1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. İstanbul’u sevmek, geçmişini de yaşamaktır… (2)
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İstanbul’u sevmek, geçmişini de yaşamaktır… (2)

A+A-

Tam bir hafta önce de Taksim’de başka birilerinin konseri vardı oraya da gitmiştim.

Geçen haftaki konser KIBES ve OKOE’nini birlikte düzenledikleri konserdi.

Konsere Kıbrıs’ın güneyinden Kıbrıs Müzikleri yapan İlas (halk) topluluğu ve  Umut Albayrak katılacaktı.

Yine trafik vardı yine aynı güzergahtan gelmiştim ve biliyordum, Unkapanı Köprüsü açık Tepabaşı tıkalı ondan sonrası yine açık olacaktı…

Hiç şaşmadı öngörüm.

Aynen beklediğim gibi oldu ve saat 18.00’de Taksim’deydim.

Olur mu hiç Galatasaray’a selam vermeden geçmek,Nevizade’nin kapısından geçmemek,  Mepisto’dan kitap almamak ve bir muhallebiciden muhallebi yememek…

Hepsini de yaparak meydana geldim ki ellerinde pankartlarla bir grup slogan atıyorlar…

Necdet Adalı’yı anma ve hatırlatma mitingiydi bu.

Çoğu bilmiyor veya  bilenler de unutmuş olabilir.

 8 Ekim 1980’de 12 Eylül rejimi tarafından idam edilen Kurtuluş Hareketi lise kanadı Dev-Lis'li Devrimci militanıydı Adalı…Suçum yok diyordu ama 12 Eylül faşist rejiminin idam ettiği ilk kişiydi o.

Onlara baktım, durdum, bir daha baktım…

Oradakilerin hepsi de gençti hatta belki de 1980 sonra doğanlar daha çoktu aralarında.

Yaşamamışlardı idam dolu karanlık günleri ama oradaydılar.

Bir onları görüp bir de  emperyalizme karşı dünyadaki gençlik hareketlerini okudukça geleceğe dair umutlarımda yeşerme oldu.

Birkaç fotoğraf çekip devam ettim Harbiye’ye doğru.

Saat 18.00’di ve orada  biraz daha bekleseydim 19:30’daki konsere yetişemeyebilirdim.

Kestaneciler,dondurmacılar,simitçiler…

Turistler,köylüler ve sevgililer.

Ellerinde çiçek köşe başında bekleyen birkaç kişi…

Kalabalıktan ilerlemeye  yol bulamayan tramvay.

Ve köşede bira içenler birazdan başlayacak Almanya-Türkiye maçının heyecanı ile şişe tokuştururlarken Meydan’ın bir köşesinde ellerinde teneke biraları ile acayip dans gösterisinde bulunan Alman fanatikleri.

Dokunun birer parçasıydılar.

İşte İstanbul bunlardı.

Giriş bedavaydı konsere…

Düşündüm de bu kalitede bir konseri izlemek nasıl oluyor da hem bedavaya hem de boş oluyordu.

Kaldı ki İstanbul’da her dönemde mutlaka bir salonda böyle bedavaya konser izleyebilirsiniz.

 Emek mi bedavaydı yoksa müzik mi para etmiyor.

Bilemedim.

Keyifliydi.

İlerleyen saatine rağmen Cuma trafiği hala yoğundu.

Bu kadar çok araba nereden gelip nereye gidiyorlardı.

İnsan gerçekten cevabını bulmakta zorlanıyor…

Sabah ilk işim gazetelere bakmak…

Merak etmiştim çünkü aynı saatlerde Elefteria Meydanında bizimkilerin de panayırları vardı ve orada da konser verilecekti “Barış” adına.

Sordu arkadaşlara katılmışlar mı diye…

Bir kısmı katılmıştı.

Nasıldı?

Katılım varmış ama eski coşku yokmuş.

-Peki ümit var mı?

Aynen şuydu cevapları,”Herkes geçim derdinde”.

-Herkes geçim derdinde mi?

Oysa ki petrol davasına oluşturulan sahte gerginlik tam da umutsuzluk yaratmışken iyi gelecekti bu nümayiş.

Nasıl oluyor da hem katılımda yaya kaldık hem de heyecanımızı yitirmiştik.

Geçim derdi.

Olayın özeti buydu …

Ve emperyalist ülkeler yollarını, attıkları arpaları toplamaya çalışanların eğilmeleri sayesinde buluyorlardı…

Ne yazık ki.

Saat tam 18:00’di…

İstanbul her zamanki gibi kalabalıktı.

Ve her yöne doğru gidenler vardı.

Ne olurdu oysa…

Bir kerecik olsun dursalar…

Ve zaman geriye aksa.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.