1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. İşte aynalardaki suratımız (Çirkinlik, partizanlık, harcanmışlık...)
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İşte aynalardaki suratımız (Çirkinlik, partizanlık, harcanmışlık...)

A+A-

UBP kurultayı ile oluşan hükümet krizi nedir ki? Bir partinin kendi içindeki hesaplaşması! Devlete kazınan zararları da olsa gelir geçer. Geriye ise kimseleri inandırmaya yetmediği halde, “ne yapılmışsa Kıbrıs Türk halkı için yapılmıştır” gibi tipik politikacı aldatmacasının hatırası kalır!

Yahut Lefkoşa belediyesi! Sorunları ve zibillikleriyle gelip geçerken bir dönemin “yönetenlerle çalışanlar” kavgası olarak değerlendirilecek!

Fakat ayni değerlendirmeleri mesela “taşocağı” kulpu takılmışlığında oyulan Beşparmak Dağları” için söyleyemeyeceksiniz! Çünkü yok edilen o doğa parçalarını bir daha toparlayıp yerine koyamayacaksınız…

Çarpık yapışmalar sonucunda ucube haline getirilmiş kentleri, köyleri, sahilleri yıkıp değiştirip, yeniden yapamayacaksınız! Olanlar olmuş, geleceklere taşınan toplumsal yüz karası, geleceklere miras olarak bırakılmıştır…

MAĞUSA’YI BU TAİHSİZLİĞİ İLE HATIRLIYORUZ: Ve mesela diyoruz: Meğer 16 kilometre sahil şeridi varmış ama “denizi görmüyormuş!”

Tutun ki olan olmuştur! Ne var ki hâlâ “Mağusalılar denizi görmesinler diye uğraşılıyor!” Hem de ta 1960’lardan beridir! Hem de Makarios’un Türk bölgelerine biçtiği stratejik planları uygulamalarında!

Neydi onlar? Mağusa Surlar içi ile hemen dışındaki Karakol, Baykal ve Sakarya bölgeleri Rum tesis ve işçi gettoları ile sarılıp sarmalanacaktı ki Türk ahalinin imar iskânı sınırlı kalsın, gelişemesin, yoğunlaşıp çoğalamasındı!

1960’larda İngiliz tarafından Mağusa surlarının deniz tarafında yapılan limanın bırakın ilga edilip bir başka yere taşınmasını; tam aksine Makarios planı ile Karakol sahilini de Mağusalı’ya kapatan yeni bir liman yapıldıydı…

1974’den sonra ise Makarios kafası ile Türk düşmanlığı üzerine oturmuş bu stratejik gelişmeler bitmiş, Mağusa limanı ile birlikte Türk’e kalmıştı…

Kaldı da ne oldu? Hisarlara nazire o limanı duvarlarla çevirdik! “Serbest liman” diyerek sanayi tesisleri ile doldurduk! Olanca pisliğini yeni gelişen Mağusa şehrinin üzerine yığdık! Tutun ki ha Makarios stratejisi ha Türk’ün Türk’e reva gördüğü! Kaldı ki artık Mağusa’nın bu yarasını kimseler ne iyileştirebilirler ne sarabilirler!

*****

NE DİYORDUK? (1974 BARIŞ HAREKÂTINA DA HAZIR DEĞİLDİK, DEVLET OLMAYA DA!)

Geçen gün Hristofyas AB ile IMF’nin tasarruf tedbirlerini kabul ederken ağlayarak 1974 ruhundan söz ediyordu. Rum halkına hatırlattığı şuydu: “Nasıl ki 1974’de Güney’e göç etmiş ve Kuzey’de tüm kaybettiklerimize karşılık kendimizi yeniden yaratmışsak, şimdi de bu mucizeyi yeniden gösterecek, ekonomik krizden de kurtulacağız…”

PEKALA 1974 SONRASINDA BİZ NE DİYORDUK? “Nasıl ki ilk kez Türkiye dışında ve dünyada Kuzey’de bir devlet oluşturduk, işte şimdilerde o devleti yaşatıp var etmek için 1974 ruhu ile yolumuza devam edeceğiz…”

Dedik miydi? Yoksa “38 yıldır yağmalaya kemire, sata sava, çala ganimetleye tüketemediğimiz Kuzey’i, bundan sonra da ayni yağma seferberliğinde tüketip eritmek için yolumuza devam edeceğiz” mi diyoruz!

