1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. İki olay öne çıktıydı. Lefkoşa belediyesi ve kadem'in anket sonuçları
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İki olay öne çıktıydı. Lefkoşa belediyesi ve kadem'in anket sonuçları

A+A-

Geçen hafta iki olay öne çıktıydı.  Birisi  Lefkoşa Belediyesi’nde karmaşanın durdurulması ile ilgili alınan  tedbir ve  Kaymakam Dana’nın  doksan günlük süreyle belediyeyi yeniden çalışır duruma getirmek için  görevine başlamasıydı… 

Refikim Bilbay Eminoğlu’nun dünkü yazısından öğrendim.  İlk yaptığı iş  milletin alnı şakkına ayın ortasında,   “hadi su borcunu öde,  ödemezsen keserim”  diyerek faturayı dayaması oldu  bir,  tek yetkili oluşunun her halde yetkisini kullanarak suya astronomik oranda zam yapması  iki!

Ve bir daha anladık.  “Her kurtaran önce kurtardığını beller!” 

Doğruluğu belli olmasa da fıkra yaygın ve bilinendir.  Güya vakti zamanında  Atatürk ile Neyzen Tevfik sinemaya gitmişler,  Tarzan filmini  seyretmişler.  Her zaman olduğu gibi filmin sonunda Tarzan yine  “Aaaa”  sesleri ile ormanı ayağa kaldırırken  bir daldan bir dala atlayıp,  havalarda uçup  tam yamyamlar sevgilisi Jeyini  yiyecekleri  anda  imdadına yetişip kurtarıvermiş.  Sonra da mehtapta Jeynle sevişirken film bitmiş…

Sinemadan çıkışta Atatürk Neyzen Tevfik’e sormuş:  “Filmi nasıl buldun?”   “Vallahi Paşam demiş Neyzen,  şunu anladım.  Her kurtaran sonra dönüp kurtardığını iğfal ediyor!”  

DÖRT AYIN FATURASI YİNE Mİ HALKA.  Bırakın fillerin tepişmesinden ezilen çimenleri.  O belediyede olanları Lefkoşa halkı Rum saldırılarında bile yaşamadıydı.  Üzerlerine bombalar kurşunlar yağdıydı  da  ne ah dediydi ne vah.  Ta ki  kendi Belediyesinin  bombardımanını yaşayana kadar! 

Şimdi işte bu Lefkoşa ahalisine,  “sorunu çözeceğiz” diyerek  yaşadıklarının beterini yaşatıyorlar. Hem de “sizi kurtardık” derlerken!               

*****

VE  KADEM’İN ANKETİ

Bin 22 hanede üç bin 148 kişiyle anket yapmak  “büyük olaydır.”  Geçen hafta bu  anketten çıkan sonuçlarla uğraştık  ve şunu anladıydık.      

BİR: Bu halk illegal olaylardan korkuyor,  korkusundan akşamları sokağa çıkamıyor!  Kendini yüzde 51 oranında güvende hissetmiyor! 

İKİ: Ve halk neredeyse yüzde yüze varan oranda  çevre sorunları ile kirlilikten yakınıyor. 

ÜÇ: Bu kadar yoğun olduğunu bilmiyorduk,  öğrendik.  Gençler sürekli dış ülkelere göç ediyorlar.  Mesela son altı yılda 3 bin 762 kişi dış ülkelere göç etti deniyor.  Bunların arasında aileler de var. Gelirlerin iyicene azaldığı da bir başka gerçek…

DÖRT:  İnsanlar yüzde 60 oranında rüşvetin arttığına inanıyorlar. 

BEŞ:  Ankete katılanlar yüzde 37.8 ile Başkanlık sistemini destekliyorlar. Parlamenter sistemin devamından yana olanlar 36.1’de kalıyor.  Bakanların teknokratlardan oluşmasını,  memurlara ikinci iş yasağı getirilmesini savunanlar önde görünüyorlar…   

ALTI:  “Önümüzdeki hafta seçim olsa”  sorusundan UBP’nin  yüzde 34,   CTP’nin  yüzde 31.7,   DP’nin yüzde 12.7,  TDP’nin yüzde 12.2 ve ÖRP’ün yüzde 5.2 oranlarında oy alacaklarının   sonuçları çıkıyor…

YEDİ:  Seçim sathı mailine girilmeden,  o seçim kampanyalarının ateşleri yakılmadan,  meydanlara düşülmeden,  kimselerin durup oturduğu yerde  “bir hafta sonra  seçim olsa mevcut milletvekilleri ne kadar oy alırlardı” sorusuna  sağlıklı  cevaplar vereceklerine inanmıyorum… 

Ne var ki böyle bir soru  da soruldu ve zannedersem sağlıksız sonuçlar alındı.  Her hal’u kârda halkın şu andaki görüşlerini yansıtması yönünden değerlendirilebilinir. .  

*****

SONUÇLAR ŞUNLARI GÖSTERDİ.

İnsanlar bizzat yaşadıkları  “olaylardan”  etkilendikleri için değil,  türlü çeşitli “unsurların”  yayım,  haber  ve söylemleri ile propagandalarının  “etkileşiminde”  kalarak değer yargıları oluşturuyorlar. 

Tabi bu etkileşimi önemsiyoruz.  Çünkü toplum psikolojisini oluşturuyor.  Dolayısıyle ya şimdilerde olduğu gibi  moralleri bozuyor yahut olması arzu edilen iç barışın  tesis edilmesi gerektiğini çağırıyor.   

VE İŞTE O SORUN:  Bir ara,   “insanlar düşünmek yerine başkalarının düşüncelerini taşıyıp aktarıyorlar”  diyorduk.  Dolayısıyle kendi değer yargılarından çok,  ötekinin berikinin değer yargılarının sahibi oluyorlar…

Bir mahzuru yoktur diyeceğiz de   eğer ailece ceplerine ayda on bin TL’yi aşkın para girerken,  “ne olacak memleketin hali,  battık”  diyerek sefalet felsefesi yapan insanlar,  dolayısıyle timsah gözyaşları döküyorlarsa,  doğrusu gücümüze gider!     

Kaldı ki bulaşıcı hastalık gibi bütün insanları sarmış.  Ya  “bu memlekette yaşanmaz”  diyorlar yahut  “bu hükümet gitsin”  diyorlar. 

Fakat yaşanmaz dedikleri bu memlekette binlercesiyle genç insanın göç yollarına düştüklerinden bile habersiz olmaları bir yana,  “”gitsin” dedikleri bu hükümetin yerine gelecek olanın bugünkünden beter tedbirler almak zorunda kalacağını,  işte asıl o zaman boyunlarının kopacağını da  çokluk düşünüp dert yapmazlar!               

Ne dediydik:   İnsanlar düşünenlerin  düşünceleri ile kararlar verirlerse,  sağlıklı  değer yargılarına varmak mümkün değildir! 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.