1. YAZARLAR

  2. Ali Tekman

  3. İki final, iki aynı skor ama farklı “son”…
Ali Tekman

Ali Tekman

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İki final, iki aynı skor ama farklı “son”…

A+A-

Değerli kardeşim Rasıh Reşat’ın Çarşamba gün telefonla arayarak yaptığı “Lefke-Çetinkaya kupa finaline birlikte gitme” teklifinin üzerine balıklama atladım.

Lefke’nin yanılmıyorsam 1971-1972 sezonunda İkinci Ligten Birinci Lige çıkarken, aynı zamanda o dönem “Kıbrıs Kupası” adını taşıyan ve enaz Lig Şampiyonluğu kadar önemi olan kupayı da alan efsanevi kadrosunun resimlerinin basıldığı tişörtleri giyen coşkulu taraftarları görünce de gerçekten heyecanlandım.

Buna ilaveten… Aynı gün Kıbrıs’ın Menekşe-Beyazlı ekibi Lefke TSK bir kupa finaline çıkarken, İspanya’nın Menekşe-Beyazlı takımı Real Madrid’in de kupa finaline çıkacak olması, benim için o günü daha da anlamlı kılmaktaydı.  Fenerbahçe’nin yanısıra, her maçları beni gerçekten heyecanlandıran iki takımdır Lefke TSK ve Real Madrid…

Her iki maçı da Menekşe-Beyazlıların kazanacağına inanıyordum. 

Real Madrid 1-0 kazandı ve İspanya Kupası’nı kaldırdı.

Lefke de 1-0 kazandı ama kupayı kaldıramadı.

“Lefke de kazandı” diyorum çünkü 68’inci dakikadan itibaren 10 kişi oynamasına rağmen, rakibini sürklase, oyunu da domine eden Lefke, benim vicdanımda kazanmış ve hak etmiştir o kupayı… Lakin maç sonuna eklenen beş dakikalık uzatmanın da sonunda verilen bir penaltıyla kırmızı kartın sebep olduğu olaylar nedeniyle İspanya’daki renktaşı Real Madrid’in yaşadığı kupa mutluluğunu yaşayamadı.

                                           *                   *                   *

Şimdi… Biliyorum ki… Bu istenmeyen olayların tüm suçu, Lefkoşalı meşhur birtakım “spor yazarları” tarafından Lefke seyircisine mal edilmeye çalışılacak.

Lakin bizim de – Allaha şükür – gören gözlerimiz ve bir algılama yeteneğimiz var. Tahrikin ne olduğunu da bilenlerdeniz. Bazı hakemlerin “dengeci” maç yönetme psikolojisiyle kontrolü nasıl elinden kaçırabildiklerine az mı tanık olduk?

 Bence haksız bir uzatma dakikası olan 90+5+1’deki hakem kararları da haksızdı, adil değildi.

Çetinkaya taraftarından enaz 10 misli fazlaydı tribünlerdeki Lefke taraftarları… Adil olmayan kararlar ve tahriklerle öfke sağanağı haline dönüşmeleri ise an meselesiydi. Kontrolü iyice kaybeden hakemin kararlarından sonra Rasıh Reşat bana dönerek, “reis bu maç sanırım bitmez, sıkıntılıyım” dedi.

Öyle de oldu. 90+5+1’de, kafasıyla topu kale önünden uzaklaştırmasına rağmen, ikili mücadeleye girdiği rakip oyuncunun yere düşmesiyle Lefkeli futbolcuya kırmızı kart gösteren ve penaltı veren hakem, oyunun seyrini aniden değiştiriyor ve muhtemel uzatma devrelerinde 9 kişi kalacak olan Lefke’yi de adeta mahkûm ediyordu.

                                           *                   *                   *

Şimdi… Çetinkaya, merhum değerli Başkanları Urcan Vangöl isminin verildiği bu kupayı mutlaka kazanmak istiyordu ve bu da saygıyla karşılanacak doğal bir motivasyondu.

Lefke de, bu yıl rahatlıkla üçüncü bitirebileceği Lig’den ziyade, son haftalarda  “Lefke efsanesini” yeniden yaşatacak bir hedefe odaklanmıştı.                           

Maçın tansiyonu ağırdı anlayacağınız…

Ama ne o ölçüde futbol oynayan bir Çetinkaya vardı… Ne de bu tansiyon oranında emniyet tedbiri ve maçın ağırlığını kaldıracak hakem…

Yine de 90+5+1’de tribünlerden atlayan taraftar sayısı çok değildi ve Lefkeli yöneticilerle birkaç polis memurunun kontrolünde tribün önünde kalmışlar sahaya girmemişlerdi.

Ancak Çetinkayalı bazı futbolcuların, görebildiğim kadarıyla kendi oyuncularını hakemden uzak tutmaya çalışan bir Lefkeli taraftara saldırması, Lefke tribünlerini de sahaya doğru hareketlendirdi. Akabinde Çetinkaya tribünlerinden koltukların sahadaki Lefkelilere fırlatılması ise “maçın sonunu” hazırladı.

Sporda şiddeti kimse arzulamaz ve onaylamaz.

Lakin bu konularda kalem oynatanlar ve Federasyon, KKTC’ndeki siyasi rejimin uzun yıllar gazabına uğrayan mağdur Lefke insanını ve bazı tahrikleri de iyi analiz etmek durumundadırlar. Aksi takdirde bu ülkede hiçbir maçın sonunu kestirmek mümkün olmayacaktır.

Ne gençliğimi geçirdiğim semtin güzide kulübü Çetinkaya’ya, ne de pek çoğu arkadaşım olan değerli üyelerine bir sözüm olamaz.

Takımları da maç içinde birşeyler yapmaya çalıştı ama oynayamadı, silik kaldı. Onlar bile hakemin maçın ağırlığının altında kaldığını söylüyorlardı zaten… Bu yüzden itilip kakılan hakem için de gerçekten üzüldüm.

Bu yazının kaleme alındığı sırada Lefkoşa Merkezi Futbol Federasyonu tam da beklenildiği gibi bütün olayların sorumluluğunu acımasızca Lefke Türk Spor Kulübü’ne yükleyip kupayı resmi eller kanalı ile arzu edilen yere armağan etti.

Bundan sonra ne yapılması gerektiğini siyasi rejimin 35 yıldır gazabına uğrayan Lefkliler düşünecek.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum