1. YAZARLAR

  2. Levent Özadam

  3. İstihdam rezaleti!
Levent Özadam

Levent Özadam

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

İstihdam rezaleti!

A+A-

Bugünkü yazımız ne hükümete, ne başbakana ne de bakanlara…

Çünkü onların bir kulaklarından girip diğerinden çıkıyor!

Zaten yazdıklarımız çok da umurlarında değil…

Onlar aslında bindikleri dalı kesiyorlar, ama bunu fark ettikleri anda çok geç olacak.

Yazımız, Türkiye Cumhuriyeti’nin Lefkoşa Büyükelçisi Sayın Halil İbrahim Akça’ya…

Bundan böyle de yazılarımızda bizim hükümeti değil, Sayın Akça’yı muhatap almayı düşünüyoruz.

Zira, hükümet partizanlık ve popülizmde sınır tanımazken, KKTC’nin gelecekteki projeleri, ya da kaderi elçilik binasında şekilleniyor.

Geçtiğimiz günlerde de yazdık, ülkede büyük bir otorite boşluğu var ve bunu da doldurmaya çalışan Ankara oluyor.

Ankara’nın KKTC’nin geleceğini şekillendirmesine kızabilirsiniz, ama bizim ahbap çavuşlar, bir daha ki seçimlerde nasıl seçiliriz kaygısına düşerken, icraatları yapmak da elçiliğe düşüyor.

Buna ister gülünüz isterse ağlayınız.

Ankara’nın, KKTC’de gerekli gereksiz istihdamlar yapılmasını istemediğini bilmeyen yok.

Bütçenin yüzde 85’inin kamuya gittiğini göz önüne alırsak, artık kamuyu şişirmenin manası ve zaten böyle bir lüksümüz de yok.

Ama bizim efendilerin umurunda bile değil!

Çünkü ülkedeki sistem, ne kadar istihdam yapıp eşi dostu işe yerleştirirsen, bir dahaki seçimlerde seçilme şansın bir o kadar çok olur.

Elbette bu ülkede istihdam da yapılacak, gençler iş sahibi olacak ve ülkelerine sahip çıkacak.

Ama bizde her şeyde olduğu gibi bu işte de sakatlık var!

Bilgi, beceri ve liyakata göre değil, parti rozetine bakarak istihdam yapılıyor.

Hatta bir önceki dönemde işe alınanların ellerine birer kağıt tutuşturulup, iş azlığı gerekçesiyle gönderiliyor, ama partili çocukları hiç gecikmeden buradan boşalan yerlere oturtuluyor.

Ne bir sınav, ne bir münhal, ne bilgi, ne de beceri!

Bir bakanın yakını olmak, ya da sağlam bir vekilin akrabası, parti kurmayının yakını olmak devlette iş almak için yeterli sebepler…

Sözümüz sayın Akça’yadır;

Hükümet her işte olduğu gibi istihdamı da yasalar çerçevesinde değil, korsan zihniyetiyle yapıyor.

Bunları Sayın Akça’nın istihdamlardaki hassasiyetini bildiğimiz için ona hitaben yazıyoruz.

Yazıyoruz ki, yeni KKTC şekillenirken bunları da dikkate alsınlar…

Bu iktidar hem ülkeye hem gençliğe büyük kötülük yapıyor.

Birinin elinden aldığı işi bir diğerine vererek büyük günah işliyor.

Edebiyat öğretmeni bakanın sekreteri oluyor, spor hocası turizmci ilan edilip devlete kapağı atıyor, ama turizm okulu bitiren çarşıda tezgahtarlık bile bulamıyor.

Sigorta emeklisi dar gelirli bir ailenin üniversite bitirmiş oğlu işten atılıyor, onun yerine bir eli yağda bir eli balda olan emikli müsteşarın oğlu alınıyor.

Sayın Akça;

Bir çok konuda müdahilsiniz ve lütfen artık bu konulara da el atınız…

Haksızlığa, adaletsizliğe, partizanlık ve popülizme dur dediğiniz müddetçe, hiç merak etmeyin tek bir Kıbrıslı Türkü bile karşınızda bulmazsınız…

Zaten şişirilmiş ve bütçeyi delik deşik etmiş kamu hantallığıyla, sadece gençlerimizin geleceği değil, Türkiye’nin tüyü bitmemiş yetimlerinin de hakkı çalınıyor.

Buna dur diyecek bir makam bizde yok, bari siz sesinizi yükseltip, bunun hesabını sorun.

Bu kudret ve gücün sizde olduğunu çok iyi bilenlerdeniz…

 

“Elmalar artık ağacın altına düşmüyor…”

“Değerli Dostum Levent,

Yazından kızının üniversiteyi bitirdiğini okudum.

Öncelikle onu ve seni, ailesini kutlarım.

Başarılar dilerim.

