1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. İçinde Kıbrıslı olmayan Kıbrıs gezisi...
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İçinde Kıbrıslı olmayan Kıbrıs gezisi...

A+A-

Sahillerimizi dolduran kumarhanelere, otellere hiç gitmemiştim.

Gidersem kendimle ters düşerdim.

Ülkemizi işgal ettiler, güçlerini kullanarak da değerli her neremiz varsa doldurdular.

O yüzden gitmemiştim.

Niyetim de yoktu.

Ta ki o güne kadar...

Gittiğim günün hiç önemi yok.

Çünkü başka zaman da gitsem, göreceklerim değişmeyecekti.

Davet edenler, “gelmelisin” dediler...

Kıramadım.

Bu bahane ile bir seferlik gider kendi toprağımızda ne iş çeviriyorlar bakmış olurum,dedim, gittim.

Arkadaşlarla gösterilen masaya oturdum.

Masa, beyaz örtülüydü.

Üstünde, içinde mum yanan bir fener türü ışık vardı.

Tabaklar masaya dizilmişti.

Bardaklar da öyle.

Sosyetenin alışık olduğu biçimdeydi tabak kenarlarında olan gereçler.

Tabağın sağında ve solunda üç, önünde bir olmak üzere dört takım çatal bıçak seti vardı.

Boy boydular.

En dıştaki takım ordövr tabağı, ortadaki esas yemek, içteki salata ve öndeki de meyve veya tatlı içindi.

Garson geldi...

-Ne içersiniz, diye sordu.

-Anglia, dedim...

Yüzüme baktı, düşündü...

-Yok, dedi.

-31’cik olsun, dedim.

O da yokmuş.

-Peki, VSOP, Keo Beer, Komandaria... 

Garson hiçbirini duymamıştı ama çok iyi Doluca şarap, Yeni Rakı, Anadolu marka rakı varmış...

Mecburen, “rakı” dedik, bekledik.

Servis tabağında haydari, yaprak sarma, kuşkonmaz, Arnavut ciğeri vardı.

Ardından, şefin sosu eşliğinde avcı böreği geldi.

Derken içinde ekşi olmayan iki yaprak marul, bir yaprak nane ile kırık ceviz olan şefin salatası.

Ve esas yemek, sote ıspanak, fırın patates, demi glace sos ile Izgara antrikot...

En sonunda da Tiramisu ile meyve tabağı...

Otele girerken tedirgindim.

Tedirginliğim, orası bana yabancıydı.

Haliyle etrafta Kıbrıs’a ait bir imaj aradım, bulamadım.

Girişte karşılayan güvenlik...

Kapıda duran otel görevlisi...

Resepsiyonda çalışan...

Bahçedeki bahçıvan...

Yoldaki refakatçı...

Bir tane Kıbrıslı göremedim orada.

Servisteki mezeler...

Tabaktaki et...

İçilen içkiler, içkilerin servis edildiği bardaklar...

Hatta çatal, bıçak...

Sahnede şarkı söyleyen kız...

Arkasında çalan davulcu...

Kemancı ve klavyeci...

Kamera ile çekim yapan zat...

Hiçbir şey Kıbrıs’a ait değildi.

Gözlerimi kapattım.

Ha Antalya ha Mağusa’daki Nuh’un Gemisi.

Sahi Nuh’un Gemisi, Artemis ve diğerleri...

İşgal ettikleri yerlere karşılık Kıbrıslıtürklere ne katkıda bulunuyorlar?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.