1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. İki ülke iki seçim…
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İki ülke iki seçim…

A+A-

Annan Plânı’nın yeni ortaya çıktığı günlerdi. Zamanın Yunanistan Dışişleri Bakanı Papandreu, Kıbrıs’a yaptığı ziyarette, Kıbrıslı Türkler ile de görüşmek istemiş ve bu amaçla bir miktar Kıbrıslı Türk aydın ile Lidra Palas’ta bir toplantı düzenlenmişti. O toplantıda Dışişleri Bakanı, Kıbrıs Sorunu çözülmezse, Yunanistan’ın batacağını söylemişti. Akşam, bütün Kıbrıslı Rum ileri gelenlerin katıldığı ortak toplantıda da Papandreu aynı şeyleri tekrar söyledi… Ön sırada oturan başpiskoposun nasıl homurdandığı, aklımda…

Aradan beş yıl geçti, gördüğüm en donanımlı politikacılardan biri olan Papandreu, bu kez Yunanistan’ın başbakanı oldu… Ve yıllar önce yaptığı tespit, kendisinin başına yıkıldı, Yunanistan battı… Bomba elinde patladı! İstifa etmek bile kendini kurtaramadı, partisi üçüncü sıraya düştü! Bu da hiç önemli değil… Bir parti, düşer, kalkar; kendini düzenler yeniden gelir… Ama memleketteki algı değişmezse… Yunanistan’daki algı da değişiyor! Meclisin çoğunluğu, aşırı sağın eline geçti! Kendisine Führer dedirten bir Neo Nazi, meclise girmekle kalmadı, nerdeyse anahtar parti durumuna da geldi!  Kenar semtlerdeki gecekondularda yaşayan yaşlı göçmenlerin oyları ile politikada kendi rolünü oynamaya hazırlanan Altın Şafak Partisi’nin lideri Nikos Mihaloliakos, seçilir seçilmez bütün dünyada bilinen faşist söylemi, politikasının temeline oturttu! Modern Führer, eskiden bir istihbarat ajanı imiş! Şimdilerde Atina’da kerhane işleten bir pezevenk!

Bir başka aşırı sağ parti Bağımsız Yunanlılar ve öteki aşırı sağcılar Halkçı Ortodokslar Hareketi ile üçünün 53 sandalyesi oluştu. Zaten ılımlı sağ olan ama seçimlerde bunlarla yarışacağı ümidi ile bir ara İstanbul’daki Ayasofya’yı kilise yapmaktan söz etmekten bile çekinmeyen Yeni Demokrasi Partisi ile birlikte, bunlar Yunanistan’ın yeni hükümetini oluşturacaklar! Önümüzdeki aylar, Yunanistan’ın euro bölgesinden atılmasıyla başlayıp, AB üyeliğinin tartışılmasına kadar giden yeni bir sürece gebedir, bilelim.  Bu dönem, Yunanistan ile sorunu olan hiç kimsenin, bu sorunu çözebileceği bir dönem olmayacaktır. Hatta Yunanlılar’ın kendi sorunlarını çözmeleri bile bu dönemde mümkün değildir.

Ekonomik sıkıntı, Yunanistan’ı faşizme iterken; aynı gerekçe Fransa’da tam tersi bir yöne açılmaya yol açtı. İçe kapanmayı, ırkçılığı, yabancı düşmanlığını tahrik eden Cumhurbaşkanı Sarkozy gitti, sosyalist Hollande seçildi! Görevde iken seçim kaybeden Sarkozy, sanırım Fransa’daki ilk örnek! Babası da bir Macar göçmen olan Nikolas, dünyanın başına Fransız ırkçısı kesilmekle kurtulacağını sanmıştı! Güzelden anladığı tartışma kaldırmaz ama politikayı sandığı kadar iyi bilmiyormuş!

İkisi de AB üyesi iki ülkede, aynı ekonomik sıkıntı gerekçesi ile birbirinin tamamıyla zıddı seçim sonuçları, neden alınır?

Birinde, bağımsızlık, demokrasi, refah sadece kendi halkının emeği ile ele geçirilmiş (kolonyalizm de kendi ürünleriydi); ötekinde sahip olunan her şeyi, başkaları ihsan etmiş!

Biri, içine düşülen sıkıntıları sadece kendinin aşabileceğini biliyor ve kemerleri sıkarken, hiç değilse bölüşümün mümkün olduğunca adil olabilmesi için, sola yöneliyor…

Öteki, gene birilerinin bir şeyler ihsan edeceği zan ve zehabı ile içe kapanıp, lâf salatasına sarılıyor! Büyük ama içi boş lâflar söyleyenlere prim veriyor! Mesleki bir terimdir kullanacağım, küfür değil; deyyusun birinden çare murat ediyor…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.