Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İpek Böcekleri

A+A-

Etrafımız sarılmıştı.

Ne bir yardım gelebiliyordu dışarıdan, ne de bir insan…

Kuşlar, bir sokaktan diğerine geçmekte tereddüt ediyorlardı.

Gerçi isimleri genelde İngiliz ismiydi ama köpekler bile Türk ve Rum olarak ayrılmışlardı.

Her iki tarafın gençleri ve orta yaşlıları silahlıydı.

Yaprak kıpırdasa, “vur” emri ile ateş serbestti, vuracaklardı kim diye bakmadan .

Nitekim kaç kişiyi vurduğunu bilmiyor çoğu.

Onlardan biri ile konuştum bir müddet önce.

-Sakın yazma, demişti.

Burada ismini yazamayacağım çoğu kişiyi iyi tanıyormuş.

Dava arkadaşlarıymış çoğu.

-Ohooo , dedi.

-Ne demek ohooo? diye sordum.

-Anlatsam başımız belaya girer, dedi.

Çoğu, halen Rum tarafına geçiyormuş o tanıdıklarının.

Bilinmemesi gerekirmiş yapanların ve  ne yaptıklarının.

-Çok vurdunuz mu?diye sordum.

Bu soruya  cevap vermek yerine lafı dolaştırmayı tercih etmişti konuştuğum..

Ancak bir ara ağzından kaçırdı, ” Görenleri de öldürmek zorunda kalmıştık”.

Konuşurken.

Soru sorarken.

Rasgele olayları anlatırken bile insanın kanını donduruyordu, söyledikleri.

Meğer yaşamamız tesadüfmüş bizim de.

Belki de olaylar uzasa.

Üniversite için yurt dışına gidip gelenler çoğalsa.

Ve gerçekleri dışarıdan daha yalın görenler itiraza başlasa.

Ki muhtemelen biz de o gruptan olacaktık…

Yaşamamız mucize olacaktı.

En yakın sandıklarımız, sırtımızdan vurabileceklerdi bizi, kim bilir.

28 yıl geçmiş tanınmayan devletin ilanından sonra.

Dün gördük meydanlarda ve  ancak fark ettik bunu.

“Burada dünyanın en iyi demokrasisi var” diyor televizyona çıkan bazı yalaka tipler.

Ve genelde TC’liler- ki onlara da verilmiş dünyada tanınmayan KKTC kimliklerinden- televizyonları doldurup kendi anavatanlarına şükür ediyorlar, bizmişiz gibi.

Şükür ediyorlar ve “Allah başımızdan eksik etmesin onu” diyorlar.

Oysa ki onların anavatan dedikleri ülke az ötede.

İlle ki başlarından eksik olmasını istemiyorlarsa, kim tutar onları…

Gitsinler ülkelerine, bizi rahat bıraksınlar, biz de ne yapacağımızı kendimiz tayin edelim.

Kimin ne istediği o zaman belli olsun.

Ne gidiyorlar bırakıp, ne de bizim adımıza konuşmayı kesiyorlar.

Neyse bu konuyu daha sonra biraz daha irdeleriz.

Şimdi yine Baf’a dönüp korkulu sürece bakalım.

Yaşamamız mucize olacaktı gerçekleri söyleseydik o dönem…

Çünkü karşıdan beklediğin düşman  karşıdan gelir, sen tedbirini alırsın.

Oysa ki ismini yazamayacağım tanıdığımın söyledikleri kanımı dondurmuştu.

Onlar KKTC’ye gelinen süreçte öldürmek dahil verilen her emri yerine getirdiler.

Ve aynı dili konuştukları, aynı yerde ikamet ettikleri kişileri, KKTC’yi bilmeden KKTC süreci için yerine getirdiler.

Şimdi, “anlatmamız sakıncalı” diyorlar ama, “Şimdi olsa yapar mısın? sorusuna da, “Bu günleri gördükten sonra asla” diyorlar.

Genelde rahatsız oldukları tipler az önce bahsettiğim televizyon kuşları.

Eskiden sınırımızı biz kapatmış Kıbrıslırumlar da etrafımızı sarmıştı.

Şimdiki sınırımızı ise sürecine çok kayıplar verilen KKTC adı kapattı.

Sanki kendi ördüğü ipek duvarla kendini kapatan ipek böcekleri gibiyiz…

 

Günün Karikatürü:

1.20111116231049.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.