1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. İki yüzyıl geriden bir bakış: Sol ve Birey
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İki yüzyıl geriden bir bakış: Sol ve Birey

A+A-

“ Değişecekseniz, önce yönteminizi değişmeniz gerekir!”

Meğerse biz, ta başından beri, Tarihsel Materyalizm’i, Marx’ın tarihsel determinizm anlayışını da ya yanlış anlamışız veya sonradan şaşırmışız!

Karl Marx, “ Tarihte her ne olduysa, başka türlü olamayacağı için öyle olmuştur” der… Biz bundan, insan iradesinin üstünde bir gücün, her şeyi belirlediğini, onun da ekonomik yaşam olduğu anlamını çıkardık. Oysa, Tarihsel materyalizm ve Marx’ın determinizmi, insanın bir tür yüce ruh önündeki çaresizliğinin izahı değildir. Yüce ruh’a ister “Allah” deyin, ister “ideoloji”, isterseniz “toplum”! Buna “parti” de diyebilirsiniz.

Engels, Bloch’a yazdığı bir mektupta şöyle diyor: “ “ Tarihimizi biz kendimiz yaparız ama her şeyden önce çok belirlenmiş öncüllerle ve koşullar içinde… İnsanların beyinlerine musallat olan gelenekler bile, kesin belirleyici olmasalar da, bir rol oynarlar… (K.Marx- F.Engels. Seçme Yazışmalar. s.236 Sol Yayınları Ankara 1996) “… Ne var ki bireylerin istençlerinin… istediklerini sağlayamamaları, ama hepsinin de (ortak istençte) , ortak bileşkede kaynaşmış olmaları olgusundan, (bireysel iradelerin NB) sıfıra eşit oldukları sonucu çıkarılmamalıdır.” (K.Marx- F.Engels. Seçme Yazışmalar. Sol Yayınları Ankara 1996. s.237 )

Peki, “bireyin” toplum ve tarih önündeki rolünü belirleyen nedir?

Toplumsal irade, son tahlilde her bir bireyin iradesinin katılımı ile elde edilen, bir ortak bileşkedir. Bunu oluşturan bireyler ne kadar yetkinseler, ortaya çıkacak irade de o kadar yetkin olur. Çünkü:

“ “materyalist tarih anlayışına göre tarihte belirleyici etken, son kertede gerçek yaşamın üretilmesi ve yeniden üretilmesidir… Her ne kadar maddi yaşam tarzı ilk nedense de bunun, ideolojik alanların bunun üstünde bir etkide bulunmamasını ve onu etkilemesini dışlamadığını ama bunun ikincil bir etki olduğunu keşfetmediyse (bir) adam incelediği konuyu kuşkusuz anlamamıştır…( age s.233- 234)

“İnsan özü tek tek her bireyin doğasında bulunan bir soyutlama değildir… Gerçekliği içinde o toplumsal ilişkilerin bütünüdür.” ( age. 25-26) Ve, ““bireylerin ne oldukları, onların üretimlerinin maddi koşullarına bağlıdır.” (age. 42) Yâni ne kadar üretirsen, o kadar varsın ve toplumsal irade denilen ortak bilince katkın da o orandadır. Ürettiğin kadar! Hiç üretmemişsen, hiçsin…

Lenin, bir devrim olması için, ortada bir devrim durumu olması gerektiğini yazar. ( Alt sınıflar artık eskiden olduğu gibi yönetilmeyi kabul etmemeli, üst sınıflar da artık eskiden olduğu gibi yönetmeyi başaramamalı, devrimin gerekliliği konusunda en geniş toplumsal ittifaklar sağlanmış olmalı) ama bu durumun bir “devrime” yol açması için, onun dahi gerekli gördüğü son şart da şudur:

“ Bu durumu değerlendirecek bir örgüt ve onun lider kadrosu!” Yetkin bireyler! (Sol Komünizm, s.104-105. Sol Yayınları. Ankara 1976)

Modern solcu yazarlara hiç girmiyorum. Klâsikler yetiyor, konuyu aydınlatmaya… Açarsak, gazete köşelerine sığmaz…

Teori olmazsa, politika da olmaz! Olur da sol olmaz!

Onun için, söyleyeceğimi, ben söylerim… Dedikoduya da gerek yok… Eski yöntemlere de… Entrika ile ancak batılır! Entikacılığın değişim sağladığı, görülmemiştir…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum