1. YAZARLAR

  2. Yurdagül Beyoğlu

  3. İntiharlarda payımız var
Yurdagül Beyoğlu

Yurdagül Beyoğlu

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İntiharlarda payımız var

A+A-

Geçtiğimiz gün 40’lı yaşlarının sonuna yaklaşan bir baba kızının doğum gününde canına kıydı. Ondan bir gün sonrada bir başka kişi maddi sıkıntıya girdiği gerekçesiyle kendi elleriyle hayatına son verdi.

Can tatlıdır. Dolayısıyla bir insanın kendi canına kıyması kolay değildir herhalde. Ancak kişiler birbirinden destek alır, intiharı kanıksarlarsa iş kolaylaşır. Hele hele ölenin arkasından methiyeler düzülüyorsa, kendini bitmiş hisseden bir kişinin yok olduğunu düşündüğü itibarını tekrar kazanmak adına intiharı seçmesi olasıdır. Zira intihar sınırına gelmiş bir insan muhtemelen haklılığının teminini istemekte.

İntiharların intiharları tetiklediğini biliyorsunuz. Bu her zaman sağlaması yapılmış bir realite olmasının yanında bilimsel tutarlılığı olan bir sonuç.

Werther etkisi deniyor buna. Bir intiharın ardından birbirini takip eden intiharlar Werther Etkisi (taklit intihar) olarak tanımlanıyor.

Sebep ise, Goethe’nin yazdığı bir kitaptaki karakterin intiharı. Ümitsiz bir aşk içine düşen Werther’in aşkı için intihar edişi yüceltilerek anlatılınca romanın ardından Avrupa’da birçok intihar vakası yaşanıyor. Ve bu ardışık intiharlar “Werther etkisi” adını alıyor.

Günümüzde de dönem dönem görüyoruz bu etkiyi. Sanırım bunun en önemli örneklerinden biri 1998 yılında askerde yaşanan toplu intiharlar.

Bir yılda 14 intihar, yüzlerce de intihar teşebbüsü olmuş o yıl. Doç. Dr. Mehmet Çakıcı’nın söylediğine göre, Kekilli’nin “Bu akşam ölürüm beni kimse tutamaz” şarkısının çıktığı dönem.

Askerler nöbete mermisiz ve ikişer olarak gönderilmeye başlanmış. Bakmışlar olacak gibi değil, bir Merkez kurmuşlar. Adı PEDAM olmuş. Yapılan çalışmalarla 14 ölüm 1999’da 3’e, 2000’de 1’e düşürerek sıfırlanmış.

Sadece şarkılar değil, intihara özendiren. Her ne kadar birileri bunu görmezden gelse de kamuya aktarılan intihar öykülerinin diğer intiharları tetiklediği açık. Dolayısıyla medyanın bu noktadaki sorumluluğu çok büyük. Medya intiharı yüceltmeyi, normal göstermeyi, romantize etmeyi, intihar haberini manşete taşımayı bırakıp, kenarda köşede bir yer verip önemsizleşme yoluna gitmediği sürece böyle arkalı önlü intiharlar göreceğiz biz.

Zaten uzmanlarda medyanın özendirici etkisinde hemfikir. Açık veya örtük intiharların, gerçek intihar öyküleri yayınlandıktan hemen sonra arttığını, öykü ne kadar açık anlatılır, ayrıntıları ne kadar kamuya açılırsa sonrasında intiharlarda o kadar artış olduğunu söylüyor uzmanlar.

Ayrıca, gerçek intihar öykülerinin taklit intiharları artırdığı yönünde ikna edici deliller sunmakla birlikte, kurgusal öyküler için bu bağın daha zayıf göründüğü sonucuna varmışlar. Yani hikayeler basının yansıttığı gerçek öykü kadar etkileyici değil.

Tiraj kaygısıyla hareket eden bazı basın kuruluşlarımıza “dur” demeyen ve adamakıllı  bir basın yasası olmayan ülkemizde konu “okuyucuyu bilgilenme hakkı” deyip geçilemez. Medyanın toplum üzerindeki yapıcı/yıkıcı etkisi göz önüne alınarak yapılmalı bazı haberler.

Bana göre, “Ekonomik sorunların artışıyla birlikte intiharlar arttı” şeklindeki bir yazı ekonomik sıkıntı içinde olanların intihar edebileceği fikrine kapı açarken, “onları ölüm bile ayıramadı” başlıklı intihar sunumu, aşkın gerçekliğini birlikte ölmeye bağlıyor.

Sonuç mu; intihar haberleri dramatize, romantize edilmemeli ve büyük puntolarla ön sayfadan verilmemeli. Belki iradesine sahip, ruhsal durumu tamam olan bir kişi içinde bulunduğu sıkıntıyı daha kolay atlatabilir ancak sınırda bekleyen o kadar çok kişi var ki…

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.