1. YAZARLAR

  2. Aysu Basri Akter

  3. İrsen Beyler İsterlerse...
Aysu Basri Akter

Aysu Basri Akter

Yenidüzen Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İrsen Beyler İsterlerse...

A+A-

UBP’nin kurultay kavgası bitecek gibi görünmüyor.

Tartışma uzadıkça da özellikle Başbakan’nın itibarı yerle bir oluyor.
 
Düşünsenize;
 
Başbakan konumundaki bir kişi, partisinin başında kurultaya gidip, kendi delegesinin yarısının onayını alamıyor.
 
Üstelik bir genel seçim havasında yapılan bütün imtiyaz ve vaatlere rağmen…
 
Kurultay mahkemelik oluyor.
 
Başbakan tarafının ortaya koyduğu bütün argümanlar, “burası bir diktatörlük değildir” deyip mahkemenin verdiği bir dersle reddediliyor.
 
Başbakan istinaf hakkını kullanıyor.
 
Yüksek Mahkeme itirazlarını reddediyor ve bir kez daha Genel Başkanlık yetkilerini kullanamayacağını söylüyor.
 
Başbakan bunu da takmıyor, mantık temeline uymayacak hukuki cümlelerle, aslında mahkemeye saygısızlık ederek, kararı dikkate almadığını bir kez daha ortaya koyuyor.
 
Şimdi davanın esası görüşülecek. Kaza Mahkemesi, kurultayın ikinci tura gitmesi yönünde bir karar üretirse ki, bu beklenti oldukça yüksek, ne yapacak, Başbakan?
 
İki seçeneği var;
 
Ya ikinci tur kararı alacak ya da mahkemenin kararını dikkate almayacak.
 
Belki bir erken seçim manevrasıyla, süreci farklı bir tarafa taşımaya teşebbüs edecek.
 
Ama aslında mahkeme kararını ortadan hukuken kaldırmış olmayacak.
 
Bir ülkenin Başbakan’ı hukuka karşı bu kadar saygısız ve pervasız olabilir mi?
 
İşin ilginç bir başka tarafı da Başbakan ve avukatlarının yaptıkları açıklamalarla ve geliştirdikleri tavırla mahkemeye saygısızlık ettikleri ortadayken, bunu karşı tarafın açıkça dillendirmekten imtina etmesi.
 
Oysa belki de Sayın Ahmet Kaşif’in adalet hassasiyeti olsa, Başbakan’ın bu tavrıyla tutukluluğunu istemesi beklenebilir.
 
En azından mahkemeye saygısızlık ettiğini ortaya koyması beklenir.
 
Sayın Kaşif hem bu yöndeki soruları geçiştiriyor hem de geleceğe yönelik olarak açık bir tavır ortaya koymamaya özellikle dikkat ediyor.
 
Çünkü mesele koltuk meselesi. Delegeden gelecek destek meselesi…
 
Şimdi merak edilen, İrsen Küçük’ün bir erken seçim sürecine destek verip vermeyeceği.
 
TDP ve DP meclise erken seçim önergelerini verdiler. UBP kanadı buna destek verirse, önerge meclisten geçer. UBP’nin şu anda kendi içinde erken seçim kararı üretmesi oldukça zorken, Küçük tarafından bu değerlendirmeye değer bir fırsat ya da belki bir pazarlık mekanizması olarak da kullanılabilir.
 
Ancak adına demokrasi dediğimiz sistemin, bir ülkeyi toptan kilitlemesi ve her şeyi aslında tek bir kişinin kararına bırakması kabul edilebilir değil.
 
Bir erken seçim kararı muhalefetin talebi değil, UBP kanadı ile İrsen Küçük’ün hesaplarıyla sonuca ulaşacak.
 
Lefkoşa Belediyesi’ndeki düğüm de, yine parti içi dengelerden geçip, yine bu aktörlerin inisiyatifiyle sonuçlanacak.
 
Meclisi toplamaktan, kendi yasa önerisini gündeme getirmekten bile aciz bir hükümet, alternatif bütün siyasetlerin önünü kolaylıkla tıkayabiliyor.
 
Adalet dediğiniz, demokrasi dediğiniz yerden hareket etmek yerine, kendi cephesinde inat ederek bunu yapabiliyor.
 
Sadece bu görüntü bile, acil bir değişim olması gerektiğini açıkça ortaya koyarken üstelik.
 
Oysa değişim, partilerin ağzında propagandalaştı ve hayata geçirilmekten de uzaklaşılıyor.
 
Erken seçim talebi dile getirilirken, bu sistemin bu şekilde devam edemeyeceği, hem seçim sisteminin hem de meclis çalışma yapısının acilen reforma ihtiyacı olduğu ne yazık ki, muhalefet dahil, kimsenin acil meselesi değil.
 
Yoksa her an her fırsatta hükümeti ve UBP’yi eleştiren muhalefet, bu değişikliklere neden ihtiyaç olduğunu ortaya koysa, bir toplum desteği yaratsa, en azından bu bilinç yaratılmış olurdu.
 
Şimdi UBP ve İrsen Küçük istediği zaman bir erken seçim olacak.
 
Seçim sonuçlarına göre oluşturulacak muhtemel bir koalisyonun da gündeminin ilk sıralarında bunlar olmayacak. Bunu talep eden bir farkındalık da yaratılamadıktan sonra, bu beklentiler de başka bahara kalacak.
 
Sanırım artık günü birlik siyaset yapmak, propaganda teknikleri geliştirmek yerine, bütünlüklü siyasetler ortaya koyabilmek gerekiyor.
 
Temel hedef koltuktakileri değil, sistemin kendisini değiştirmek olmalı.   
 
Ve buna talip olacak yegane kuvvet, koltuk ve iktidar önceliği yerine değişim hedefini koyacak muhalefettir.
 
Gördük ki bu hedef sadece koltukla gelmiyor, çünkü.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.