(Ha gene şu devasa otellerden, villalardan, tarlalara öbek öbek kondurulan sitelerden, sahillerdeki yalılardan, apartmanlardan, üniversitelerden falan bahsetmeyin! İsteseniz de oyulan Beşparmakları geri getirebilir misiniz? Mağusalı’ya denizini görme hakkını bahşedebilir misiniz? Sahilleri halka açabilir misiniz? Çarpık yapılaşma sonucunda arabesk haline gelen memleketi bu çirkinlikten kurtarabilir misiniz? Yakılan doğranan ormanlarını kısa sürede yeniden yeşertebilir misiniz? Kentlerin canına okuyan çarpık yapılaşmaları düzeltebilir misiniz?)

Olan oldu, giden gitti! Diyoruz da “hiç olmazsa elde kalanları kurtaralım!” Hiç olmazsa bundan sonrası için tedbirler alalım… Fakat “bu yönetim bu terbiye anlayışı ile mi?” Hadi bundan da söz edelim. *****

MAĞUSA İLE GİRNE ÜVEY EVLAT MI? (DEVLETİN PARASAL KATKISINDAN BİLE MAHRUM BIRAKILIYORLAR!)

Siz, “hadi bugüne kadar olanlar oldu, geriye bakmanın bir alemi yok, gelin geleceğe bakalım” diyeceksiniz! Ve bu iyi niyetinizin içine koyduğunuz “Mağusa Surları ile artık viraneye dönüşmüş eski eser kapsamındaki evlerinin restorasyonlarını gerçekleştirecek olanakları yaratalım” diyecek, önerilerinde bulunacaksanız!” Bu konuda başta Mağusa Belediyesi olmak üzere oluşan STÖ’leri ile devletin işbirliği yapmasını bekleyeceksiniz! Adına “üniversiteler kenti” denilen bu Mağusa’yı en azından pislik ve pejmürdeliğinin “ayıplar olsunlar” horlanmalarından kurtarmak için ciddi çalışılmalar yapılacağını umacaksınız! En azından bir iki kilometrelik sahil şeridinin daha halka açılabilmesini, bu kente de turistik oteller yapılmasına ön ayak olunmasını bekleyeceksiniz… *****

VE SONRA ŞUNU GÖRECEKSİNİZ: (GÖRÜNEN HER ZAMANKİ PARTİZANLIK!)

Bir süre önce Hükümetin yasal hak olmasına karşın Mağusa ile Girne Belediyelerinden esirgeyip vermediği veya savsakladığı parasal katkılara nazire, geçtiğimiz günlerde “Turizmi Geliştirme ve Tanıtma Fonundan” verilen katkılarını da hasır altı etti!

Öteki belediyelere verdi ama! Mesela Mağusa belediyesi yok, Lapta Belediyesi var! Serdarlı, Lefkoşa, Büyükkonuk, Çatalköy, Güzelyurt, İskele falan da var!

Hatta daha ne var bilir misiniz? Medarı iftiharımız durumuna getirilmiş Karpaz Eşeklerinin korunması amacıyla Dipkarpaz Belediyesine ödenen 95 bin 500 TL bile var. Her ay bu eşekler için 15 bin lira ödeme taahüdü varmış! Festivaller, çeşme yapımları, ne menem turizimse “EKO Turizm” için bile 20, 40 binlerle ifade edilen parasal katkılar var…

FAKAT. Girne ve Mağusa Belediyeleri için yok! Niçin yok? Çünkü bu iki belediye sivri uçlu, can sıkıcı ve can yakıcı CTP’nin belediyeleri! Niçin katkı alamadıklarının nedeni ise şöyle: “Mali yetersizlik!”

Pekala Mağusa Belediyesinden esirgenen bu “parasal katkı” Oktay Kayalp’ı mı zora sokmakta, canına okumakta; yoksa Mağusa halkını mı? CTP mi cezalandırılmakta yoksa Mağusa halkı mı?

LAFI BAĞLAYALIM: Eğer bu memlekette zararlarını her zaman halkın beterince faturasını ödediği bu partizanca tutumları, artık yerleşmesi gereken “kural ve kurumlaşmalar” ciddiyeti ile değiştirmez, devleti iktidarlar üzerinde egemen olacak “hukuğun üstünlüğü” ilkelerine kavuşturmazsak; bu Kuzey’i bitirene kadar yanlış üzerine yanlış koymaya devam edeceğiz!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.