ilkesi tehlikeye girebilir.

GARANTİLER KONUSU İÇİN YENİ FORMÜL: GEÇİŞ DÖNEMİ

Garanti konusu da öncelikleriniz arasında herhalde…

Türkiye'nin fiili ve etkin garantörlüğü çok önem verdiğimiz bir mesele. Anlaşma ile beraber Yunan askeri de kalabilir. Bir itirazımız yok. İki kesimin belli bir süre için, belli bir güven yerleşene kadar, belli sayıda bir garanti sisteminin devam etmesi lazım. Gelecekte iki toplum arasında güvenin inşa edilmesinden sonra garanti sistemine gerek kalmayabilir.

Bir geçiş döneminden bahsediyorsunuz.

O geçiş döneminde Türkiye'nin ve Yunanistan'ın fiili ve etkin garantörlüğü devam etmeli. Ayrıca garantiler sulandırılmamalı.

Nasıl bir geçiş süresinden bahsediyoruz. Müddeti belli mi?

Şu an bunu bilmiyorum. İki tarafça karara bağlanmalı.

'RUMLAR TÜRKİYE'YE SICAK BAKMALI'

Türkiye ile toplumunuz arasındaki ilişkilerin geleceği hakkında görüşünüz nedir?

Türkiye bizim ana vatanımız. Bu bizim parti olarak görüşümüz. Ama sonuçta Türkiye Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti iki bağımsız devlet olarak ilişkilerini sürdürüyorlar. İki başkentte büyükelçiliklerimiz var. Öte yandan Türkiye'nin burada garantisi ve hakları var. İngiliz Parlamentosu bu hakları 1954'te teslim etmiş. Her halükarda Türkiye'nin Kıbrıs konusunda söyleyecek sözü var. Ayrıca ada için su projesi gibi projeleri var. Kişisel olarak Kıbrıslı Rumların da Türkiye'ye sıcak bakması gerektiğini düşünüyorum. Adaya en yakın ülke Türkiye. İki tarafa da yardımcı olabilir. Dışişleri Bakanı tecrübesiyle Türkiye'nin Kıbrıs Adasına stratejik ortak olmaya hazır olduğunu bilmekteyim. (Sputnik News)

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.