1. YAZARLAR

  2. Ali Doğanbay

  3. Kaldı başın kaldırmadığın içimde
Ali Doğanbay

Ali Doğanbay

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kaldı başın kaldırmadığın içimde

A+A-

Bir ara başını kaldırdı. Yüzünden geçen yüzümü görmezden geldi. Muhatabı olmayan duvara verdi yüzünü. Sanki onun yüzüne uğultulu şeyler bırakan duvarmış gibi. Yüzümde ilk kere kayboldu yüzümün sureti. Sanki bir yerlerden kalkıp yüzümüze taşınıyordu ayrılık. İlla ki onun yüzünde durmayacaktı, onun yüzüne hep şiirler yanaşırdı, cıvıldaşan kuşlar ve şarkılar ve güzel diye başlayan cümleler. Başının yanından geçen ayrılığı da duvara çarptı. Hiçbir şey konuşmuyordu. Konuşmuyorduk. O kadar çok şeyi konuşmuştuk ki artık konuşmaya bile konumuz yoktu. Konusuz ayrılıyorduk. Fikri sabit aklı akıl hastanesi öyle yalnız ve karanlıkta bırakıldığı için durmadan ağlayan bir şey. Asla çocuk değil ama. Gözlerin bir ara konuya arkadaş olmaya çabalasa da onu da kaldırdın başka bir yere koydun. Ne de güzel beceriyordun bu başka yerlere koymayı. Beni de başka bir yere koydun. Duvarın dibine koydun. 
   
Duvar baktı olmayacak kaldırdı taşının ağırlığını. O taş ki o ağırlığı taşıyamazdı da kaldırdı ama gene. Günlerden perşembeyi aylardan Eylül’ü sayılardan on üçü hiç sevmeyeceğim dedi. Bunu duvara yazalım dedim. Belki bir gün başını kaldırdığında, okur. Yazmıyor ki hiçbir şeklini dedi duvar nasıl okusun? Hem okur hem yazar aşklar kalmadı ki dedi taş? Ağırlığınla otur dedi ağırlık; okumasa da yazmasa da bir kere duydu kulağı, Türkçe’ye illa imla gerekmez ki, taş yürekli misin sen?
   
Benim de içimden geçiyor hep senin içinden geçenler ama onları toplayıp sana veremiyorum dedi odanın ıssızlığı. Hem benim üşümelerim vardır bilir misin? Seni öylesine çok seviyorum ki istemiyorum benimle kalma! Kapat odanın ışıklarını bir zahmet, git buradan. Peki ya içindekiler? Bütün kitapların önsözünden evvel yazılmış, yaşanacakların ve bir yerde okunacakların ve öğreneceklerinin ve sana ait olanların… Hepsi mi gidiyor buradan? Sen içindekileri bana bırak dedi ıssızlık, her terlediğinde soyunmazsın artık… İçim hep buradaydı dedi eşya, hep içindeydi, sen yalnızca yerlerini değiştiriyordun, değişmiş sanıyordun. Şimdi ayrılığımızı sevdamıza değiştirdiğin gibi. O eşya oradan değişmeyecek ki. Ben aklımı da eşyanın kendisinden soyutlayacağım ama. Peki, eşyanın haberi olacak mı? Eşya olduğundan haberi varsa olmadığından da haberi olacak. Habersiz olur mu hiç? Bir daha hiç eşya olmayacak mısın burada? Bilmem… Belki seslenirsen duyarım ama gelemem. Sen biraz fazla mı içtin? Hayır, kaldırım taşlarını sayıyordum, üstüme döküldü sayılar. Bu duvarı nereye koyacağız? Kalbine koy… Demedi…
   
Bir gece daha yaşlanıyorum yanında sanki bütün geceler bu gece. Hiç konuşmayacak mıyız yalnızca ünlemleri mi iç seslerimizin? Bu susuş hangi sevdanın dalgalanmasının boy vermesi? Boy ver bakalım ayrılık bu susuşta boğulur muyum? Hayır, bir iki şey söylemelisin. Öyle susunca her şey kaldırılmıyor yerli yerinden. Gözlerime bak. Belki oradan fısıldarız. Böyle fısıldayarak da ayrılanmaz ki. Hangi sese inanacağım bundan sonra. Bir sesi yok ki kırılmamızın. Yalnızca çaput bağlayabilirsin eklem yerlerimize.
   
Duvarın dibi ağlıyor. Taşlarla mı örüyoruz bütün örümcekleri. Ağırlığın kadar zayiatı var ayrılığın. Hangisi daha ağır? Yazdıkların mı, söylediklerin mi, şarkıların mı, kendin mi? Sana bırakıyorum bu duvarı. Konuşma! Sana bırakıyorum yutkunan bir geceyi. Bir gece dediğime bakma, yüzüme bakma, onca gecelerden birikip gelmiş öyle ağır bir gece ki o. Yaşayacağın bütün gecelerden daha karanlık olacak. Yüzünü hiç hatırlamayacağım, karanlıkta bir sessizlik kalacaksın. Öyle sessiz kalacaksın içimin ta içinde. Sustur şu ağlamasını duvarın dibinin. Kendime bir şarap alıyorum, sen kendine ne istersin?
   
Ben yazmadım bunları. Adımla yazıldığına bakma sen. Ben yazmadım bu ‘sevimsiz’ yazıları. Ne söylediğimi kendime anlatamıyorum sana nasıl anlatayım… Beni buradan kaldır, buraların sesinden kaldır, kendi yanına da değil, öyle uzak bir buraya bırak ki, gittiğimde gelmek olmasın…
   
Beni sevmiyorum ben doğru söyle sen sevdin mi beni?


                                                                                                 2008/Yenişehir-Mersin
   
 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.