1. YAZARLAR

  2. Halil Sadrazam

  3. Huzur mu? Savaş mı?
Halil Sadrazam

Halil Sadrazam

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Huzur mu? Savaş mı?

A+A-

Akdeniz’in doğusundaki deniz ulaşımını, petrol ve doğal gaz nakliyatını kontrol edebilmesi Kıbrıs’ın jeopolitik önemini artırmaktadır. Kıta sahanlığındaki petrol ve doğal gaz kaynakları ise ekonomik değerini artırmaktadır. Doğu Akdeniz’de bulunan üç trilyon dolarlık hidrokarbon rezervi denizlerin paylaşım mücadelesini yaratmaktadır.

Doğu Akdeniz’e kıyıdaş devletlerin bir kısmı Münhasır Ekonomik Bölgelerini (MEB) ilan ederek komşularıyla ikili antlaşmalar yapmıştır. Kıbrıs Cumhuriyeti de 17 Şubat 2003’te Mısır, 17 Ocak 2007’te Lübnan ve 17 Aralık 2010’da İsrail ile ortay hatta dayalı antlaşmalar imzalamıştır. Suriye ve Libya ile de sınırlandırma antlaşması çalışmaları devam etmektedir.

Yunanistan ise, deniz yetki alanlarına ilişkin olarak, “Girit, Kaşot, Kerpe, Rodos ve Meis hattını esas alarak ortay hatta dayalı deniz yetki alanı sınırlandırması” yapmayı hedeflemektedir. Mısır, Libya ve Kıbrıs Cumhuriyeti ile bir sınırlandırma antlaşması yapmak için uygun ortamı aramaktadır.

Kıbrıs Cumhuriyeti, 26 Ocak 2007’de Kıbrıs’ın güneyinde 13 adet petrol arama sahası ilan etmiştir. 12’nci Parselde ilk doğal gaz ABD’nin Noble Energy Şirketi tarafından çıkarılmıştır. 10’ncu ve 11’nci bölgelerde Fransız TOTAL, 2’nci, 3’ncü ve 9’ncu bölgelerde İtalyan ENI ve Koreli KOGAS firmalarının çalışmaları sürdürülmektedir.

Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin “1982 tarihli BM Deniz Hukuku Sözleşmesi”ne göre komşularıyla yaptığı sınırlandırma anlaşmalarına ve MEB alanlarına itiraz etmektedir. Kıbrıs’ın batısında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kıta sahanlığı hakkını yok sayarak 1,4,5,6,7 numaralı parsellerde hak iddia etmektedir. Diğer yandan KKTC’nin varlığını ve kıyı uzunluğunu savunarak Kıbrıs’ın doğusunda 1,2,3,8,9,12,13 numaralı parsellerde de KKTC’nin haklarını öne sürmektedir.

Türkiye bugüne kadar sadece Karadeniz’de MEB ilan etmiş Ege ve Akdeniz’de ise ilan etmemiştir. Türkiye “BM Deniz Hukuku Konferans Kararlarına” imza atmamıştır. Taraf olmadığı anlaşmalarla kendini yükümlü saymama ilkesi ancak kendi sınırları ve ihtilaflı diğer devletin sınırları arasında kalan bölgede geçerlidir. Gerginlik nedeni olan 9’ncu parsel ise Kıbrıs’ın güney doğusunda olup Türkiye’ye çok uzaktır ve bu kapsamda değildir. Bölgedeki anlaşmazlığın ve gerginliğin temeli Türkiye devlet ve hükümet yöneticilerinin yaklaşımıdır.

4 Mart 1964 tarihli BM Güvenlik Konseyi 186 No’lu kararından beri Kıbrıs Cumhuriyeti adına uluslararası işlem ve girişim yapma hakkı Türkiye’nin de izniyle Rumlara bırakılmıştır. Siyaseten itirazlar yapılsa da uluslararası hukuk bakımından bu hakkın kullanılması engellenemez.

Avrupa’nın enerji ihtiyacının Rusya etkisinden kurtarılması önemi bir projedir. Bunun bir parçası olan İsrail-Kıbrıs-Mısır işbirliği Türkiye’nin rolünü ve alacağı payı küçültmektedir. Ayrıca, üç ülke de Türkiye ile çeşitli alanlarda sorunlar yaşamaktadır.  Türkiye onlara gözdağı verme ve daha çok pay kapma telaşındadır. Yaratılan sorun Kıbrıs’ta görüşmelerin kesilmesinin ötesinde çok risklidir.

Kendi MEB’de devletlerin bazı sorumlulukları ve hakları vardır. Başka devlet gemileri bu alanları sivil amaçlarla kullanabilirler hatta kablo ve/veya boru hattı döşeyebilirler. Ancak bu alanlarda ilgili devletin izni olmada ekonomik faaliyette bulunamazlar. Düşmanca ve/veya tehdit edici bir tarzda bu alanı ihlal ederlerse bu alanın sahibi devletin ihlali yapan gemiyi izleme ve tutuklama hakkı vardır. Ayrıca, bu bölgeye kurulacak yapay bir adacık ve/veya platformun 500 metre yarıçapındaki bir alan o devletin ülkesinin bir parçası olarak kabul edilir. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bulabileceği güvenilir desteklerle ve kurabileceği ortaklıklarla bir Türk harp gemisine karşı yapabileceği eylemler, bir savaşın fitilini de ateşleyebilir.

İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nın, “Güney Kıbrıs’ın egemenlik haklarından doğan MEB’de mineral kaynaklar araştırmasını tanıyoruz ve bu kaynakların Kıbrıs'taki tüm toplumların faydası için araştırılması gerektiği yönündeki görüşümüzün aynı kaldığını ifade ederiz. Türkiye’nin, Güney Kıbrıs’ın MEB alanında araştırma yapma duyurusu gibi olaylar, gerginliği artırmaktadır” şeklinde açıklaması çok anlamlıdır. ABD Kongresi, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin MEB’de egemenlik hakları olduğunu hatırlatarak Türkiye’nin son eylemlerinin yasa dışı olduğunu ifade etmiştir. Hollanda Senatosu Başkanı, Türkiye’nin uluslararası hukuk gereğince Kıbrıs Cumhuriyeti’nin MEB’deki egemenlik haklarına saygı göstermesini istemiştir. Rusya Dışişleri Bakanlığı da Kıbrıs’ta tek yanlı eylemler ve güç gösterisinin kabul edilemez olduğunu, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz’deki durumun endişe verecek kadar kötüleştiğini kaydetmiştir.

***

Hidrokarbon yatakları bir yönüyle Kıbrıs için büyük bir zenginlik, diğer yönden yeni çatışmaların nedeni olabilecektir. Yeni Cumhurbaşkanı adayı Mustafa Akıncı, bu konu çerçevesinde Kıbrıs’ta bir çözümün önemine dikkati çekmekte ve özetle şöyle demektedir:

Biz hoşlanmasak da uluslararası hukuk içinde bir işlem yapılmaktadır.

Sorunun çözümü savaş gemileri ile olamaz. Bu sadece Rumların masadan kaçmasına gerekçe olur.

Gerekli olan savaş gemileriyle değil akılla sorunu çözmektir. Savaşla sorun çözme dönemi geçmiştir. Yapılması gereken diplomasiyle bu işleri halletmektir.

Çözümün geciktirilmesi yeni gerginlikler ve istikrarsızlıklar demektir.

Ortada olan zenginlik Kıbrıslı Türklerin ve Kıbrıslı Rumlarındır. Bir anlaşma ile çözüm olmadıkça ve biz de bu çözümde yerimizi almadıkça bu zenginlikten faydalanmayız.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.