1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Kahramanlar sonun başlangıcını ilan ediyor
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kahramanlar sonun başlangıcını ilan ediyor

A+A-

Kokuşmuşluk nedir?

Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, kokmak; ya da,

Kişilerin veya toplumların bozularak özelliğini yitirmesi.

Kıbrıs’ın Kuzey’inde yaşanan durumu, bu sözlük bilgisinden hareketle açıklayacak olursak: Devlet yönetiminden başlanarak evlerimizin içine kadar, her türlü sosyal olay ve olgu artık çürüme aşamasını geride bırakıp kokuşma aşamasına girdi. Şimdilerde her tarafı kötü kokular sarmış durumda... Üstüne bir de Lefkoşa Türk Belediyesi’nin sınırları içerisindeki çöp kokuları eklenince kokuşmuşluk sadece hissedilmekle kalmadı;gerçek, görünür bir yaşam biçimine dönüştü. Somutlaştı. Kokuşmuşluk sadece bir benzetmeden ibaret kalmak yerine kendisini görünür kıldı.

Herkes her şeyin farkındayken, “memleketin sahipleri” halageride kalan yaklaşık yarım asırı sorgulamayı, sorgulatmayı reddetmeye; üstünü örtmeye devam ettiler.

Kokuşmuşluğumuzun iki nedeni var:

1.      Rejim çürümenin de ötesine geçip, kokuşmuş durumda. Bu tartışmanın, özgür düşüncenin yasaklandığı rejimlerin değişmez kaderidir. Artık rejim de, rejimi savunanlar da inandırıcılığını yitirmiş durumda;

2.      İnsanlar artık soru sorulabileceğini açığa çıkardılar. İnsanlar bir kere soru sormaya başladılar mı, arkası gelir. Bu süreci durdurmak mümkün olmaz.

Hep değişimden bahsederek, çağdaşlık, eşitlik, özgürlük, mutluluk vaat ettiler. Oysa, her şeyi değiştirmekten söz edenler, kendilerini hiç değiştirmediler. Bulundukları yerleri hak etmedikleri veya bulundukları yerlerde artık işlevsel olamadıklarını da kabul etmediler. Bulundukları yerlerden, eşitlikten söz ederken bile kadınları uzak tutmaya devam ettiler.

Halka hep değişimi vaat ettiler etmesine ancak bir koşulları vardı: Vaat ettikleri değişim,sadece istedikleri şekilde olması koşuluyla gerçekleşti. Bağımlı değişimler halkın büyümesi ve olgunlaşmasını hep engelledi. Hep “bağımlı” ve hep  “yavru” kalışımızın gerçek sebebi ve hatta müsebbipleri karşımızda bizi uyutmaya devam ettiler.

Biz uyurken onlar boş durmadılar! Okullarda, üniversitelerde verdikleri eğitimle insanların düşünme yeteneklerini körelttiler. Yapılan ve sorgulanmasına engel oldukları icraatlarla toplum vicdanının kirlettiler.Konuşmaya çalışanlara, düşünmeye çalışanlara karşı uyguladıkları aralıksız baskı, şiddet, yıldırma politikaları sayesinde ‘suskun, ‘uslu’ bir toplum’ yaratmayı başardılar. Çünkü insanlar başları belaya girmeden yaşamanın çaresi olarak, gördüklerini yokmuş gibi kabul edip,kendi hâl çarelerine bakmayı tercih ettiler. Süslü cümleler ile yurttaş bilincini açıklarken, yurttaşın bilinçsizliğini beslediler. Yurttaşın, özgürlük, sosyal eşitlik ve onur bilincine sahip, kendini toplumun eşit haklara sahip bir bireyi olarak gören, kamusal alanda söz sahibi olduğunun farkında olan, toplum sorunlarına dair söylenecek sözü olan birey olduğunu anlamasına izin vermediler. Bu bilinci olanları ortadan kaldırmak, susturmak için tüm zaman ve enerjilerini harcamaktan çekinmediler.

Bütün bu zaman zarfında basına da görev dağıtmaktan çekinmediler. Adına “özgür basın” deyip, satılmış kalemler yarattılar. Onları beslediler, yücelttiler. Bu “özgür basın” sayesinde toplum vicdanı kirlenmeye devam etti.

Bu rejimin sahipleri, kendi demeçlerinde fütursuzca süsleyip kullandığı özgürlük ve demokrasiden korktuğu kadar hiçbir şeyden korkmadı.

Hukuk devleti sözünü dillerine doladıkça hukuku katlettiler. Sanki sadece hukuk kurallarına sahip bizim devletimizmiş gibi hikâyeler anlatıp, geçen yüzyıldan kalan yasaları önümüze kotarmayı sürdürdüler. Bir süre sonra hukuk sistemi dedikleri şey, aslında adaleti katletme misyonlarını sabitleyen sistem haline dönüşünce rahatladılar. O meşhur hukuk devletlerinde, artık hukukun da kendilerine engel olamayacağı sübapları yaratmış oldular. Son tahlilde hukuk devletinde halkın korunması gerekirken, devleti halktan korur oldular. Çünkü devleti kendi malları gördüler. Halkı da mallarının düşmanı!

Lâkin bu Dünya’da herşey sonludur, aynı dünyanın da sonlu olduğu gibi...

Şimdi işte o sona yaklaşılmakta!

Aktörlerin aynı olması ondandır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.