1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. İnsan hayatının beleş olduğu bir ülke…
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İnsan hayatının beleş olduğu bir ülke…

A+A-

Öncelikle Halkın Sesi gazetesini tebrik edelim…

Tebrik ediyoruz çünkü, iki gün üst üste iki tane kayıt dışı işçinin ölümüne manşette yer verdiği için…

İnsan hayatının ucuz değil, beleş olduğu ülkede, hala insan canına önem verenlerin olduğunu görmek mutlu etti bizi…

Ha keşke tüm basın organları insan canına kast eden bu tür olayları daha fazla ön plana çıkarsalar, ha keşke bu konuda daha çok yayın yapıp ülkeyi yönettiklerini zannedenlerin dikkatini çekselerdi…

Aslen Urfalı olan İlyas Kelleci, Aydınköy’de bir narenciye bahçesinde çalışırken elindeki metal merdivenin elektrik tellerine değmesi sonucu yaşamını yitirdi…

İlyas Kelleci kaçak çalışıyordu onun için de senaryo ona göre yazıldı…

İşyeri sahibi hemen bir açıklama yaparak Kelleci’nin kendi işçisi olmadığını, sadece burada misafir olarak bulunduğunu söyledi korkusundan.

Sonra da bu bir iş kazasıdır, benim suçum yok demeye getirdi!

Biz de yuttuk, bu ülkenin yöneticileri de…

Sonra ikinci ölüm haberi geldi;

Bu kez de Mardin’li Seyfettin Batu kaçak olarak çalıştığı inşaatın asansör boşluğuna düşerek hayatını kaybetti.

Onun patronu narenciye bahçesinin sahibi kadar da cesur olamadı, ansızın ortalıktan kayboldu.

Çünkü ülkede küçük işçi çalıştırmanın suç olduğunu çok iyi biliyordu.

Batu da pisi pisine öldü ve arkasında 8 tane minik çocuğu öksüz bıraktı.

Dün Urfalı ve Mardinli…

Bugün Hataylı…

Yarın Lefkoşalı, Girneli…

Nereli olduklarının önemi yok!

Ortak özellikleri insan olmaları…

Ortak talihsizlikleri, bu ülkede çalışmaları!

Sosyal güvencesi olmadan, işyeri güvenliği bulunmayan yerlerde üç kuruşa köle gibi çalıştırılmaları…

Çalışma Bakanlığı Müsteşarı Nilgün Şefik’i aradık dün konuyla ilgili olarak.

Morali hayli bozuktu!

Tam da bu konudaki bir toplantıdan çıkmış, tesadüfen biz aramışız.

Bundan böyle çok sıkı tedbirler geliyormuş, kaçak işçi olayına karşı…

Kaçak işçi çalıştıranlara büyük cezalar uygulanacakmış.

Bunları duymak biraz olsun rahatlattı bizi ama bizim aklımız hala ölen o iki işçide…

Biliyorum bazılarınız diyor ki, ‘gelmeselerdi, ölmeselerdi” diye!

Ha keşke de gelmeselerdi ama…

İnsan hayatının bu kadar ucuz, hatta beleşe olduğu ikinci bir ülke daha gördünüz mü siz hiç hayatınızda?

 

 

Okur Görüşü:

“Gerçek turisti zor görürüz!”

 

