1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. İlginç rastlantı
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İlginç rastlantı

A+A-

1974’ten sonra Rumların Omorfo’da ilk ayinlerini yaptıklarını görünce oraya koşmak istedim.

Eskisi gibi olacaktık.

Onlar kendi ibadet yerlerinde dua edeceklerdi.

Biz de kendi yerlerimize gidip ibadetimizi yapacaktık.

Bir kavuşmaydı bu.

Vuslatın kendisi.

Gel zaman git zaman onların gelişleri aralıklarla devam etti…

Fakat vuslat hep başka bahara ertelendi.

Geçen gün yine geldiler.

Bu sefer Mağusa Surlariçin’deki kiliseyedeydiler.

Dua etiler, döndüler.

Dönmek ne acı.

***

Bazen fotoğraf için dolaşırken kiliselere rastlıyoruz.

Arkadaşlar, “Girelim” diyorlar…

Giriyoruz.

En son gittiğimiz kilise Arnavutköy’deki kiliseydi.

Hoş bir bahçesi var.

Tarihi bir çardağı…

Etraf yeşille dolu…

Çiçekleri bakımlı.

Yaşlıca bir adam vardı kapısında.

-Hoş geldiniz, dedi.

Selamlaştık.

Kimsiniz, nesiniz demedi.

Zaten denilmemesi gerekir, ancak insan ilk defa gittiyse yabancılık çekebilir.

Bizim arkamızdan tek tek inananlar toplanmaya başladılar.

Her gelen selamını vererek girdi.

İçeride ağır mum kokusu vardı.

Loştu.

Halılar, avizeler, ikonalar, hoştu.

Sanki başka bir boyutta gibiydik.

Derken tok bir sesle dualar okunmaya başlandı.

Herkes sustu.

Çıt çıkmıyordu.

Ne yapacağımızı bilemedik.

Dua eder gibi yapsak, olmazdı.

Put gibi dursak, gene olmazdı.

Ufak ufak dışarı çıktık.

Hala gelenler vardı.

Biraz kalabalıklaşmıştı çıkarken.

Bahçede bizi ilk görenle tekrar karşılaştık.

Fotoğraf çekmemize bir şey demedi…

İhtiyacımızın olup olmadığını sordu.

Sorunları var mı diye biz de ona sorduk.

Kilisenin masraflarının çok olduğunu, devletten yardım alamadıklarını, gelenlerin yardımlarıyla ayakta kaldıklarını söyledi.

Arkamızdan , “Bir daha gelin”, dedi.

Fotoğraf çekme bahanesi ile camilere de çok gidiyoruz.

Mimar Sinan’ın yaptırdığı camiler mesela.

Kubbesine bakıyoruz, bambaşka görünüm.

Ses yankılanmaları bile insanı alıp bir yerlere götürmeye yetebilir.

Kilise ile cami arasında etkilenme açısından fark yok gibi.

Ama içeriye girerken, camilerde ayakkabılar çıkacak denilirken, kiliselerde böyle bir koşul aranmıyor.

Sultanahmet Cami’sine gittiğimiz bir seferde ayakkabılara poşet geçirip girmek istedim, görevli dövüyordu.

Ne ibadetle, ne dinle alakalıdır bu yazı.

Mağusa’da Kale içindeki kilisede güneyden gelenler üçüncü sefer ayin yapınca hatırladım.

Ve yazdım.

Yazarken bir şey fark ettim…

İstanbul ve Kıbrıs…

Her iki yerde de ibadet yerleri fazla ama ibadet edecekler ortada yok.

İlginç bir rastlandı.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.