1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. İki geçiş hikâyesi…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İki geçiş hikâyesi…

A+A-

Savaş oldu.

Dağlar patladı.

Ormanlar yandı.

Gelen asker “sizi kurtardık” dedi.

Kurtardık derken ülke yangın yerine dönmüştü.

Ve kurtardık dediği Kıbrıslıtürklerin çoğu hala kendi yerlerindeydiler, “bu nasıl kurtarma” dediler.

Her neyse.

O dönem kötüydü.

Beklemek de çok zordu.

Herkes bir şeyleri bekliyordu ama neyi beklediklerini bilmiyorlardı.

Çünkü çıkartma yapan asker çıktığı yeri aldı, durdu.

Herkes, herkese bakıp soruyordu…

“Şimdi ne olacak?”

Derken haber geldi, “Merak etmeyin herkes kuzeye taşınacak.”

Ve kuzeye taşınmanın zamanını beklemeye başladılar.

Ancak işler iyi gitmiyordu.

Zaman geçtikçe cepte ne varsa bitiyordu.

Bir şekilde kaçmaları gerekenler dağları tercih ettiler.

Ancak babam ve dayım karar vermişlerdi.

Ailecek, arabaya atlayıp kuzeye geçeceğiz…

Ama nasıl geçeceklerdi?

Arkadaşları vardı, polis.

“Gelin” dedi sizi geçireyim.

Güya kapalı kaldığımız Mutallo’dan arabaları ile çıktılar.

Kimse “Nereye vre gumbaro” demedi.

Lefkoşa’ya kadar gittiler.

Kapıya geldiler, yakalandılar.

Polis sorgulamadan sonra arabalara el koydu onları Bafa geri gönderdi.

Bir müddet sonra arkadaşı polis, ”Vre Safa gidin arabanızı alın” dedi.

İzin aldılar.

Babam ve dayım yola koyuldular.

Karakolda polis anahtarları verdi, “Baf’a gidin” dedi.

Babam arabada giderken kimse onları takip etmiyordu, fark etti.

Dayıma, “Yürü be Musa kuzeye” dedi…

Dayım, “olmaz” dedi

Sonra “tamam” diyerek babamı takip etti…

Kapıya önlü arkalı geldiler.

Bariyerde engel yoktu.

Babam tapposladı…

Dayım biraz bocaladı, ardından o da tapposladı.

Rum asker durun tehlike diyene kadar geçtiler.

Dayım arabadan indi…

Eğildi…

Toprağı öptü.

“Şükürler olsun” dedi.

***

Arkadaşlar kapıların açıldığı ilk günlerde ülkelerinin bir yerinden diğer yerine geçtiler.

Geçtiklerinde akşamüzeriydi.

24.00’e kadar geri dönmeyenlere ceza vardı.

Ülke bu.

Başka neye benzer ki…

Geçmişken, havasını almışken geri dönmek olur mu?

Gittiler.

Gezdiler.

Yerlerini gördüler.

Zamanı unuttular.

Döndüklerinde zaman geçmişti.

Kapıya dayandılar.

Nefes nefese, biraz da sürüne sürüne polisin yanına koştular.

Polis bunlara, “Şimdi yandınız” der gibi de baktı.

Bizimkiler yere yattılar.

Toprağı öptüler.

“Şükürler olsun” dediler, yolumuz kaybettik, perişan olduk, korktuk.

Polis ne yapabilirdi ki bu vatansever evlatlarına.

“Korkmayın geçti” dedi, içeri aldı.

Diyeceğim o ki…

Hiç geçmeseydik…

Bugün vize kalktı diye sevinmeyecektik.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.