1. YAZARLAR

  2. İsmail Bozkurt

  3. Kaçıncı akıl tutulması
İsmail Bozkurt

İsmail Bozkurt

Vatan Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kaçıncı akıl tutulması

A+A-

Ülkemizde öyle bir ortam yaratıldı ki siyaset arenasında hep aynı film oynanıyor. Dolayısıyla insan, artık söyleyecek söz bulmakta zorlanıyor.

O kadar ki geçmişteki bazı yazılarınıza baktığınızda hiçbir şeyin değişmediğini görürsünüz. O yazıları bu gün de aynen yayınlasanız hiçbir sakınca doğurmaz.

Bu bakımdan yazılarımda geçmişte yazdıklarımın yinelendiğini görürseniz, şaşmayın. Bu yazı da öyledir. Ve bilerek yapıyorum bunu!

Her Kafadan Bir Ses

Bu bağlamda “her kafadan bir ses” deyimini, daha önce de yazılarımda irdelemiş; “kaos”, “kargaşa” anlamını taşıdığı halde, demokratik anlayış bakımından bir “doğru”yu ifade ettiğini vurgulamıştım.

Bu görüşümde içten ve ısrarlıyım.

Gerçekten de demokrasiden söz edilen her yerde, herkes (hatta parti içinde de) düşüncesini özgürce ifade edebilmeli, bu bağlamda başkasının düşüncelerini / eylemlerini hoşgörü ile karşılayabilmelidir.

Yalnız önemli bir konu var:

Bu “doğru,” başka bir “doğru”yu götürmemelidir.

Yani “her kafadan bir ses” demokrasinin gereğidir ama demokrasi yalnız bu değildir.

“Diyalog ve uzlaşma, “birlikte bir şeyler söyleyebilme” de demokrasinin erdemlerindendir. Siyasal partiler için ise, çok temel ilke ve politika faklılığı yoksa erdemden öte zorunluluktur.

Sırıtan Olumsuzluklar

Son dönemde yaşadıklarımızı (hükümetin revizyonunu, tepkileri, alenen yapılan bakanlık kavgalarını, yazılıp çizilenleri, siyasetin dipten de aşağıya düşmesini), “yani aynı siyasal partideki her kafadan bir ses” çıkmasını, “kaos / kargaşa” değil, “temel ilke ve politika farklılığından kaynaklanan düşüncelerin özgürce ifade edebildiği, demokratik hakkını kullandığı, demokratik bir ortam mı saymak gerekir?

Yoksa, bakanlık ve siyasal ranttan/popülist uygulamalardan pay alma kavgası; daha da ötesi basiretsizlik, rezalet, erdemsizlik, saçmalık ve kaos mı söz konusu?

Elbette ki konu soyuttur. Elimizde kesin sonuç verecek fiziki bir ölçü aleti yoktur ama bütün bunları düşündürecek veriler vardır.

Son Olarak

Siyaset, en temel sorunlara bile çözüm getirememesi, dahası kendisi de sorun olmasının yanında, yaşam ve demokrasi biçimi haline gelen popülizm, kısır parti politikaları, halkımızda kafa karışıklığı, yorgunluk, ümitsizlik ve yılgınlık yaratmaktadır.

Ne yazık ki bu durumun, yaşamsal siyasal çıkarlarımızla sosyo-ekonomik ve kültürel bünyemize yapmakta olduğu yok edici etkiler ya küçümsenmekte; ya küçük siyasal çıkarlara meze yapılmakta; ya da yıllar içinde oluşan şartlanmışlıklar veya paranoya dolayısı ile görmezlikten gelinmektedir.

Bu bir akıl tutulmasıdır ve aklı başında herkesi düşündürmelidir.

Kıbrıs Türk Halkı’nın en büyük gücü; ulusal / toplumsal belleği ve demokratik birlikteliğini sağlayacak ulusal / toplumsal bilincidir.

Bu gücü, uzlaşma kültürün egemen olacağı çok partili yaşam, insan hakları, hukukun üstünlüğü ilkeleri ve demokratik çoğulculukla demokratik toplum yapısını zedelemeden  kullanmak gerekir.

Bunu sağlayacak olan da siyaset kurumudur. Oysa bu durumu yaratan da sürdüren de siyasettir.

Güçlük buradadır ama marifet, (hiçbir özrün başarının yerine geçemiyeceğini bilerek) kolayı değil, zoru başarabilmektir.
 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.