1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. İdeolojier öldü ya?...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İdeolojier öldü ya?...

A+A-

İdeolojiler, gerçekten öldü mü? Sovyet deneyiminin başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra, Fukuyama’dan başlayıp (Tarihin Sonu) bir dizi Amerikalı yazar, bunu ileri sürdü; etraftaki müridleri de tekrarladı! Propaganda’nın meşhur ilkesidir, bir yalanı istikrarla tekrarlarsanız, inananlar çıkar! Son zamanlardaki tartışmalara bakıyorum…

Alın Türkiye’deki “ulusalcılar”ı? Bunların büyük çoğunluğunun geçmişte Maocu olması, geriye kalanların da hazretin Üç Dünya Teorisi’ne inandıklarının (örneğin Mümtaz Soysal) bilinmesi, acaba rastlantı mı? Aynı felsefe devam ediyor! Adı söylenmiyor sadece…

Bu söylentinin tek bir sonucu var, bazıları, oturup bunların hepsini okuyup da ondan sonra konuşmak gibi zor bir işi atlayarak, gene de söz sahibi olunabileceğini sanmak gibi bir gaflet içinde debeleniyor…

Geçenlerde bir tv programında, muhatabım, bir yandan “ideolojiler öldü” derken, öte yandan da toplumun korperasyonlar şeklinde örgütlenmesini savunuyordu! “Bu Mussolini’nin de fikri idi… Uyguladı da… 60 milyon insanın ölümünden de sorumludur bu politika! İlk defa senin aklına gelmedi yani… Faşizm diye bir şey var ya onun toplumsal örgütlenme modelidir!” dedim… Bir şey diyemedi… Okumamış, bilmiyor… “Öldü” demişler… Kolayına gelmiş!

Geçen gün, bir gazetenin bir köşesinde, 4. Enternasyonal’in savunduğu şeylerin, ilk defa kendi aklına geldiğini zanneden bir köşe yazısı okudum! Yazarın, kendi keşfettiğini sandığı görüşleri, elli yıl önce Troçki savunmuş! İsaac Dautschner falan da tekrarlamış! Sonuç? Mal meydanda…

Güney Amerika’daki Fokoculuk’u bilmedikleri için, o görüşleri de tekrarlayanlar var! Ché’nin güzel yüzü, özendiriyor… Douglas Bravo’dan haberleri yok tabii… Ne de olsa Ché kadar güzel değil ! Ve sonra, ideolojiler öldü, öğrenmeye gerek yok!

İki yüz yıl önce söylenmiş şeyleri, terennüm et, haberin olmadığından, yeni şeyler söylediğini zannet… Bir süre önce, Thomas Hobbes’un 1530 larda söylediği şeyleri, “yeni perspektif” diye tekrarlayan bir arkadaştan bahsetmiştim… Daha da ilginci, Platon’un üç bin yıl önce önerip, üç bin yılda yüz bin kere yanlış olduğunun kanıtlandığı bazı düşüncelerinin, bu habersizlik dolayısıyla ısıtılıp yeniden masaya getirilmesidir! Klâsikleşmenin tanımı da budur zaten! Savunduğunuzun ya da yazdığınızın, zaman ve zemine bağlı olmadan, her zaman her yerde tekrarlanabilmesi! Platon büyük, özgün ve klâsik, yanlışlarının bile otuz asır sonra tekrarlanabilmesi bunun kanıtı ama tekrarlanan açısından… Tekrarlayan değil…

“Öldü”ğüne inanıp, Platon’dan tutun; Douglas Bravo’ya; Lenin’den Troçki’ye, Mussolini’den Hoobes’a; Mao’dan Dautshner’e tarihte her kim hangi konuda ne yanlış yaptıysa, onların arasında dansetmek izninizle “doğru”yu bulmaya yardım etmez! “Yeni” her birimizin ilk defa aklına gelen şeyler, değildir… Gerçekten, “söylenmemiş” şeyler söyleyebilmektir… Bunun için de önce “söylenmişler”i bilmemiz gerekir!

İdeoloji, bilmem ne “izm” demek değildir… Yaşama ve evrene bakışın metodudur! “Öldü” demek bile bir ideolojidir! Onun için, ölmez! Zaten bunu söyleyen de insanlar bir kafa karışıklığı içinde çırpınırlarken, kendi ideolojisinin tek ideoloji haline gelmesinin yolunun açılmasına fırsat tanımak için söyledi… Ama büyük bir çoğunluğu, insanlığın düşünsel geçmişini öğrenmek gibi zor bir işten kurtardığı için, popüler oldu… Kolay! Bir yanlıştan, bir başka yanlışa doğru pupa yelken giderken, bardan mardan kafa kaldırıp okumaya kapanmak gibi zor bir işten kurtulduğunu sananlara, gün doğdu… Salla gitsin…

Netten birkaç aforizma da bul, filozof rolü bile oyna!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.