1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. İstanbul’u sevmek, geçmişini de yaşamaktır… (1)
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İstanbul’u sevmek, geçmişini de yaşamaktır… (1)

A+A-

Aslında bugün ve yarın iki bölüm olarak yayınlanacak yazımı geçen hafta yazmış olayların seri değişmesi nedeniyle bir türlü gönderememiştim.

Kısmet bugüneymiş.

Saat 18.00 İstanbul…

Cuma trafiği korkusu ile erken çıktığım işimden sola dönerek Taksim’e doğru yöneldim.

Trafikten dolayı panik var insanlar arasında, son bir aydır.

Her kimin ki randevusu var, ya çok erken çıkmalı ya da geç kalabilirim notunu düşmeli gideceği yere.

Arkadaşımın konseri vardı TRT Harbiye binasında…

Türk sanat müziği konseriydi bu.

Sezonun ilk konseri olduğu için, “Aziz İstanbul, Kışın ayrı güzelsin yazın ayrı güzelsin, Adalar sahili ve Hisar’lı kız” gibi İstanbul üzerine yazılan şarkılardı repertuar.

Fondada İstanbul fotoğrafları.

Ayrı bir güzelliktir İstanbul şarkılarını hem İstanbul fotoğrafları eşliğinde dinlemek hem de bu güzelliği sunan İstanbul’da bulunmak.

Erken çıktım Cuma trafiği korkusuyla.

Köprüye giden E-5 kalabalık olduğu için Haliç’e yöneldim.

Haliç’e giden yol da yoğundu.

Mecburen, şimdiki AKP zihniyetli belediyenin, “ dokuya aykırı” diyerek rant uğruna yıkıp  günümüze kadar yaşatılan çingene usulü eğlence kültürünü bitirdiği eski Sulukule mahallesinden geçerek inmeyi düşündüm.

Tarikatçıların yoğun yaşadıkları tarihi  Edirnekapı üzerinden daracık ve cumbalı evlerin bulunduğu mekandan Haliç’e  ulaştım.

Gerçekten de dar sokakları ile kıvrım kıvrım inen bölgede trafik yoktu.

Sanki İstanbul değil de unutulmuş bir köydü orası.

Eski fotoğraflarda balıkçı ağları yanında hamalların, at arabalı seyyar satıcıların ve yelkenli vapurların dolandığı Haliç’e tepeden kıvrıla kıvrıla inerken Bizans dönemindeymişim gibi bir havaya büründüm.

Ne topçu Fatih Sultan Mehmet’i düşündüm inerken ne de zamanımızdaki topçu Fatih Terim’i…

Surlar arasından geçip ilerlerken top gürlemeleri altında ölümü hisseden Bizanslılar gözümde canlanırken her nedense 1960’lı Baf’ta kaçacak yerleri olmayan bizleri hatırladım.

Etrafınız sarılı dışarıdan ne bir yiyecek ne de yardım gelebiliyor ve siz savaşıyorsunuz ölümü hissederek.

Nedense öyle bir duyguyla inerken capcanlı güneşin parlattığı, üzerinde teknelerin gezindiği, kıyısında balıkçıların balık avladığı, piknikçilerin kebap yediği Haliç sahilini gördüm.

Bir dahaki gelişimde trafik olmasa da bu yolu kullanmaya karar verdim ama bir şartla…

Fotoğraf çekerek.

İstanbul’a yolunuz düşerse size önerim Maslak, Levent ve Bakırköy gibi alışverişi bol bölgelere gitmeden önce içinde tarih kokan eskiyi bugün de yaşatan Balat,Fener kısaca İstanbul Surlar içini sokak sokak gezmeniz.

İşte o zaman “İstanbul’u gezdim” diyebilir ve gerçekten seversiniz burayı.

Eski İstanbul fotoğrafları zaman zaman geçiyor elimize.

Çoğunda gördüğümüz yapıları bugün de muhafaza etmişler, aynen yaşayıp kendinizi böylece mükafatlandırın.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.