1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. Kalyoncu: “Türkiye ne derse elleri havada”
Kalyoncu: “Türkiye ne derse elleri havada”

Kalyoncu: “Türkiye ne derse elleri havada”

UBP’nin sürekli gayri ciddi taleplerle, hükümeti bozmakla kendilerini tehdit ettiğini söyleyen Kalyoncu, “İstihdam istiyorlardı. Hükümetin devamını isterseniz birkaç müdürlük de bize verin diyorlardı” ifadesini kullandı

A+A-

Baykan Gürses Özdağ

Kısa süren CTP- UBP hükümetinin Başbakanı Ömer Kalyoncu, Türkiye’nin sürekli özelleştirme talep ettiğini, UBP’nin ise her gelen öneriyi eli havada kabul ettiğini söyledi.

UBP’nin hiçbir aşamada hükümet programına uymadığını anlatan Kalyoncu, “Ortada bir başarısızlık varsa, UBP’nin sürekli istihdam ve atama taleplerini ile bizi tehdit etmesinin de etkisi var dedi.

Kalyoncu, su konusunda ve Kıb- Tek, kamu bankaları, limanlar gibi konularda UBP’nin özelleştirmeden yana olduğunu söyleyerek, önümüzdeki süreçte bunun ciddiyetle takip edilmesi gerektiğini belirtti.

CTP içerisinde, uzayıp giden su ve protokol tartışmalarının “Hükümetin başarısız olması için bir adım” olmadığını söyleyen Kalyoncu, zaman zaman bilgi akışında sorunlar yaşandığını gizlemedi.

CTP kurultayına yönelik görüşlerini de açıklayan Kalyoncu, “Emek harcamayan kişilerin başkan olmasını” doğru bulmadı. “Mümkünse tek aday” ifadesini kullanan Kalyoncu, parti içinde konuşulmadan birilerinin ortaya “ben adayım” diye çıkmasını da doğru bulmadığını belirtti.

Soru: Hala bugün tartıştığı bir ortaklıkla UBP ile koalisyona Başbakanlık yaptınız. Neden UBP ile CTP içerisinde ciddi tartışmalar yaşanmadan bir hükümete evet denildi?

Kalyoncu: UBP ile kurulmasının en önemli sebeplerinden biri DP ile koalisyonun yürümemesinden kaynaklanıyordu. Kritik bir sayıya doğru giden milletvekili sayısı vardı bir de Kıbrıs sorunu konusu vardı. Kıbrıs sorunu devam ederken ve önemli gelişmeler sağlanırken, CTP bu işin yıllarca önderliğini yapmış bir parti olarak muhalefette kalacağım diyemezdi.

Dolayısıyla UBP ile bu hükümeti kurduk. Bir anlamda gerek DP gerek UBP, Kıbrıs sorunundaki görüşlerini hükümette kalmak için söylediklerini söylemediler. Protokole ve hükümet programına öyle şeyleri yazdırmadılar. Şimdi farklı şey söylüyorlarsa eleştirilmesi gereken yan budur. Biz doğru yaptığımıza inanıyoruz. UBP çözümden bile bahseder hale gelmişti.

Demek ki atılan adım Kıbrıs sorunun geleceği açısından doğruydu. UBP gerçekten bu işi sonuna kadar götürmek niyetinde miydi bizimle buna bakmak lazım. UBP kendi içinde söylenen hükümet kurulduktan sonra da kurultayları gündeme geldi.

Bazı kişiler bu koalisyonun Hüseyin Özgürgün tarafından kendi parti başkanlığını sağlama almak için hükümete girdiğini söyler vaziyete geldiler. Önce ima ettiler sonra bunu açık açık söyler vaziyete geldiler. UBP bir süre sonra da su konusu gündeme geldi, noktasına virgülüne dokunmadan imzalanmasını istedi. CTP ile imzaladıkları hükümet programında böyle söylemiyorlardı. Noktası virgülüne dokunmadan imzalayın dedikleri protokol de vatandaşın lehine değildi.

Soru: Su tartışmalarının dışında başka uzlaşmadığınız konular da var mıydı?

Kalyoncu: Vardı tabii.

Soru: Hükümet bozulduktan sonra gerekçeleri sıralarken, UBP tarafından istihdam ve partizanlık baskısı gördüğünüzü söylediniz.

