1. YAZARLAR

  2. Aysu Basri Akter

  3. İnönü Meydanı'na neler oldu?
Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İnönü Meydanı'na neler oldu?

A+A-

24 Nisan referandumunun 7. yıl şöleninde meydana toplanan yüzlerci kişi, yeniden çözüm iradesini ortaya koydu.

Yeniden Kıbrıs’ta barışın, çözümün bir ihtiyaç olduğunu vurgulayarak, aslında bu hedeften uzaklaşılmadığı mesajını verdi.

Şölen beklenildiği kadar ilgi görmedi. En azından bu istenç ve hedef alışıldık kalabalıkları meydana toplamak konusunda yetersiz kaldı.

Peki neydi bunun sebebi?

Şüphesiz ki, sendika ve sivil toplum örgütlerinin, özellikle çözüm siyasetine destek verdiğini söyleyenlerin meydanda olmaması bu etkenlerden biriydi.

Sendikal Platform’un siyasi partilerin düzenlediği eylemlere katılmama gibi bir kararı var mıydı, yok muydu’dan öte, aslında sonuç en basit tarifiyle, sendikalarla siyasi partilerin çekişmesidir.

7 Nisan’da düzenlenen miting sendikaların önderliğinde düzenlendi, CTP ve TDP sadece sembolik olarak destek vereceklerini açıkladılar, öyle de yaptılar.

Gerekçesi de ortak bir karar olmamasıydı. DP de çok önceden sendikaların siyasi partilere gerekli saygıyı göstermediğini ifade etmişti.

Şimdi siyasi partilerin düzenlediği şölene de sendikalar katılmıyor.

Ve aslında son derece anlamsız bir garip rekabet içinde, meydanın efendisi kim yarışına yenik düşüyor, toplumsal hareketler.

Ancak geçtiğimiz akşam meydanda varolan eksik, sadece sendikalar değildi. Toplumsal olarak da çözüme inanan, bugün yeniden referandum olsa evet diyecek ve dün evet demiş insanların eksikliği, belki sendikalardan daha da önemliydi.

Peki bunun sebebi neydi?

Yapılan araştırmalar, çözüm istencinin ve federasyon hedefinin değişmediğini ortaya koyuyor.  O zaman toplumsal olarak, bir meydanı dolduramayacak kadar çözümden uzaklaşmak söz konusu olmamalı.

Ancak çözüm atmosferinden uzaklaşıldığı ve bu amosferi taşıyacak, sırtlanacak liderliklerin eksikliğinin hissedildiği de bir gerçek.

Ülke tarihinin en ciddi kriz süreçleri yaşandı. İlk kez sağ ve sol siyasi partilerle sendikalar bir birliktelik oluşturdular. Bu birliktelik son derece büyük bir saygı gördü.

Toplumsal zeminde de bu saygının gereği yapıldı ve yaşanan güven erozyonu törpülendi.

Bugün sadece siyasi partiler değil, sendikalar da toplumsal zeminde saygı ve güven yitirmişlerdir. Bunu öncelikle her kesimin teslim edip, gereği için çaba harcaması gerekiyor.

Bu sorumluluk herkesindir.

Ne acıdır ki bu sorumluluğu taşıyabilecek olgunluğa sahip olunmadığı ortada. Zorluklarla yaratılan birliktelik kısa sürede yerle bir oldu. Siyasi partileri kendine rakip gören sendikalar, sendikalarla kavgaya tutuşan siyasi partiler gördü toplum.

Peki şimdi kendi arasında birliktelik sağlamaktan aciz bu yapı, ne vaat ediyor topluma?

Çözüm mü?

Bunun en azından toplum nezdinde samimi bulunmadığı ortaya çıkıyor.

Ve toplumsal reaksiyonla, toplanan kalabalıklarla, icraat yapmadan, vizyon koymadan mevcudiyet yaratacağını sananlar da yanılıyor!

Siyaseti ayaklar altına alıp sendikal harekete kara çalan bir süreçten geçiyoruz. Bana kalırsa böyle bir süreçte toplum böyle liderlikler görmek istemiyor. Çünkü günü geldiğinde çözüm için sergileyeceği tavrı emanet edeceği bir adres göremediğinden, kendi içine kapanıyor.

Günü geldiğinde, bu tavrı ortaya koyabileceğini düşünüyor.

Geçtiğimiz akşam İnönü Meydanı gösterdi ki, bir çağrıda kalabalıkları arkasına toplayacak bir hareket kalmadı artık.

İktidar partisi, son dönemlerde yaşananlarla amiyane tabirle işin cılkını çıkardı ama muhalefet partileri de umut olmaktan, güven sağlamaktan aciz kaldı, ne yazık ki.

Sendikalar da daha saygın bir durumda değil. Özellikle ani çıkış ve zümresel çıkar odaklı kavgalar varolan saygıyı da erozyona uğratıyor.

Eğer yeterli bir olgunluğa ve sorumluluğa sahipsek, geçtiğimiz akşam İnönü Meydanı’nda neler olduğunu birlikte düşünebilmeliyiz.

Bu noktaya nasıl gelindiğinin muhasebesini iyi yapabilmeliyiz.

Yaşananlara nelerin sebep olduğunu anlayıp, bunun için çalışabilmeliyiz.

Eğer siyaset halk içinse, bunun başarılamaması için bir sebep yok!

 

Kaynak: Yenidüzen Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.