1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Kadına şiddet - erkeğe şiddet - doğaya şiddet
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kadına şiddet - erkeğe şiddet - doğaya şiddet

A+A-

Kıbrıslı Türkler, “aşkıma cevap vermedi” diye bir kadının öldürülmesini, en son 1930’larda görmüşlerdi! Kitap karıştırmak istemediğimden, ayrıntılarda hata yapabilirim… O zaman da adı Polis Sokağı olan yerdeki, bir evde oturmakta olan bir hanım, “dostu” Kara Halit’e yüz çevirince, bir gece yarısı, eski sevgilisi tarafından, bıçaklanarak öldürülmüştü. Zamanın ünlü destan söyleyicisi Aynalı, bu olay hakkında bir destan yakmıştır: Kara Halit Destanı… 

Söz konusu destan, olayı tarihe mal etmiş, günümüzde de hatırlanmasına sebep olmuştur! Kara Halit, ünlü tellal Salim Aziz’in kardeşi, oldukça varlıklı birisidir ki bu cinayet yüzünden, idam edilmiştir. Meselenin toplum içinde yarattığı tepki, o zaman da genel evde çalışsa, eski sevgili olsa bile bir kadının “aşka cevap vermeme” yüzünden öldürülmesinin, infial nedeni olduğunu anlatmaktadır.

Bütün Kıbrıs’a bakarsak, Altay Sayıl’ın Polis Tarihi isimli kitabından öğrendiğimize göre Kıbrıslı Rumlar arasında da bu türden en son cinayet, 1950’lerde bir Baf köyünde işlenmiş, onun da faili, idam edilmiştir… Çocuğu zincire vurma örneğini Kıbrıs, sanırım Lüzinyan döneminde görmemiştir, onu geçelim… 

Ama parası için, birinin evine girip, adamı öldürmekle ilgili son hikâyeyi ben, vakti zamanında dedemle keçi beklerken, ondan dinlemiştim, kırk yıl kadar önce… Rahmetli bana anlattığında, olayın üstünden de bir kırk-elli yıl geçmiş idi… Eder, seksen-doksan sene… Son bir hafta içinde olanları işittikçe, bunları hatırlamamak elde değil!

1880’lerde adaya gelen hemen bütün gezginlerin notlarında, “bu adada cinayet bilinmez…” gibi şeyler yazılıdır. Arada bir olduğunda da yer yerinden oynardı… Normalde, her toplum ilerler… Bazı sayın bakanlarımız “uçtuğumuzu” zannediyorlar ama toplumsal olarak biz, galiba çakılmaktayız… 

Hem de yalnız kuzeyde değil, güney de aynı durumda… Ve genellikle bu suçları işleyenler de Kıbrıslılar değil, adaya çalışmaya gelen yabancılar… Yabancı düşmanı değilim… Bu çağda pek çok insan, daha iyi bir yaşam ararken, kendininkinden daha gelişmiş olduğunu düşündüğü bir yerlere gidip, çalışıyor! Biz de gittik, çalıştık, döndük… Ne var ki bizim gördüğümüz, gittiğiniz yerin kurallarının uymazsanız her gün kafanıza vura vura size hatırlatıldığıdır. 

Yabancı bir yere gidip de kendi kurallarınızı oraya empoze edemezsiniz! Toplum size nerde olduğunuzu hatırlatır… O olmazsa, devlet hatırlatır… Benim evdeki ruhsatlı av tüfeği için, devlet on defa beni aradı, gitmezsem mahkemeye verileceğimi bildirdi…

Gittik, ömür boyu ruhsat aldık… Son yirmi yıldır, ava falan gittiğim olmadığı gibi, tüfek on yıldır kılıfından da çıkmadı oysa… Mağusa’daki darıcı, nerden bulmuş tüfeği? Bizim yakamıza yapışan polis, onu nasıl gözden kaçırıyor? Adam birini vurunca mı öğrenilir tasarrufunda av tüfeği olduğu? Nerden almış? Nasıl sokmuş buraya? Kim soracak o zavallı kadının hesabını? Çocukları, devleti dava etmeli bence!

Polis’in silah taşımadığı bir toplumdan, nereye doğru gidiyoruz?

İnsanların, kendi güvenliklerini kendilerinin sağlamaya çalıştığı, 19.yy Teksas’ı mı olmayı bekleyeceğiz?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.