1. YAZARLAR

  2. Aysu Basri Akter

  3. Hüsnü Mahalli: Suriye Kıbrıs sorununda kilittir
Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Hüsnü Mahalli: Suriye Kıbrıs sorununda kilittir

A+A-

Hüsnü Mahalli Suriye kökenli Ortadoğu uzmanı bir gazeteci. Şu anda Akşam gazetesinde yazıyor. Ancak gazeteciliğinin yanında bizzat siyasetin içinde de yer almasıyla anılan, Türkiye’de de bölgeyi belki de en iyi tanıyıp yorumlayan isimlerden biri.

Geçtiğimiz akşam KANAL SİM’de 360 Derece’ye katılan Mahalli, Suriye Türkiye ilişkilerinin son dönemini değerlendirirken, Esad rejimi yıkılmadan, Kıbrıs sorununun çözülemeyeceğini anlatıyor ve “Suriye Kıbrıs sorununda da kilittir” diyor.

Bunun gerekçesi ise şu;

Türkiye’nin Ortadoğu’nun liderliğini alması için öncelikle Suriye’yi aşması, yani Esad rejimini yıkması gerekiyor.

Esad’ın devrilmesinin ardından batı politikalarına daha uyumlu bir yönetimle, kilit çözülmüş olacak. “Bu başarı karşılığında Türkiye’ye Amerika tarafından verilecek ödül ise, Kıbrıs sorununun çözümü” diyor, Hüsnü Mahalli.

“Kıbrıs’ta konuşacak çok fazla şey kalmadı. Yıllardır her şey konuşuldu. Eğer Amerika ve batı isterse, Kıbrıs sorunu iki günde çözülür” diyor.

Kıbrıs’taki petrol ve doğal gaz rezervinin de yine çözüm için bir motivasyon yaratacağı inancında, Mahalli.

“Bölgedeki petrol, bir çözümle birlikte hem Güney Kıbrıs’ın ekonomik krizini çözecek hem de buradan Türkiye yönetiminde bölge ülkelere dağıtılacak.”

Tabii bunun için Rusya faktörünün de ortadan kalkması gerekiyor. Zira petrol yönetiminde ipleri elinde bulunduran Rusya’nın bunu kolay kabullenemeyeceği ortada.

Esad rejiminin yıkılmaması halinde ise, Suriye’den başlayarak hem bölgede hem de Türkiye’de bir iç savaş tehdidi gördüğünü söylüyor, Mahalli.

“Kürt sorunu boyut değiştirerek daha da büyüyecek” diyor.

Mahalli’ye göre, önümüzdeki birkaç ay içinde bölge siyaseti daha da netleşecek. Hem Türkiye’nin hem de bölgenin kaderini çözecek kilit ise Suriye olacak.

Hüsnü Mahalli, Kıbrıs sorununun bölgede sadece bir ayrıntı olduğu görüşünde. Şu anda tek başına çözülmesi için bir gereklilik görülmediğinden bir kenarda bekletiliyor.

Ancak Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs üzerinde özellikle daha etkin olmak adına bir siyaset ve strateji yürüttüğünü söylüyor.

“Türkiye kısa süre içinde, belki 5-10 yıl içinde, burada daha çok cami, Kur-an kursları ve külliyelerle daha Müslüman bir toplum yaratacak. Buradaki siyaseti, Kıbrıs’ın geneline de yayılmak, stratejik noktalarda yönetimi alarak bölgedeki hakimiyetini pekiştirmek” diyor.

 Bunun nedeni ise basit;

“Çünkü kendisinde hak görüyor. Burada hakkı olduğunu düşünüyor”.

Suriye ve Türkiye arasında gerilen ilişkilerin de her an patlamaya hazır bir bombaya dönüştüğüne işaret ediyor.

“Bundan 1 buçuk yıl önce Esad ve Erdoğan çok yakın dostlardı. Sadece onlar değil, eşleri ve çocukları da çok iyi anlaşıyorlardı ve bu basına verilen fotoğrafların ötesinde samimi bir dostluktu. Lazkiye’den Mağusa’ya başlayan seferler sırf bu dostluk yüzündendir” diyor.

Ve Beşşar Esad’ın bütün tepkilere, Rum tarafının baskılarına rağmen sırf Erdoğan’ı memnun etmek adına bu seferlerin başlatılmasını sağladığını anlatıyor.

“Eğer 1 buçuk yıl öncesi olsaydı o uçak düşürülmezdi” diyor. Düşürülen jetin, bir korku neticesinde düşürüldüğünü anlatırken, Türk jetinin en kritik bölgede ne işi olduğunun da aynı şekilde sorgulanmasının gerekliliğinin altını çiziyor.

“Amerikan ve Batı medyası aylardır kampları Antakya'da, yani uçağın düştüğü yere çok yakın bölgede bulunan Hür Suriye Ordusu militanlarının Türk sınırından sızarak çatışmalara katıldıklarını yazıyor. Antakya'dan sızarak Suriye içinde ordu ile çatışan silahlı gruplar uçağın düşürüldüğü bölgede çok ciddi varlık gösteriyor ve devletin silahlı güçleri ile çatışıyorlar. Yani uçağın düşürüldüğü bölge Suriye devleti açısından çok sıcak, gergin ve hassas bir bölge” diye özetliyor durumu ve böyle bir ortamda, bir keşif uçağının burada ne işi olduğunun cevabının verilemediğine vurgu yapıyor.

Bölgeyi en yakından bilen, bölge siyasetinin merkezinde de yer almış isimlerden biri Hüsnü Mahalli. Ve Kıbrıs’ın uzun yıllardır çeşitli teorilerle tartışılan Amerikan ve batı dünyasının Büyük Ortadoğu Projesi’nde, Kıbrıs’ın küçük bir ayrıntı olduğu görüşünde.

Bakalım bu senaryolar nasıl gelişecek ve bu küçük ayrıntı konumunda Kıbrıslı Türkler kendisi dışında tanımadığı dişli aktörler arasında ne yapacak?


Kaynak: Yenidüzen

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.