Kalyoncu: Bize de istihdam olanağı verin diyorlardı. İki dudak arasında istihdam yapılması talebinde bulundular. Hükümetin devamını isterseniz birkaç müdürlük de bize verin dediler. Böyle gayri ciddi diyebileceğimiz talepleri oldu. UBP’nin Başkanı ‘ben filancaya bu arazinin verilmesi için söz verdim’ diyordu. Yurttaşlık yapılması da talepleri arasındaydı. Ülkede yasaları işlemez hale getiren, kamu yönetimini bugünkü hale sokan aslında UBP’nin kendisidir.

Soru: Bunu söylediniz ama bile bile neden hükümet kurdunuz.

Kalyoncu: DP ile UBP zihniyeti arasında ne fark vardır. Biriyle kurabildiğinize göre diğeri ile de kurabilirdiniz.

Soru: Bu denemenin partinizde yıpranmaya yol açtığını düşünüyor musunuz?

Kalyoncu: Eleştiri ve yıpranmaya yol açmış olabilir ama bu çok mantıklı ve doğru düzgün eleştiriyi oluşturmuş kişilerin yarattığı bir imaj olduğunu sanmıyorum.

Soru: CTP hükümette bir oto kontrol kurmayı başaramadı mı?

Kalyoncu: Tabii ki. Sorun şu, bu dönemde herhangi bir usulsüzlük iddiasıyla, mal dağıtımı, yurttaşlık yapımı, işe alımlarla ilgili böyle bir iddiada bulunulamaz.

Soru: CTP içindeki kavgalar sizi Başbakanlıkta kısıtladı mı, engel oldu mu?

Kalyoncu: Bunu görmediğim için söyleyemem. Ama dışarıya yansıyan bir takım tartışmalar yaşandı. Gerek su meselesi gerekse bir takım farklılıklar olduğu kamuoyunda görüldü. Ama hükümetin başarısız olması yönünde açık bir tavır konulduğunu söylemek benim açımdan doğru olmaz. Ama su meselesinde karara varma konusunda epey zaman kaybettirdi.

Soru: Güçlü bir CTP ve güçlü bir hükümet modeli savunuluyordu. Buradaki sıkıntı parti içindeki sıkıntılardan mı kaynaklandı?

Kalyoncu: İlk defa denenen bir model vardı, parti başkanı ve başbakan ayrı olarak. Bunun sıkıntıları olduğu gibi yararları da oldu. Sıkıntıları her konuda herkes birbirini her adımda bilgilendirebilmesi o kadar da mümkün değildi. Bilgi akışı vardı tabii.

Ama mesela DPÖ meselesinde olduğu gibi bilgilendirilmesi geç kalmış işler de oldu. Dolayısıyla Parti Başkanı başka Başbakan başka demeçler verebiliyor.

Soru: Bunun size bilerek yapıldığını düşündünüz mü?

Kalyoncu: Yok. Bu doğal sürecin sonucuydu.

Soru: Bazı açıklama ve pozisyonlar sizi Başbakan olarak zor durumda bıraktı…

Kalyoncu: O zamanlarda ben de çok konuşmadım. Yararları da oldu. Yasaların hazırlanması konusunda parti merkezi de epey iş yüklendi. Pek çok yasa hazır hale getirildi. Bu süre içinde baktığımızda CTP’ye yüklenmek ve başarısız olduğunu söylemek mümkün ve doğru değil.

Burada bir başarısızlık varsa UBP’nin de payı vardır

Soru: Türkiye su konusunda bilerek bir kriz mi yaratmak istedi?

Kalyoncu: Türkiye, büyük paralar harcayarak suyu buraya getirdi. Onun verdiği güçle benim dediğim olacak diye bir mantıkla hareket etti. Buradaki yapıyı da, Anayasa’yı da yasaları da değiştirme anlayışı içindeydi. Onlara bunun yanlış olduğunu anlatmak da zaman aldı.

Mali protokolle neredeyse yargıyı da değiştirme yönünde istekte bulundular.

Soru: İlk günden ne hissettiniz? Siz görevi aldığınızda TC yetkilileri ile görüşemediniz, randevu krizi yaşandı.

Kalyoncu: Randevu krizlerinin yaşanmasının nedeni bir sonuca ulaşamamasından kaynaklanıyordu. Su ile ilgili protokolün hazır olmamasından kaynaklandı bu durum. Suyla ilgili son dakika bile değişikliklerin gündeme geldiğini herkes biliyor.

