1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. John Law Banknotu ve lâle spekülasyonu
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

John Law Banknotu ve lâle spekülasyonu

A+A-

1635 yılında, Hollanda’da 40 lâle soğanın 100,000 florine satıldığı kaydedilmiştir. Karşılaştırmak gerekirse bir ton yağ 100 florine mal olurken, kalifiye bir işçi yılda 150 florin kazanırdı. “Sekiz yağlı domuz”un maliyeti ise 240 florindi. 1636’da lâleler Hollanda’nın çeşitli kentler ve kasabalardaki borsalarda satılırdı. Lâle ticaretinin toplumun bütün üyeleri tarafından yapılması teşvik ediliyordu. Lâle piyasasında spekülasyon yapmak için, insanlar mülklerini satıyor veya takas ediyorlardı. 1636 yılında Hollandalılar sezon sonunda lâle alımını öngören sözleşmelerin bile alınıp satıldığı bir piyasa oluşturmuşlardı! Nadir lâlelerin sözleşme fiyatları 1636 yılı boyunca artmaya devam etti. Hollanda halkı bu ticareti aşağılayıcı şekilde windhandel (rüzgâr ticareti) olarak adlandırmışlardır. Alınıp satılan gerçek lâle değil, sezon içinde elde edileceği “varsayılan lâle”ye dayandırılan, kâğıtlardı! Fakat 1637 Şubat ayında lâle soğanı sözleşmelerinin fiyatları aniden düştü ve lale ticareti durma noktasına geldi. Oysa o esnada, bir lâle sözleşmesi, yetenekli bir zenaatkârın 10 yıllık ücretine denk gelecek bir fiattan satılmaktaydı! Şubat 1637’de bir gün herkes, hep birden battı! Aniden…

1715 yılında, XIV. Louis, geride tamtakır bir bütçe ve akıldan hiç nasibini almamış Orléans Dükü’nü miras bırakıp, ölür.

Tam da bu ortamda, İngiltere’deki bir düelloda hile ile galip geldiği için aranmakta olan bir İskoç, Paris’te ortaya çıkar.  Fransa’yı kurtaracak reçeteyi cebinde taşıdığını iddia eden John Law’dur, bu. Law, Kral Naibi Orléans Dükü’nü ikna edip, 1716’da Banque Royal’i kurar. Kraliyet Bankası… Kendine ve kral naibine göre, dünyayı da kurtaracak olan bu ileri zekâlının parlak fikri, bankanın para ile değil, toprakla iş görmesidir. Fransız maliyesinde para kalmadıysa, Fransa’nın elinde ne var? Toprak… Banque Royal, 1718’de krallığın ve naibin bütün borçlarını üstlenir ve kraliyetin bankası olur.  Para yokken borçlar nasıl ödenecek? Toprak ipotek edilecek… O yıl Amerika’daki sömürge toprağında bir şehir kurulur: New Orléans!

Law, bankasına üstünde ibraz edildiğinde altın veya gümüşle değiştirileceği yazılı banknotlar bastırıp, bunları tedavüle sürer. Banknotları alan da veren de Fransa’nın bile elinde o kadar altın ve gümüş olmadığını bilmektedir. Fransa’nın o dönemde Meksika Körfezi’nden Minnesota’ya kadar olan Amerika topraklarının sahibi olduğunu unutmayalım! Law Amerika’da bir şirket kurmuş, banknotları verirken, Amerika’da altın ve gümüşün sebil olduğu propagandasını da birlikte sokuşturmaktaydı. Yâni paranın kefaleti, sadece çıplak umuttu! Fransızlar, korkunç bir güvenle, Amerika’da “bulunacak” olan sınırsız altın ve gümüşü “çıkaracak” olan şirketin hisselerini almaya koştular. Onlar şimdilik paralarını Law’a emanet edecekler, o da gelecekte Amerikan altını bulunduğunda onları zengin edecekti.

Law’un bu hizmeti, kendisinin Arkansas dükü ilân edilmesi ile taçlandırıldı! Fransız hükümeti kadirşinas bir hükümet olduğundan, Dük John Law’u 5 Ocak 1720 tarihinde Fransız Sayıştay Başkanı yaptı…

Ancak sıradan Fransız, bankaya gidip, parasını almaya kalktığı anda, sistem çöktü… Çünkü banknotun karşılığı, umuttu!  Hükümet buna karşı,vatandaşın altın bulundurmasını, yasakladı… Akıl hocası, tabii Sayıştay Başkanı! Bunun üzerine, isyan çıktı! Law bir gece Paris’ten sırra kadem bastı, kayboldu… Fransızlar da banknotun ancak tuvalette işe yarayacağına dair bir şarkı bestelediler…

Ekonomik Tarih’e ilgi duyanlar, bu açıdan 18.yy’ın Borsa Balonları çağı diye anıldığını duyunca, şaşırmazlar… Borsa Balonu, bir şirketin hisse senetlerinin, aslında olduğunun çok üstünde değer kazanmasına denilir! Davranışsal Finans Teorisi diye bir kavrama, yani “herkes saldırıyorsa, ben geri kalmayayım” güdüsüne dayanır.

1712’de batan bir İspanyol şirketi, sanki de yüzyılın kapısını açmıştır! Söz konusu şirket, İspanyol İmparatorluğu ile “kölecilik imtiyazı” anlaşması olan bir tekeldir. Elinde olmadığı halde, “nasılsa Afrika orada” anlayışıyla, 4800 köle satmış, parayı da almıştır! Ne var ki gidip Batı Afrika’dan topladıkları köleleri getiren gemide, salgın bir hastalık çıkmış ve köleler ölmüş, şirket de topu atmıştır…

John Law’un Missipi Projesini yukarıda anlattık…

İngiliz South Sea Company, 2 milyon sterlin değeri olduğu halde, 1717’de 6.4 milyon sterlinlik tahvil satmış, batacağı anlaşılınca, devletin 1719’da hisse senedi alması da işe yaramamış, 1720’de batmıştır!

Çok daha değerli bir örnek ise İngiliz East India Company’dir… Bank of England’ın da yakından ilgilendiği bu kumpanya, İngiltere’nin Hindistan’daki çıkarlarını koruduğu iddiası ile hisse senetlerinin değerini, on yılda 140 sterlin’den, 284 sterline çıkarmış, ama 1769’da aşırı artmış olan hisse senedi değeri, 122 sterline düşünce, batmıştır! Bu iflasın sonucunda İngiltere finans sistemi krize girmiş, Doğu Hindistan Kumpanyası ile ilişkisi olan İngiliz ve Hollanda bankaları da batmışlardır!

Yüzyıla damgasını vuran bu iflasların nedeni, spekülasyon, yani “balonlaşma”dır…

Spekülasyonu sürdürmenin koşulları vardır. Öncelikle, spekülasyon büyüyen bir ekonominin içinde var olabilir! Ve sonra, nakit açığı ancak olağanüstü bir nakit dolaşım hızı ile maskelenebilir! Nakit dolaşım hızının düştüğü ve/veya bir de büyümenin durduğu koşullarda, spekülasyonun sonu, genel iflastır. Elinizdeki değer 2 iken siz 10’dur derseniz, kısa vadede bir büyüme sağlayabilirsiniz ama uzun vadede, “gerçek” değer, sizi kendi düzeyine çeker!

Spekülasyona başvuran, bunu bilmez değildir! Ama bütün mesele, o şişme ile patlama arasında, servetin kimin elinde toplanacağıdır…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.