“Sn. Özadam, ben de dünkü başlığınıza KUMARHANE TURİST İLİŞKİSİ başlığı altında katkıda bulunmak istiyorum izninizle.. Kumarhaneler(ben gazino demeyeceğim) öylesine ön plana çıktılar ki artık gerçek turisti sanırım zor göreceğiz. Bir kere parasını verip gelen turisti bir kere daha seyahat acentesinin kapısında görmeniz mümkün değildir. Her kumarhane ayrı ayrı aynı kişinin peşinden koşturur. Haftada en az bir kez her biri mesaj atarak bedava davet eder.'' biletinizi alın gelin 5 gün misafirimiz olun'' der. Bu 5 yıldızlı otellerin kumarhaneleri.. Türkiye’den gelen turistin % 90 ı bu yolla gelir Kıbrıs'a.. Onlar konserlere ücretsiz girerler ama parasıyla gelen gerçek turistlere konserler yasaktır veya paralıdır. Yani parasıyla gelenler ikinci sınıf muamelesi görürler otellerde. Böyle bir ülke daha var mıdır? Kumara gelenler birinci sınıf, gerçekten tatile gelenler ikinci sınıf... Bunun önüne geçilmedikten sonra kimse Türkiye’den gerçek turisti beklemesin. Onlar birinci sınıf görüldükleri destinasyonları tercih edeceklerdir çünkü.. Birileri artık bunları görsün, tedbir alsın..”

(Bir okur)

 

MESAJ KUTUSU

 

Sayın Ersin TATAR, Yenierenköy’deki marina açılışında şirket sahibinin sırf orada olduğunuz için açılışa katılmadığını biliyor muydunuz? Kendisine orasını 99 seneliğine kiralamak için söz vermişsiniz ama sözünüzü yerine getirmemişsiniz. Bu arada bazı eski dostlarınızdan da ilgisizliğiniz nedeniyle şikayetler geliyor, bilesiniz!

Sayın Ersan SANER, Girne dağ yolunu en son ne zaman kullandınız bilmiyoruz ama ağır araçlar asfaltın bazı bölümlerini tamamen göçertmiş durumdalar ve sürücüler burada direksiyon hakimiyetini kaybediyorlar. Eğer orada bir araç uçuruma düşerse bunun sorumlusu kim olacak acaba?

Sayın Cengiz UZUN, Bekirpaşa Lisesi okul aile birliğinden şikayetler geliyor. Kendilerine okulda toplantı yapmayı yasakladığınız iddia ediliyor. Bu arada okulun yıllardan beridir sarı-lacivert olan renklerini değiştiriyormuşsunuz, bunun bir açıklaması var mı?

Sayın Doğan ŞAHALİ, CTP delegelerinden hemen herkes rengini belli ederken sizin sessiz sedasız kulisleriniz gözlerden kaçmıyor. Özellikle Güzelyurtlu delegeler, ağzınızdan çıkacak adayın ismini bekliyormuş.

Sayın Mehmet ÖZKARDAŞ, bazı sivil toplum örgütü ve sendikalarla birlikte yeni bir sendikal platform kurmak için girişim başlattığınız ve bu konuda yoğun bir çalışma içinde olduğunuz söyleniyor. Gazanız mübarek olsun…

Sayın Behlül CÜMBEZLİ, Lefkoşa Belediyesi’nde meydana gelen bir takım olaylarda sizin isminiz de sıklıkla konuşulmaya başlandı. Bu konuda elimize yakında bazı bilgiler ulaştırılacak, ayağınız denk alınız!

Sayın Şerife ÜNVERDİ, ülkede son iki günde iki tane kaçak işçi hayatını kaybetti sizden tek bir açıklama çıkmadı. Bu konularda çok daha hassas ve duyarlı olmanız, kaçak işçi çalıştıranların en ağır cezalara çarptırılması için çaba sarf etmeniz bekleniyor.

Sayın Turgay AVCI, anket sonuçlarına bu kadar tepki göstermenizi anlayamadık. Mademki bu ankette bazı şaibeler gözlemlediniz, bir tane de siz yaptırın da onu da görelim, değil mi ama?

Sayın Cemal İNANGİL, Haspolat muhtarı olarak köye dikilen Mehmetçik heykelinin dikilmesi için kendi talebiniz olduğu halde, başka türlü konuştuğunuz bilgisi geldi. Yerin kulağı olduğunu unutmayın sakın…

Sayın Ertan BİRİNCİ, Genç TV’nin 14’ncü kuruluş yıldönümünü kutlar, nice başarılı yıllar temenni ederiz. Bir de şu gazete projesini hayata geçirebilirseniz işte o zaman tam bir medya patronu olacaksınız.

