1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Kalavaç köyü ve muhtar meraklı (1)...
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kalavaç köyü ve muhtar meraklı (1)...

A+A-

Denizinde, dağında, yolunda ve şehrinde...

Kıbrıs’ın kuzeyinde, güneyinde...

Karpaz’ında, Baf’ında...

Kısaca gezdiğim her yerinde, Kıbrıs’ı, doya doya yaşayamadım.

Yıllardır hasret çektiğim meğer oymuş.

Bize ait yerleri, bizim gibi yaşamak...

Kızdığım buydu.

Aradığım da bu.

Her şey ortadayken, canım sıkılıyorken...

Kalavaç Muhtar’ını buldum.

Muhtar, mütevazı evinde, mütevazı kıyafeti, simgeleşmiş Kıbrıslı görüntüsü ile karşıladı.

Hoş geldin, derken, sadeydi.

“Otur” dedi...

Oturdum.

Evine gelen bir misafir sorgulanır mıydı hiç?

Otur, derken adımı dahi sormadı.

Kimim, nereden geldim...

O, o anki işi ile meşguldü.

Sonra buzdolabından içecek bir şeyler getirdi, “İçmen,” dedi...

İçerim elbet.

-Gavecik?

-Sade...

-Yap hanım, dedi, birer gave...

Kahvelerimizi içerken, tanıştık...

Konuşurken birden döndü, arkadaki raftan defterler çıkarttı, masaya attı.

Sonra başka bir defter aldı, onu da getirdi attı...

Sonra bir albüm...

Anlatmaya başladı.

-Görün doktorum, aha bunlar bizim garantilerimizdir.

Benim için değil ya işte bu tapular için GKK Komutanı, Talat, Eroğlu ve birçok insan geldi.

“Ver da sana KKTC’nin tapularından verelim” dediler.

“Vereceeem,” derken başını, “zor veririm” der gibi salladı...

“Bunları benden almak için Kalavaç köyünü yakmaları lazım...

Kalavaç köylüsünü, beni, ezmeleri gerekir.

Gösterdiği defterler, Kalavaç köylüsünün, İngiliz zamanından kalan resmi tapularıydı.

Sahip çıkabilselerdi Maraş’ta da aynı tapular olacaktı... Ama onlar İngiliz’e verdiler, bizimkiler 

mahkemeye gittiler.

Büyüklerimiz, Britanya İmparatorluğunu dava ettiler.

Kazandılar.

Bu araziler, ta yukarıdaki dağlara kadar bizimdir...

İngiliz davayı kaybedince tapularımız geri verdi.

Hepsi buradadır.

Hepsi de orijinal tapulardır.”

Diğer defter haritalar, albüm de bölgedeki tüm çiçeklerin, otların fotoğraflarıyla doluydu.

“Yukarıda zeytinlerimiz vardır.

Harnuplarımız.

Bir de zararlı böcekleri yiyen kargalarımız.

Omzuma gonallar, insana o kadar yakındırlar.

Kargaların bile kıymetini bilemediler...

Bir ara karga başına ödül bile vardı.

Oysa bunlar faydalı...”

Köyü, köylüyü uzun uzun anlattı Muhtar...

Şimdiye kadar köyde Kıbrıslırumlar dâhil yabancı kimse yaşamamış.

Yüzyıllardır buradalar.

Ne göç ettiler, ne mallarını kaptırdılar.

Ancak asker gelince işleri de, üretimleri de duraksadı.

Askeri yasak bölgeymiş toprakların bir kısmı.

Suyu kesilen, yolu olmayan köye AB yardımları ile dağlardan su indirtti ve asfalt yol yaptırttı...

Köyün yolları tertemiz, evlerin önleri düzenli...

Konuşurken, “yürü” dedi, “sana köyü gezdireyim.”

Yürüdük.

DEVAM EDECEK...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.