Özellikle 19 yaşındaki gençliğin ilk devresindeki gençlerin yüksek devirli arabalarla bu memlekette, biz çektik çocuklarımız çekmesin düşüncesi ile aileleri tarafından imkan ve olanakla donatılması ve emek harcanmadan aile gelirleri ile belli bir yaşam tarzına alıştırılma kültürünün her açıdan yol açtığı sıkıntılara değinmen çok güzel.

Ama ben artık Elmanın ağacının  altına düşmediği inancındayım.

40 yıl evvelki elma ağaçları, böyle elma yetiştirmezdi ve yetişen elmalar da ağacının altına düşerdi.

Çünkü o günler çalışmayan, hor bakılan, savurganlığın ayıp sayıldığı, ‘görgüsüzün bir oğlu olmuş, çeke çek da...kopartmış’ sözünün sıkça kullanıldığı günlerdi.

Mevsimler değişti rüzgarlar farklılaştı, artık elmalar ağacın altına düşmüyor…”

(Ferdi Sabit SOYER)

 

Mağusa hastanesi ne kadar güvenli

“Levent bey,

Benim görüşüm Mağusa hastanesinde yaşanan intihar olayı ile ilgilidir.

Bu konuda araştırıp yazmanızı rica edeceğim.

Hastanenin pencerelerinde hiçbir güvenlik önlemi yok.

Biz hastalarımızı bir bunalım esnasında pencereden atlayıp intihar etsinler diye hastaneye yatırmıyoruz.

Hastanın durumunun ağır olup ağrılara dayanamadığı için pencereden atlayıp intihar etmesi hastane idaresinin mazereti olamaz.

Bu zannedersem ikinci vaka.

Neden önlem alınmadı

Lefkoşa hastanesinde de pencereden atlayıp intihar etme vakaları var mı merak ediyorum.

Bu ihmalden hastane idaresinin de, sağlık bakanlığının da sorumlu olduğu kanaatindeyim…

Saygılar”

(Emir-MAĞUSA)

Mesaj Kutusu

Sayın Şerife ÜNVERDİ, Bostancı’dan Sibel Güler hanımefendi önce verdiğiniz sözle havalar zıpladı ancak bir pürüz çıktığı diye şimdi karalar bağladı. İşsiz güçsüz bir kadın iki okuyan çocukla nasıl geçinir, elinizi vicdanınıza koyun lütfen.
 

Sayın Halil İbrahim AKCA, dün gece nasıl olduysa rüyama girdiniz ve bunu yorumlayacak bir rüya tabircisi bulamadım. Bakalım bu rüyanın ardından ne çıkacak meraka bekliyorum.
 

Sayın Ünal ÜSTEL, sekreterinizi değiştirdiğinizi Girne İlçe örgütünden birisinin kızını yerine istihdam ettiğinizi öğrendik. Size artık kızamıyoruz bile, sistem böyle gelmiş böyle de gidecek değil mi? Artık altta kalanın canı çıksın.
 

Sayın İrsen KÜÇÜK, bazı bakanlar tam manasıyla altınızı oyuyorlar. İstihdamlarda yetkinin kendilerinde değil siz de olduğunu söyleyerek bütün okların size çevrilmesine neden oluyorlar. Umarız bu planlı bir operasyon değildir. Bu sıralar gözünüzü dört açmanızda yarar var.
 

Sayın Necdet NUMAN, belediye başkanlığınız döneminde Arapköy’den Turan Yıldırım ailesine arazi ve ev sözü verdiniz ama ne siz ne de yeni başkan bu sözün ardında durmadı. Allah rızası için bölgeye gidip ailenin içler acısı durumunu gözlerinizle görün. Ramazan mübarek ayda sevaba girmek istemez misiniz?
 

Sayın Şenol ARABULUCU, geçtiğimiz ay DP’den istifa edip UBP saflarına niçin katıldığınız gün yüzüne çıktı. Kızınızın geçtiğimiz günlerde Tarım Dairesi’nde istihdam edildiğini duyduk. Sizin adınıza sevindik ama toplum adına aynı duyguları paylaşamayacağız.
 

Sayın Hüseyin GÜRŞAN, CTP kanadından TAK üyeliğiniz hayırlı ve uğurlu olsun. Geçmiş tecrübeniz olduğuna göre umarız yararlı çalışmalara imza atarsınız. Özellikle Aydın Akkurt ile çok anlaşacağınızdan kuşkumuz yok.
 

Sayın Ali Çetin AMCAOĞLU, bakanlar arasında en dürüst ve temkinli bakanlar arasında üst sıralardasınız. Ama demek ki insanları memnun etmek için dürüstlük yetmiyormuş. Şimdi de işlerin çok yavaş ilerlediğinden şikayetler geliyor. Allah sabırlar versin.
 