Soru: Su krizi öncesinde de görüşemediniz ama…

Kalyoncu: Olmadı. Ama AKP’nin de o dönemde kurultayı vardı. Kurultayda buluştuk Sayın Davutoğlu’yla ve bizi davet edeceklerini belirttiler. Ama su meselesi sonuçlanmadığı için de bu mümkün olmadı. Sonra da epey zamanın ardından su anlaşmasına imza atmak için gittik.

Soru: Su konusunda içerikten çok siyaseten sizi zor durumda bırakacak bir tavır olarak okudunuz mu bunu?

Kalyoncu: Onların her şeyin özelleştirilmesi ile ilgili bir mentalitesi var. Her şeyin özelleştirilmesi insanların fakirleştirilmesidir de aynı zamanda. Her şeyin özelleştirilmesi bize göre doğru değildi.

Mali protokolde de geçmiş protokollerde ne gerçekleşmemişse onların bu protokolde yer almasını talep ettiler. Biz ise hükümet programına bahse konu kurumların özerkleşeceğini yazmıştık. UBP bu noktada da sağlam durmadı. Kendi aramızda yaptığımız protokole uymadı, Türkiye ne derse elleri havada kabul edecek durumda oldular.

Soru: Hükümet güvenoyu almadan tebrik edildi. Bu mesaj biraz da size dönük olarak okunmadı mı?

Kalyoncu: CTP ile olmazsa bu olacak olan işler nasıl olacak. Memleketin hayrına mı olacak.

Soru: Partinizde bir toparlanma süreci yaşanabilecek mi?

Kalyoncu: Olacak tabii, el birliği ile yapmamız lazım.

Önce tüzük değişikliği

Soru: Partinizi bir kurultay süreci bekliyor…

Kalyoncu: Önce tüzük değişikliği yapılacak sonra yönetim değişimi için kurultaya gidilecek.

Soru: Başkanlık değişimi gerekli mi partinizde? Bazı isimler adaylığa göz kırpıyor…

Kalyoncu: Bir araya gelinip bir konsensüs oluşmadığı sürece CTP’nin başarı şansı azalır. Herhangi birinin medyada ‘ben aday olacağım’ demesi doğru ve yakışık alan bir durum değil. Bu iş el birliği ile yapılabilecek bir iştir. Herkes nerede ne olduğunu, kimin kapasitesinin ne olduğunu da biliyor. Dolayısıyla bu iş zorla olacak bir iş değil.

Bu iş emek vermiş insanların ve kapasitesi geniş insanların bir bir tespit edilip, teşvik edilmesiyle mümkün olabilecek bir şeydir.

Soru: Bunun için bir isim öne çıkıyor mu sizin için? Sayın Talat’ın bir dönem daha devam etmesi için partilileri ikna etmeye çalıştığınız söyleniyor.

Kalyoncu: Bu konudaki görüşümü daha söylemedim. Sayın Talat’ın devam etmesi ya da etmemesiyle ilgili bir şey söylemedim. Parti içinde de söylemedim. Bu işte gerçekten emek vermeyen birinin bu işe ben gelirim diye yola çıkmasının doğru olmadığı inancındayım. Falan veya filan emek vermedi de demiyorum.

Soru: Tek adaylı bir kurultayın yararlı olacağını düşünür müsünüz?

Kalyoncu: İnsanları zorla tek adaya indirebilir miyiz bilmiyorum. Mümkünse iyi olur. Daha görmedik, konuşmadık. Konuşmadan da bu konuda demeçler verilmesinin doğru olmadığını düşünüyorum.

Ahlaiki sefalet…

Soru:  Derviş Eroğlu UBP-DP koalisyonun neresinde?

Kalyoncu:  DP’den istifalar konusunda etkisi var. Ona bağlı olan insanlar DP’de milletvekili olan kişilerdi. Ama vatandaşın sorması gereken şudur ‘ne mide bu ki’ dün benim partimden istifa etti bu insanlar ve şimdi onların desteği ile bu hükümetçiliği yapıyorum.

Ve ne mide ki CTP ile Kıbrıs sorunu ile ilgili farklı konuların altına imza attım, sesimi bile çıkarmadım, ne kadar iyi bir ikiyüzlülüğün olduğunu rahat bir biçimde görebilir.

 Sorgulanması gereken bunlardır. CTP başarısız oldu demek kolaycılıktır. Aksine ahlaki sefaleti görmek lazım.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.