1. YAZARLAR

  2. Özgün Kutalmış

  3. İki etkinlik ve Kıbrıs gerçeği 2
Özgün Kutalmış

Özgün Kutalmış

Gündem Kıbrıs
Yazarın Tüm Yazıları >

İki etkinlik ve Kıbrıs gerçeği 2

A+A-

Cuma günkü yazımda iki etkinlikten biri olan Hilton’daki resepsiyonu yazmıştım. İkinci etkinlik ara bölgedeki Dayanışma Evinde yapıldı. AB Kültürel Miras Ödülü / Europa Nostra bu yıl Dayanışma evine verildi. O törene katılamadım. Ancak katılan dostlarla konuştum. Törende Europa Nostra Başkan Yardımcısı İrina Subotic konuştu. Konuşmasının sonunda “Thank you ve efharisto” diyerek kürsüden inmiş. Bir dostum ben kürsüye uzaktım, yoksa “Teşekkür ederim” diye bağıracaktım dedi. Yani Dayanışma Evindeki etkinlikte de, Hiltondaki etkinlikte de Kıbrıs Türkleri hep yok sayıldı. Var olan sadece Kıbrıslı Rumların işgâli altındaki Kıbrıs Cumhuriyetiydi. Hani Kıbrıslı Türklerin de siyasi eşit kurucu ortağı olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti. Sözde iki toplumlu bu tip etkinliklerde yani yabancıların da katıldığı etkinliklerde hep sözde Kıbrıs Cumhuriyeti vardır. Rumlar da 50 yıldan beri Kıbrıs Cumhuriyetinin tek sahibi gibi davrandıkları için, sürekli olarak Kıbrıslı Türkleri küçümsemektedirler. Adanın %37’sini kaybetmelerine sebeb olan Türkleri küçümseme ve önemsememe huylarından halâ daha bir türlü vazgeçemiyorlar. Kıbrıs Sorununa müdahil olan veya olmayan tüm ülkelerin ve dünya örgütlerinin Kıbrıs Cumhuriyeti diye Rumların işgâlindeki cumhuriyeti tanımaları yüzünden de Kıbrıs Sorunu hiçbir şekilde çözülemeyecektir. Yeni BM temsilcisi Eide ise geçtiğimiz hafta bizim basına verdiği demeçte, “Görüşmelerin ikinci safhasına geçileceğini, sorunun çözülmesini engelleyecek büyük ayrılıklar görmediğini” söylemiş. Eide ya bakar kördür veya henüz daha gözleri açılmamıştır.

                                        * * *

Kıbrıs Sorunun bana göre en zor ve çözümlenmesi çok zaman alacak kısmı “Yönetim ve güç paylaşımı” müzakereleridir. Düşünün ki 1960’da doğan bir Rum hayatında ne bir Türk polis, ne üst ne de alt düzey bürokrat, ne bakan, ne doktor, ne başkan veya yardımcısı, Türk mühendis mimar, muhtar, kaymakam görmemiş ve onlarla iş yapmamıştır. Kıbrıs Cumhuriyeti onun hep hatırladığı gibi bir Elen Cumhuriyeti idi. Her yerde Rumlar görevliydiler. Şimdi ona Yönetimde Türklerin de söz sahibi olacağı bir idari mekanizmayı kim kabul ettirebilir? Bir Türk Başkan yardımcısı veya eğer kabul edilirse dönüşümlü başkanlıkta bir Türk Başkanı, bakan, ve müsteşarları Kıbrıslı Rumlara kim kabul ettirecektir? Deli Türk diye belletilen Türklerin önünde hangi Rum ceket iliklemeyi hazmedebilir? Tekrar ediyorum “Yönetim ve Güç Paylaşımı” “Toprak” konusundan da önemlidir. Mal mülk sahiplerinin çoğu ölmüştür. Mirasçılarının da Güneyde kurdukları bir düzenleri vardır. Neticede toprak konusu takas, iade ve tazminat yolu ile bir şekilde halledilecektir. Ancak görüşülmekte olan Federal Devlette Rum dostlarımız yönetimi bizimle paylaşmayı hazmedebilecekler mi? Maalesef. Çünkü bugün oldu Kıbrıslı Rumlara gerçekler ne kilise ne de yönetimleri tarafından söylenmiyor. BM olsun AB olsun, eğer dünya  Kıbrıs Sorunun çözümünü gerçekten istiyorsa Rumların işgâli altındaki Kıbrıs Cumhuriyetini tanımaktan vazgeçmeli ve o şartlar altında Türk ve Rum görüşmeciler masaya oturmalıdır. Ben 1960’taki anayasal haklarımıza sahip çıkılmasını hep savuna gelmişimdir. Konuştuğum tüm Rum yetkililer Anastasiadis dahil imkânsız demişlerdir. Yani 1960’da kurulan Cumhuriyette gasbettikleri haklarımızı bile vermeye yanaşmayan Rumlarla Birleşik Kıbrıs’ı nasıl yaratacağız? Ben dünyanın Kıbrıs Rumlarını Kıbrıs Cumhuriyeti’nin yasal sahipleri olarak tanıdıkları sürece, şov devam etsin diye hiçbir iki toplumlu etkinliğe katılıp mastürbasyon yapmayacağım.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.