Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

HUZUR…

A+A-

Gece…

Lapta’da birini ensesinden vurdular.

Mağusa’da birini topuğundan mıhladılar…

Aynı gece aynı saatlerde…

Polis “HUZUR” adını verdiği operasyon yapıyordu.

Huzur…

Kalmamıştı bir zamanlar.

Baf’ta da yoktu huzur, Lefkoşa’da da Karpaz’da da…

Sabah evden çıkan adamın akşam döneceği belli değildi.

Ne hava durumuyla ilgiliydi belirsizlik, ne de yolların kötü oluşuyla…

Araba kazası deseniz çok araba yoktu kaza ihtimali de yok denecek kadar azdı.

Huzurumuzu bulalım diye bugün para gönderdiği için tüm siyasilerin biat ettikleri Türkiye silah gönderiyordu bizlere.

Kâh Erenköy’den, kâh başka bir yerden çıkardı silah.

Ve her geçen gün silah sayımız artardı.

Arttıkça da dağıtılırdı her yere…

Baf’tan Baf köylerine silah taşıyanlar herhangi bir saatte yola çıkar ormanlardan geçerek götürürlerdi silahları.

İlk silahla tanışmam büyüklerimizin pat diye damlarda nöbet tutmaya başladıkları Aşağı Baf’taki sokağımızda olmuştu.

EOKA’cılar gelip kesmesinler diyeydi bu nöbetler.

Adamlar kafaya koymuşlar ille Enosis yapacaklar.

Önlerine kim engel diye çıkarsa temizlemeleri emredilmişti onlara.

Ve biz de engeldik.

Yani Kıbrıs Cumhuriyeti’ne ortak yazılan bizler.

Ortaklık devam ederse Enosis gerçekleşemezdi…

İşte o tehlike bizleri damlara çıkarttırdı.

Ve ilk silahı orada tanıdım.

Av tüfeğiydi bu.

Sonra Piyade tüfekleri girdi repertuarımıza, ardından otomatik kurşun atan kibar görünümlü Sten diye bir silah…

Sıradandı o silahı taşımak.

Herkesin elinde, hatta elbise dolaplarında vardı neredeyse.

Derken acayip sansasyonla aramıza dalan Tomson silahı belirdi.

Anavatanda üretiliyor dediler.

Gururlandık.

Onun kurşunları başparmak kadar kalındı.

Gerçi menzili fazla değildi ama girdi mi parçalardı barsakları.

Beyin meyin bırakmazdı.

Ölümdü onlar.

Asarlardı kayışından omuzlarına Tomson’ları, yürürlerdi.

Bunlara bakıp keyiflenirken, artık güvendeyiz derken bir de Brenler dolmaya başladı piyasamıza.

Ve el bombaları kemerlere takılmaya başlandı…

Ve havan topları…

Huzur tamamdı…

Ki Hürriyet Gazetesi’nde, “Barut deposu Kıbrıs adası” diye bir yazı okudum.

Dank eti.

Kendi silahımıza bakarak huzurumuz geldi sanırken, karşı tarafta daha çok silah varmış onu öğrendim…

Ya savaş çıkarsa ne sağa, ne sola, ne de geriye kaçabilirdik.

Huzurum kaçtı.

Gece…

Askere, dolayısıyla Türkiye’ye bağlı polis “HUZUR” operasyonu yaparken aynı saatlerde Lapta’da adamı enseden, Mağusa’da topuktan vurdular.

Bir zamanlar silah gönderdi huzurumuz için…

Sonra askerini yolladı…

İş yapsınlar diye vatandaşlarını yerleştirdi…

Ve huzur kalmayan ülkede “HUZUR” operasyonları düzenledi ki huzur geri gelsin…

Tam o anlarda birini enseden diğerini topuktan vurdular.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.