1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. İlk çevre kahramanı Tarzan…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İlk çevre kahramanı Tarzan…

A+A-

Tarzan, 1918 yılından başlayarak, 80’li yılların ortasına dek, insanlara ilk çevreci mesajları çok başarılı ve akıldan çıkmayacak şekilde beyaz perdeden veren klasikleşmiş sinema figürüdür. Hollywood, ilk Tarzan filmlerini çekmeye başladığında dünyamızda henüz çevre bilincinin oluşmadığı günlerdi. Bugüne oranla çok bakir bir dünyamız vardı. Henüz küresel ısınmayı başlatacak hiçbir falsosu yoktu insanların… Toprakların, havanın, suyun da henüz kirletilmeye başlanmadığı o günlerde, teknoloji zincirinden boşanmışçasına daha tetiklenememiş olduğundan, doğal zenginliklere de kıyılmıyordu haliyle. Ama Afrika ormanlarında yaşamakta olan Tarzan, milyonlarca insanın izlediği maceralarında, doğayı tahrip etmek üzere ormanlara gelen ihtiraslı ve kötü niyetli insanlara karşı canını dişine takarak mücadele vermekteydi. Maymunlara özgü bir çeviklikle ormanda daldan dala atlarken, göllerde ve nehirlerde timsahlar gibi yüzerken, bir yandan da kendine özgü vahşi çığlığıyla dostu hayvanları yanına çağırırdı. Tarzan’ın ormanın derinliklerinde yankılanan sesi, dostlarına güven, düşmanlarına korku salar; o sesi duyan hayvanlar, Tarzan’ın bulunduğu yere akın ederdi.

   Doğanın ve ormanların kralı Tarzan, kimi zaman sirklere götürmek üzere yabani hayvanlara musallat olanlarla, kimi zaman fillerin dişlerine dadananlarla, kimi zaman ormanların derinliğindeki antik bir zenginliği yerinden söküp kaçırmaya çalışanlarla, kimi zaman çeşitli kötü amaçla ormanı yakmaya yeltenenlerle, kimi zaman ormandaki gölleri ve nehirleri zehirleyenlerle, kimi zaman masum ve ilkel yerlileri köle niyetine toplamaya kalkışanlarla ve kimi zaman da kendisini doğadan koparmaya çalışanlarla savaşırdı. 

   Hiç kuşku yoktur ki bu filmler, teknolojinin gelişmeye koyulmasıyla birlikte dünyamızı hafiften sarmalına almaya başlayan çevresel ve doğasal tehditlere karşı ilk mesajları içermekteydi. Ve düşünüyorum da, eğer çevresel ve doğasal kıyımların feci biçimde gemi azıya aldığı bu dönemlerde Tarzan tekrar beyaz perdeye dönüş yapsa, kim bilir güncel felaketlerin amansız boyutları karşısında ne yapacak!.. Artık sadece ormanların değil, atmosferin, denizlerin, havanın, cehennemleşen trafiğin,  dünyanın her yanının ve hatta metropollerdeki beton cangıllarının bile çevre koruyucusu Tarzan’a gereksinimi var. Tarzan, 1900’lü yılların başında Amerikalı yazar Edgar Rice Burroughs’un yarattığı bir roman kahramanıdır. Ormana düşen bir uçaktaki bebeğin oradaki maymunlar tarafından beslenerek büyütülmesine dair bir efsane… O romanlardan esinlenen Hollywood, sinemanın sessiz döneminde, başrolü Elmo Lincoln adlı iri kıyım aktöre vererek 1918’de ilk Tarzan filmini çeker. “Tarzan Of The Apes” (Maymunların Tarzan’ı) adlı bu ilk filmde “Jane” rolünde Enid Markey vardır. Çekimler sırasında Elmo Lincoln’in gerçek bir aslanı öldürdüğü öne sürülerek filmin reklamı yapılır. O günlerde çevre sorunları henüz gündemde olmadığı gibi, demek ki hayvan hakları savunuculuğu da yoktu!.. Lincoln,1921 yılına gelinceye değin iki filmde daha Tarzan karakterini canlandırır: “The Romance Of Tarzan” (Tarzan’ın Aşkı) ve “The Advantures Of Tarzan (Tarzan’ın Serüvenleri) Onun arkasından Tarzan rolünde James Pierce ve Jane karakterinde Joan Burroughs görülür. İkilinin en fazla ilgi gören filmi 1927 yapımı “Tarzan And The Golden Lion” (Tarzan ve Altın Aslan) Mark Merrill adlı aktör biri 1928’de, öteki 1929’da iki kez Tarzan karakterinde görülür. Önce “Tarzan The Mighty” (Yüce Tarzan) sonra da “Tarzan The Tiger” (Kaplan Tarzan) filmlerinde. 

