1. YAZARLAR

  2. Özgün Kutalmış

  3. İki çılgın ve utanç
Özgün Kutalmış

Özgün Kutalmış

Gündem Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

İki çılgın ve utanç

A+A-

Geride bıraktığımız haftaya 2 çılgın Devlet Başkanının neredeyse üçüncü dünya savaşına yol açabilecek olay yaratmaları ve Brüksel’de yapılan ve sonuçları Türkler için, bana göre bir utanç vesikası olan TC-AB zirvesiydi.

                                               ***

Salı günü Türk uçakları tarafından düşürülen Rus uçağı, neredeyse üçüncü dünya savaşına yol açabilecek bir olaydı. Karşılıklı söz düellolarının devam ettiği bu günlerde, Suriye savaşının başta Türkiye olmak üzere, başka ülkeleri de kapsayacak şekilde genişleme tehlikesi halen devam etmektedir. Erdoğan’ın düşünce olarak tıpa tıp bir benzeri de Moskova’da iş başındadır. İktidarlarını sağlamlaştırmak için bu iki çılgın devlet başkanının yapamayacağı hiçbir şey yoktur. Türkiye’de 1 Haziran seçim yenilgisinin ardından adeta bir iç savaşın fitilini ateşleyen Erdoğan’ın, Suriye sorununda da ne yapacağı belli değildir. Bilhassa Amerika’nın kışkırtması ve sahte desteğine kanarak bir çılgınlık yapması hiçtendir. Bir Bayırbucak Türkmeni diye tutturarak Türkiye’yi ilelebet parçalara bölecek maceralara girişebilir. Halbuki Bayırbucak yerin coğrafi adıdır. Orada bulunan Türkmenler de Halep Türkmenleridir. Orada savaşanların çoğu da Türkiye’den oraya giden ülkücü ve alperen ocakları mensuplarıdır. Nitekim matah bir iş yapmış gibi pilotları vurduk açıklamasını yapan sözde general de Elazığ’li bir ülkücü imiş. Rusya’daki çılgının Türkiye’ye müeyyide uygulayıp Türkiye’yi cezalandıracağım derken, kantarın topuzunu kaçırdığını görmekteyiz. Örneğin Rusya’da okuyan Türk öğrencilere Rusya’yı terk etmeleri için 24 saat süre vermiştir. Bir süper gücün böylesine basit düşünen, despot kafalı biri tarafından yönetilmesi dünya adına talihsizliktir. Türkiye’nin benzer düşüncelere sahip bir diktatör tarafından yönetilmesi de Türkiye halkı için de talihsizliktir.

                                              ***

29 Kasım’da Brüksel’de yapılan TC-AB zirvesi bana göre sonuç açısından Türkler için bir utanç vesilesi olmalıdır. AB’ne tam üye olabilmek için adeta canını yiyen Türkiye’ye rağmen, AB Komisyonu Başkanı Donald Tusk zirve sonrası ısrarla vurguladı. Tusk’a göre “AB-TC zirvesi, TC-AB ilişkilerini geliştirmekten ziyade AB ülkelerine göçü önlemek içindi”. AB ve Amerika kendilerinin  yarattığı göçmen krizini Türkiye’nin ağzına bir parmak bal çalarak kendilerinden uzak tutmaya çalışıyorlar. Şöyle ki, Türkiye göçmenleri AB sınırlarından uzak tutarsa AB Türkiye’ye parça parça 3 milyar euro yardım yapacak. Bu yardım Türkiye’de alıkonan 2.5 milyon göçmenin yaşam koşullarını iyileştirmede harcanakmış. Yani Türkiye AB ülkelerinin hatırına bir toplama kampına dönüştürülecek. Eğer Türkiye sözünde durur ve göçü önlerse, AB ile müzakerelerde 17. başlık olan Ekonomi Başlığı müzakerelere açılacak. Devamında Türkiye sınırlarını mültecilere kapatacak önlemleri de alırsa, 1 yıl sonra Türk vatandaşları AB ülkelerine vizesiz gidebilecekler. Ancak Kıbrıslı Rumların açıklamalarına göre AB ülkelerine vizesiz gidebilmek o ülkelerle karşılıklı anlaşmalarına da bağlı olabilecek. Bana göre AB’nin Türkiye’ye dayattığı şartlar, Osmanlıya dayatılan kapitülasyonlara benzemektedir. Eğer bize göçmen gelmesini engellersen sana parça parça 3 milyar euro vereceğiz. Ayrıca bize daha iyi bir yaşam için sığınanları da sana geri göndereceğiz. Sözünde durursan, çoktan açmamız gereken vetolu 15 başlık dışında kalan bir başlığı açacağız ve bir yıl sonra da yurttaşlarına vizesiz dolaşım hakkı vereceğiz. Eğer AKP iktidarı olmasaydı, Atatürk Türkiyesi’nin buna vereceği cevap “Has…. tirin” olmalıydı. Olmadı ve Türkiye’lilerin başı öne eğildi. Vetolu başlıkların ne zaman açılacağı belli değildir. Üstelik yolsuzlukların üstünü örten, basını susturan, İşid’le ilişkileri açığa çıkmış bir iktidara sahip, 20 milyon insanı açlık sınırının altında bir gelire sahip Türkiye’yi AB şimdi içine alır mı? Üstelik seksen milyona dayanan Müslüman nüfusa sahip Türkiye’yi AB hiçbir zaman tam üye olarak içine almayacaktır. Buna rağmen bizim bazı çok bilmişler, AB’nin Türkiye’ye dayattığı ahlâksız teklifi olumlu bir gelişme olarak yorumluyorlar.      

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.