1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Kabahatın büyüğü Kıbrıs'ın kendisinde
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kabahatın büyüğü Kıbrıs'ın kendisinde

A+A-

Güzelim ülkem ne savaşlar verildi senin için…

Tarihin savaşlar, işgaller, acılar ve de sürüncemelerle dolu…

Ancak geçmiş geçmişte kaldı…

Bizim için hepsi de eskiden kalma…

Yok Lüzinyanlılar gelmişler…

Yok Perslar, Venedikliler…

Daha neler neler…

Hepsi de rüya gibi…

Biz günümüze bakalım ve bu çağda bu iletişim teknolojisinde göz göre göre yaptığımız yanlışlara bakalım…

Kısaca biz havayı döverken çukurumuzu kazdılar fark edemedik.

Hem Kıbrıslırumlar savaştılar senin için, hem Kıbrıslıtürkler…

Birisi Yunanistan’a bağlamak için diğeri ise yarını alıp kaçmak için uğraştı.

Sonunda geldiğimiz nokta ortada…

Ne birine yar olabildin, ne diğerine..

Ve hala orta yolda birleşemedi bu iki toplum…

Şimdi seni tarihinde yaşadıklarından daha zor koşullar beklemekte….

Eski bir devrimci tanıdığım uğramıştı geçenlerde…

Ayaküstü konuştuk.

“Uymaz ama ticarete başladım” diyerek konuya girdi…

Mermer işiymiş yaptığı…

Ortağı Kıbrıslıymış…

-Çakma mı? Diye sordum

-Yok, dedi “orijinal”.

Dolandırmış onu ve şu anda bile bilmem kaç bin TL’lik alacağı varmış Kıbrıslıdan.

-Bir ara Girne’ye gidip orada kaldım iş varken, dedi…

Burada otelin adını da veriyor…

Otel sahibi Ülkücüymüş…

Oteline 7 Milyon Euro vermişler, 10 Milyon istemiş…

Soruyor sonra ,” Bu Trabzonlu ülkücü o oteli nerden getirmiş ki 10 milyon istiyor?”

Ona aslında Kıbrıs’ın çoğunun Kıbrıslı olamadığını, çakma olduklarını anlattım…

-Biliyorum, dedi ve devam etti…

-Zaten otelin sahibi Trabzonlu, ülkücü de üstelik ve Kıbrıslı bir yazarın yazdığı,  “Bizi Kıbrıslırumlardan kurtardılar ama şimdi bunlardan nasıl kurtulacağız” yazsısına çok kızmış…

Ona,  “Niye kızıyorsun doğru değil mi?” diye sordum…

-Biz kurtardık tabii ki burası bizim” cevabını verdi.

Bu cevaba sorumu yapıştırdım, ”şu anda Kıbrıs’ın kuzeyinde hapishanelerde var mı bir Kıbrıslı?”

O gidince Kıbrıs haberlerine şöyle bir baktım…

Leymosunlular Kıbrıs’ın kuzeyinde bir yerde özlem gidermek için toplanmışlar…

“Yazık” dedim toplanmışlar ama toplanma yerleri Leymosun olmalıydı, hem de kalmak üzere…

Diğer haber ise RTE’nin birilerine kızarak, ” Bizim amacımız bağcıyı dövmek değil üzüm yemektir” demesi…

Kimin için demişse demiş ama siz bu cümleciği alın Kıbrıs’a şöyle bir uyarlayın…

Nasıl olur?

Ben düşündüm…

Bağ bizim…

O gelip üzümlerimizi yiyor ama bizi dövmüyor çünkü niyeti sadece yemek.

Ne derseniz iyi bir şey mi bu?

Neyse fazla büyütmeyelim ve öze gelelim…

Kabahatin büyüğü yine bizde…

Çünkü hatalarımızı çok iyi görüyoruz ama yine de hatalara devam ediyoruz…

Ne vardı Leymosunlular Leymosun’da toplansalar bir daha kuzeye geçmeseler.

Ne vardı Baflılar hazır Baf’ta 300 kişi ile toplanmışken, “Biz geri dönmeyeceğiz burası bizim” deyip kalsalardı…

Güzelim ülkem hata sende ki bizim gibi insanlara hala hoş görünüyorsun.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.