   İlk filmin gördüğü büyük ilgi sinemada vazgeçilemeyecek bir türün doğmasına neden olacak ve seri halinde sayısız Tarzan macerası çekilecektir. Tarzan karakterini canlandıracak oyuncular tabii ki profesyonel sporcular arasından seçilir ve bunların düzgün, sportmen vücuda sahip olmalarına özen gösterilirdi. Canlandırıcı hangisi olursa olsun, Tarzan her macerasında ormanına doğa ve çevre kıyımı amacıyla gelen kötü adamlara karşı savaşacaktır. Kötülerin elinde uygarlıktan getirdikleri modern silahlar var… Tarzan ise bunlara karşı fiziki gücünü, bıçağını, doğa koşullarını ve dostu olan yabani hayvanları kullanmaktadır.

   Günümüze kadar Hollywood’dan yaklaşık 20 Tarzan geçmesine karşın, bunların arasında en ünlüsü Johnny Weissmuller oldu. Weissmuller, olimpiyat şampiyonu bir yüzücüydü. 1932 yılında ilk kez “Maymun Adam, Tarzan” adlı filmde o çarpıcı karakteri üstlenen Weissmuller, 1948 yılına dek tam 12 filmde çevre ve doğa koruyucusu Tarzan’ı başarıyla canlandırdı. Weismuller’in perdede fırtına gibi estiği dönemde, Türkiye’deki Yeşilçam bile Tarzan akımından etkilenerek 50’li yıllarda başrolünü sporcu Toma Balcı’ya verdiği yerli bir Tarzan filmi çekmişti. “Tarzan İstanbul”da adlı bu filmin komik karakterini ise ünlü tuluat sanatçısı İsmail Dümbüllü canlandırmıştı.

   “Tarzanların babası” olarak akıllarda kalmayı başaran Weissmuller’e filmlerinde sevgilisi Jane rolünde Maurren O’Sullivan eşlik etmekteydi. Bu çevreci güzel ikilinin en ünlü filmi, 1934’de gösterime giren “Tarzan And His Mate” (Tarzan Ve Arkadaşı) idi. Tarzan’ın “Çita” diye adlandırılan sevimli ve hınzır maymun dostu da, bir kader arkadaşı olarak yanından hiç mi hiç ayrılmazdı… Sözün özü, Tarzan ne Jane’siz olabildi, ne de Çita’sız!..

   Profesyonel yüzücü ve altın olimpiyat madalyası sahibi Buster Crabbe, olimpiyat atleti Herman Brix, sporcu Glenn Morris, yakışıklı ve güzel vücutlu aktör Lex Barker, Gordon Scott, ünlü basketbolcu Denny Miller, sportmen yapılı aktör Jack Mahoney, basketbolcu Mike Henry, profesyonel futbolcu Ron Ely, Miles O’Keefe ve hatta Christopher Lambert 80’li yılların ortasına dek beyaz perdede çeşitli filmlerde Tarzan’ın çevreci nöbetini tuttu. Televizyonun yaygınlaşmasından sonra Tarzan karakteri, bu kez de çekici çizgi filmlerin popüler kahramanı olmakta gecikmedi.

   Kısa sürede ailelerin içine girmeyi ve büyük küçük herkesin ilgisini çelmeyi başaran Tarzan filmleri, bu özelliği sayesinde çevreci ve doğasever mesajlarını çok kolay veriyordu. Hayvan hakları savunucularının bile olmadığı günlerde hayvan haklarını etkili biçimde gündeme getiren bu filmler, sportif ve güzel vücutlu, doğal yaşamaya ve beslenmeye özen gösteren Tarzan’ların üzerinden, genç nesillere de olumlu mesajlar vermiştir. Johnny Weissmuller, en son filminde tıpkı dev goril King Kong gibi ormanlarından koparılıp New York’un beton cangılına getiriliyordu. Çevreci doğa adamının bu beton cangılında yaşadığı paradokslar da insanlığa unutulmayacak mesajlar bıraktı. 

   Yaşamının büyük bir bölümünü Manisa dağlarında ve ormanlarında geçirerek buralardaki doğal zenginliklerin ve güzelliklerin yaşatılması için mücadele veren Kurtuluş Savaşı gazisi Ahmet Bedevi’ye “Manisa Tarzan’ı” adının verilmesi de boşuna değildi. Bu doğa âşığı filozofun bir heykeli, ölümünden sonra İzmir’in girişindeki bir yeşil alana dikildi. Korkunç çevre sorunlarının gemi azıya aldığı günümüzde çok fazla Tarzan’a gereksinim var gerçekten

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.