Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İki deli

A+A-

Tıp Fakültesi’nde okurken, en çok ilgimi çeken konulardan biri de psikiatri idi…

Psikopati tanımına bayılırdım örneğin:

“ Sokakta gezen psikopatlar, içerde yatanlardan çok daha fazladır” diye başlardı!

Ve anlatırdı ki psikopati, parlak bir kişilik gibi yansır…

Ve hatta lider gibi de görünür!

Psikopat ile liderin farkı, yenilgide ortaya çıkar.

Lider, düzenli bir biçimde geri çekilir; psikopat ise bozguna uğrayıp, hezeyanlara sığınır!

Bu anlamda, tarihte birçok “deli” vardır ama iki tanesi, çok hoşuma gider.

Örneğin, Mösyö Charles Marie de La Condamine’i hiç işittiniz mi?

1719’da İspanya ile Fransa arasındaki Güller Kalesi Kuşatması esnasında meşhur olmuş.

Kafasına kıpkırmızı bir başlık giyerek dolanmaya başlamış.

İspanyol topçusu bunu farkedip de nirengi noktası olarak kullanmaya başlayınca, vurulacağı konusunda onu uyaran üslerine, “ Ben İspanyol topçusunun, isabet oranını merak ediyordum!

İyi değiller...” demiş...

Bir İstanbul gezisinde, birine falaka ile dayak atıldığını görünce, gidip küçük bir suç işlemiş.

Böylece, falakanın verdiği acının nasıl olduğu konusundaki merakını gidermiş.

Krala suikast işlemeye kalkıp, bunu başaramayan birini, kral kol ve bacaklarından dört ata bağlanıp, atların kırbaçlanması suretiyle idama mahkûm etmiş!

İnfaz esnasında muhafızlar, cellâtlar arasında meslekten olmayan bir kaçağa rastlayıp, onu halkın arasına kovalamışlar.

Kaçak halka doğru koşarken, “merak ettim ne var?” diye, başcellat da “çok yetenekli, iyi bir çırak olur, bırakın” diye bağırmaktaymışlar.

Amatör cellâdı, tabii ki tanıdınız: de La Condamine!

Fransız Bilimler Akademisi, 1734’te dünyanın elips biçiminde olduğunu kanıtlayacak ve ekvator’un uzunluğunu saptayacak bir bilim heyetini, Ekvador’a göndermeye karar verir.

de La Condamine, allem eder, kallem eder, heyete katılır.

Yolu tutup, Ekvador’a gider...

İki seneden fazla bir zaman dağ taş dolaşıp, heyetteki en aktif adam olur.

Bilimsel kanıtlar ortaya çıktıktan sonra geriye dönmez, Amazon ormanları’na dalar...

Birkaç sene ortaya çıkmaz.

Sonra, birgün ansızın Fransa’ya çıkagelir. Yanında suçiçeği aşısını, kauçuk’u ve kinin’i getirmiştir.

Yetmiş üç yaşında, genç bir cerrahın yeni bulduğunu iddia ettiği bir ameliyat yöntemini kanıtlaması için ameliyat masasına yatar ve bir daha kalkmaz!

Yöntem, yeterince doğru değilmiş!

Mösyö Nikola Chauvin’i bilir misiniz?

Napolyon’un ordusunda, askermiş. Millet savaşırken bu cart curt eder, bağırı çağırır, savaştan sonra da övünürmüş.

Orduda herkes bunu tanır, zart-zurtuna gülermiş gülmesine ama çıkardığı onca gürültünün hatırına, birkaç da madalya verilmiş buna.

Bonapart iktidardan düşünce, kendisini  ordudan çıkarmışlar ama o, bu defa da madalyalarını göğsüne asar, kapı kapı dolaşır, atıp tutmaya devam edermiş.

Herif önemsiz ama tarihe önemli bir tanım bıraktı:

Chauvinizm! Şovenizm yani...

Buyurun size iki “deli”!

Birinin zararı yalnız kendine…

İnsanlığa faydası bile var…

Ötekininki, çağları aşıyor…

Delidir, ne yapsa yeridir, dememek lâzım…

Deli var, delicik var…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.