1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. “Kamu Reformu” adı altında ne yapılmak isteniyor?..
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

“Kamu Reformu” adı altında ne yapılmak isteniyor?..

A+A-

Bugün gündemimde kamu görevlilerini, kamuya girecek olanları ve kamudan etkin hizmet bekleyen herkesi yakından ilgilendiren bir konu var. Kamu reformunun ülkemizin acil ihtiyaçlarından biri olduğunu hep yazıp durduk ve söyledik. Ama şu anda yasallaştırılmak istenen yeni düzenin kamu reformuyla ilgisi yok. Üzerinde inceleme yaptığımızda görürüz ki, “kamu reformu” diye takdim edilen  “Kamu Görevlileri Yasası” gerçekte kamuyu KİT’leştirme projesinden başka bir şey değildir. Kamu hizmetlerini bir kamu iktisadi teşebbüsü olarak düşünmek mümkün mü? Personel yasasında yapılan değişikliklerde pek çok olumsuzluklar göze çarpmakta. Kamu görevinde 30 yıl hizmet veren kıdemli bir bürokrat olarak bunların bazılarına bugün burada değinmek istedim…
  
11’inci madde ile alt sınıflar ortadan kaldırılıyor. Oysa birçok dairenin uyguladığı yasaları ve prosedürü öğrenmek için uzun yıllar orada çalışmak gerekir. Özel sektörde de bu böyledir. Bankacılık, turizm, ticaret, sigortacılık gibi sektörlerde çalışanlar alttan gelerek yeterince yetiştikleri bir süreçte üst kademelere çıkarlar. Müsteşarlık ve genel sekreterlik gibi üst kademe yöneticisi atanması ile ilgili 13’üncü maddeye göre kamudan atanmada, sadece ikinci derecede olanlar, yani müdürler başvurabilir. Dıştan atanmada ise hangi kademede ve hangi sektörde olursa olsun 6 yıl yöneticilik yapmak yeterli kabul edilmektedir. Burada kamuda çalışanlar aleyhine çifte standart vardır.
  
14’üncü ve 15’inci maddelere göre üst kademe yöneticileri yine üçlü kararname ile atanıp görevden alınabilecektir. Ama burada dikkat çeken yenilik şu: Kamudan atanan kişi iki yıldan az bu görevde kalırsa ya da süresine bakılmaksızın kendisini atayan bakan tarafından görevden alınırsa, önceki görevinin maaşı ile müşavirliğe getirilir. Buradaki amaç atanan kişinin üzerindeki baskıyı hissettirmek ve bakanın her talimatına yasal olsun veya olmasın harfiyen uyulmasını sağlamaktır.
 
16’ncı maddeye göre yöneticilik hizmetleri sınıfının 1’inci derecesine ( Genel Sekreter, Genel Müdür ve Kurul Başkanı ) atamada kamu içinden atamada yine sadece 2’nci derecede ( müdür ) üç yıl çalışma koşulu aranacak. Oysa dıştan atamada hangi kademede ve hangi sektörde yöneticilik yaptığına bakılmaksızın 6 yıl yöneticilik yapma yeterli görünüyor. 2’nci dereceye ( Müdür, Müdür temsilcileri, Kurul üyeleri ve kaymakamlar )  içten atanmada yöneticilik hizmetleri sınıfının 3’üncü derecesinde en az üç yıl çalışmış olma koşulu aranırken, dıştan atamada hangi kademede ve kaç kişilik personelin yöneticisi olduğuna bakılmaksızın üç yıl çalışmış olmak yeterli görülüyor.
  
3’üncü derece ( Şube Amiri ) mevkisine kamudan atanmada Mesleki ve Teknik hizmetler sınıfı veya Genel Hizmetler sınıfının 1’inci derecesinde en az üç yıl çalışmış olma koşulu aranırken, dıştan atamada sadece sekiz yıl ( nerede ne yaptığına bakılmaksızın ) çalışma yeterli görülüyor.
  
24’üncü maddeye göre sadece yöneticilik hizmetleri sınıfı değil, her kademeye dıştan atama yapılmasına Başbakanlığın karar verebileceği hükme bağlamaktadır. Yetki Kamu Hizmeti Komisyonundan tamamen alınarak yüzde yüz siyasi makam olan başbakanlığa veriliyor. Şu anda sadece müsteşar ve müdürler ita amiri olmaları nedeniyle ek mesai yapmazken, getirilmek istenen düzenleme ile buna şube amirleri dahil bütün idareci nitelikteki personel eklenmiştir. Hiçbir yönetici olmadan ek mesai yaptırılamayacağına göre, bunun anlamı gerçekte ihtiyaç olup olmadığına bakılmaksızın ek mesailerin dolaylı yoldan kaldırılmasıdır.
  
69’uncu maddede kamu görevlilerinin siyaset yasağı devam ettirilmekte ve bu görevliler böylece sadece siyasi talimatlara uymak durumunda bırakılmaktadırlar.
  