Sayın Reha ARAR, kaliteli ve zengin turist için kolları sıvayıp yeni projeler peşinde olduğunuz gözlemleniyor. Çin’in en zengin 12 iş adamanı ağırlamaya hazırlandığınız söyleniyor. İşletmenizde Çince kurslarına başlamanın tam zamanıdır değil mi?
 

Sayın Oktay KAYALP, Mağusa’da Şirin sokak sakinleri yolların köstebek yuvasına dönmesinden illallah etmiş olacak ki çok ağır bir yazı göndermişler. Bir uğrayın bakalım vatandaş niye bu kadar öfkeli…
 

Sayın Seren Tunalı BAŞKUT, önümüzdeki günlerde yatılı okul öncesi eğitim merkezini açmak için yoğun çalıştığınız gözlemleniyor. Özellikle çocuklara yoga derslerinin verilecek olmasını duyunca ben bile çocuk olmak istedim. Kolay gelsin diyoruz.
 

Sayın Sermet BEYAZHASAN, çiftçilerin büyük bir kısmının yoğun desteğini almaktasınız. Onlarcası size destek amacıyla mesaj göndermişler. Yönetim değişmedikçe çiftçinin kaderinin değişmeyeceğine inanıyorlar. Bu desteği iyi kullanmanızı öneririz.
 

Sayın Erdal ANDIZ, Markuli’nin Türkiye’ye kafa tutan sözleri sizi çileden çıkarmış diyorlar. Osmanlı yıllar önce Kıbrıs’ın şarabı için adaya geldiyse, bundan sonra ne için gelir acaba? Artık çizmeleri giyme vakti yaklaşıyor mu nedir?
 

Sayın Sabire KARAMAN, oğlunuz Cemre’nin askere gidecek olması ondan çok sizi heyecanlandırmışa benziyor. Ana yüreği hiçbir şeye benzemez değil mi? Hiç merak etmeyin bir yıl göz açıp kapayıncaya kadar gelip geçer.
 

Sayın Esra GİLANLIOĞLU, Mağusa’da hizmete açtığınız fizik tedavi merkezi bu konuda bölge halkına büyük bir rahatlama getirecek. Bu işte ilk olduğunuz için bunun faydalarını kısa zamanda görürsünüz. Kolay gelsin diyoruz.
 

Sayın Ahmet AYGÜLEN, ikizlerin dünyaya geldiğini ve mutluluğunuza diyecek olmadığını öğrendik. Minik Niyazi ve Deniz’e ömür boyu sağlık ve mutluluklar dileriz. Allah analı babalı büyütsün.
 

Sayın Leman ASLIM, Antalya tatilinizin neredeyse kabusa dönüştüğünü öğrendik. 4 gün boyunca ayağınız şiş olarak dolaşmışsınız. Bu arada havuza düşen bir çocuğu kurtarmanız nedeniyle otelde kahraman ilan edilmişsiniz. İlkay bey öğlen uykusunda mıydı o sıralar?
 

Sayın Emre Bahadır TEMEL, Türkiye’de başka bir şubeye tayininizin çıktığını öğrendik. Yeni görevinizde başarılar dileriz. Buraları çok özleyeceğinize eminiz. Yeni binanın açılmasına yetişemediniz ama bunda en büyük pay sizin olacak.
 

Sayın Nurperi ÖZGENER, şiir kitabınızın gelirini sosyal amaçlı derneklere bağışlama kararınıza hiç şaşırmadık doğrusu. Yüreğinizin güzelliklerinin bozulmaması dileklerimizle, daha bir çok duygu yüklü kitaba imza atacağınızdan hiç kuşkumuz yok.
 

Sayın Alihan PEHLİVAN, teskere günü sonunda geldi çattı değil mi? Ama asıl askerlik şimdi başlıyor ve uzun bir hayat mücadelesi sizi bekliyor. Siz yine de Sayın Erdoğan’ın sözünü tutup iki tane çocuk yapmak için faaliyetlere başlayın bakalım. Allah hepsinin rızkını verir.     


Günün Fıkrası

İtfaiyeci kuralları

İtfaiyeci yeni sevgilisini karşısına oturttu ve kuralları koydu Her şeyi bizim istasyondaki gibi çıngırakla yapacağız !.. Çıngırağı bir defa çalarsam, beni kapıda karşılayıp öpeceksin.. İki defa çalarsam, hemen yatak odasına gidip beni orada bekleyeceksin.. Üç defa çalarsam, soyunacaksın.. Dört defa çalarsam, yatağa atlayıp var gücünle beni memnun etmeye çalışacaksın.. Tamam mı..
İşler önce yolunda giderken, kadın uzanıp çıngırağı on kere çaldı!... Adam hayretle; O da neyin nesi!.. dedi. Kadın gayet sakin yanıtladı..
Hortum kısa geldi de!.. 'Biraz daha uzat' işareti bu!..

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.