Sayın Aşkan Cemal EFE, belediyeye tehdit edildiğiniz için gitmediğiniz söyleniyor. Bu konuda niçin susuyorsunuz anlamış değiliz. Eğer siz açıklamazsanız, bazı konuları biç açıklamak durumunda kalacağız. Ha gayret, cesaret biraz…

Sayın Kenan AKIN, geçtiğimiz Pazar günü Demirhan’da misafirlerinizle birlikte fırın kebabı partisinde görülmüşsünüz. Sizin üç porsiyon yediğiniz iddia ediliyor doğru mu? Afiyet olsun da siz hala kendinizi yoksa 20’li yaşlarda mı zannediyorsunuz?

Sayın Metin YALÇIN, şirketinize iki personel istihdamı için verdiğiniz ilana yüzlerce kişinin müracaat ettiği ve seçimde epey zorlandığınız söyleniyor. Ülkedeki işsizliğin boyutları şimdi daha fazla anlaşılıyor değil mi?

Sayın Mehmet DAVULCU, Genç TV’de sabah programlarına başlayacağınızı öğrendik. Hayırlı ve uğurlu olsun diyoruz. Bir de köşe yazılarına başlarsanız sizden mutlusu olmayacak değil mi?

Sayın Aydın SALTKAYA, 11 Haziran’da güzel kızınız Esra’yı evlendirmek için yollara düşmüş davetiye dağıtıyormuşsunuz. Daha dün minicik olan çocuklar ne çabuk büyüdü değil mi? Genç çiftlere şimdiden mutluluklar dileriz.

Sayın Ejder ASLANBABA, bugün Uzakdoğu gezisine çıkacağınızı ve ülkenin patatesi ile narenciyesini pazarlayacağınız söyleniyor. Hayırdır bu ticaret merakı da nereden geldi böyle ansızın?

Sayın Yaşar ERSOY, tiyatro sanatı konusunda son günlerde içinizin hayli dolu olduğu gözlemleniyor. Artık üç maymunu oynamayı bırakma zamanı gelmedi mi?

Sayın Ceren HAKKI, kısa bir sürede televizyon programcılığı konusunda büyük bir aşama kaydettiniz. Bu hızla giderse çok yakında NTV’den bile teklif alabilirsiniz. Kolay gelsin diyoruz.

Sayın Ahmet KAPTAN, Avustralya gezisinde epey dinlendiğiniz ve kendinizi bulduğunuz söyleniyor. Memlekete hoş geldiniz, madem ki tatil bitti şimdi gerçeklerle yüzleşme zamanıdır…

 

 

Günün Fıkrası

Arapların saldırısı



Muhammed sınıfa girdiğinde öğretmen sordu
- "Adın ne?"

- "Muhammed" diye cevapladı çocuk.

- "Fransa'da Muhammed ismini kullanmayız bundan sonra senin adın Jean-Francois" dedi öğretmen.

Akşam eve döndüğünde annesi Muhammed'e sordu
- " Günün nasıl geçti Muhammed"

- "Benim adım Muhammed değil, artık Fransa'da yaşıyorum ve artık adım Jean-Francois" dedi.

- "Sen isminden, ailenden, kültüründen ve dininden utanıyor ve yadsıyorsun öyle mi?" diyen annesi Muhammedi dövdü.

Sonra olanları Muhammed'in babasına anlattı. Babası Muhammed'i daha kötü dövdü. Ertesi gün Muhammed okula gittiğinde öğretmen Muhammed'in yüzündeki çürükleri gördü ve sordu.

- "Benim küçük Jean-Francois' ime ne oldu?"

- "Hiç sormayın efendim, Fransız olduktan 2 saat sonra iki tane Arap'ın saldırısına uğradım*"

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.