84’üncü maddeye göre, olumsuz sicili olan kamu görevlisi kademe ilerlemesi alamayacak. Yöneticilik hizmetleri sınıfının 1’inci ( müsteşar vs. ) ve 2’nci (müdür vs. ) derecesinde görevli kamu görevlileri iki yıl üst üste olumsuz değerlendirilmeleri halinde bir alt dereceye düşerler. Yöneticilik hizmetleri sınıfının 3’üncü derecesi ile diğer hizmet sınıflarında bulunan kamu görevlileri iki yıl üst üste olumsuz değerlendirilirse personel dairesince başka bir kurumda görevlendirilir. Orada da yine üst üste iki yıl olumsuz değerlendirilirse kamu görevine son verilir.
  
94’üncü maddeye göre kamu görevlileri ( aynı hizmet sınıfında olma koşuluyla ) personel dairesi tarafından bakanlıklar ve daireler arasında zorla nakil ettirilebilirler.
  
102’nci maddeye göre izin biriktirme 84 günden 60 güne düşürüldü.
  
105’inci madde hastalık izinleriyle ilgili. Bu maddeye göre altı aylık sürede en çok iki kez altı iş gününe kadar tam maaşla kısa süreli hastalık izni hakkı getiriliyor.
  
130’uncu maddeye göre tahsisat oranları şu anda uygulananın dörtte birine düşürülüyor.
  
142’nci maddeye göre Başbakana bir siyasi baş danışman ve iki siyasi danışman, bakanlara ise ikişer siyasi danışman istihdam etme ( üst kademe yönetici maaşıyla ) olanağı tanınıyor.
Geçici 3’üncü maddeyle de bu yasanın kamu görevlileri için olumsuz olduğu itiraf edilircesine, ücret, izin, azıl, görevden uzaklaştırma, emeklilik maaşıyla ikramiyesi ve benzeri hakları düzenleyen kuralların 1 Temmuz 1987’den önce kamuya girenlere uygulanamayacağı belirtilmektedir.
  
Getirilmek istenen bu yasa Kamu Hizmeti Komisyonu’nun yetkilerini daraltılmaktadır. Kamu görevlilerinin tayini, nakilleri, terfileri bir alt dereceye düşürülmeleri azil ve görevden uzaklaştırılmaları konusunda iktidarda olan siyasi makamlara çok büyük yetkiler verilmektedir. Sadece müdürlerin üçlü kararname ile atanmalarından vazgeçilirken, onların görevden alınmaları konusunda daha da olumsuz bir uygulama getirildi. Siyasi makama iki yıl üst üste olumsuz sicil vererek müdürleri de bir alt dereceye düşürme yetkisi verilmiştir. Başbakanlığa Kamu Hizmetindeki her makama dışarıdan atama yetkisi verilmektedir. Bu şekilde Kamu kurumları aynen KİT.’leştirilmektedir. Yani siyasetin KİT’ler üzerinde ne yetkisi varsa bundan böyle Kamu Kurumlarının üzerinde de aynı yetkileri ve dolayısıyla aynı uygulamaları olacaktır. KİT’ler ne hale düşürüldü ise kamu kurumları da o hale düşürülecektir.
  
Siyasetçinin en önemli kaygısı seçimdir, yani oydur. Oy alamazsa milletvekili olamaz, milletvekili olamazsa bakan da olamaz. Bakan olduğu müddetçe de öncelikle ister istemez gelecek seçimde alacağı oyu düşünecektir. Dolayısı ile siyasetçinin önceliği nasıl KİT’lerdeki verimlilik değilse, kamudaki önceliği de verimlilik olmayacaktır. Kamudaki bozukluğun esas edeni, siyasetin kamuya etkisidir. Şimdi bu etkinin daha bir artması durumunda neler olacağı bellidir. Siyasi kişiler partisel olarak ya da kişisel olarak kendine verilecek maddi desteği de düşünecektir. Bu durumda büyük işadamlarının, parti delegelerinin ve baskı gruplarının kamu üzerindeki etkileri artacaktır.  Vergi Dairesi gibi, Tapu gibi, Gümrük gibi, Şehircilik gibi belli menfaat çevreleri üzerinde etkisi çok büyük olan dairelerde her türlü göreve bu gibi kişiler istedikleri şahısları, istedikleri mevkilere atatabilecek,  beğenmedikleri kişileri ise başka dairelere sürdürebileceklerdir. Vatandaşa verilecek hizmette de daha adaletsiz, daha eşitsiz daha verimsiz uygulamalar olacaktır. Önümüzdeki yasa tasarısının yorumu ancak böyle yapılabilir.
  
Kamuda atılması gereken en önemli adım, benzeri işler yapan ve kimi zaman da bir birini tamamlayan on-on beş kişilik personel mevcuduna sahip dairelerin birleştirilmesidir. Üç yüz – beş yüz kişilik kadrosu olan daireler bir müdüre bağlıyken on-on beş kişilik dairelere de birer müdür tayini ve daha sonra bu kişilerin müşavir olması, devlete yüktür. Ayrıca Mevcut sistemde bu dairelere atanabilecek az sayıda kişi olduğundan çoğu kez yetersiz kişileri müdürlüğe atama zorunluluğu doğmaktadır. Bu durum bütün bakanlıklarda söz konusudur. Ne ki, tasarıda bu yönde bir açılım görülmemektedir.
  
Ülkedeki bozuk düzenin değişmesi siyaset kurumunda reform yapılmasına bağlıdır. Kamu görevini dışarıya açtırıp devlette düzen ve devamlılığı bozma yerine milletvekillerinin bakan olması engellenmeli. Dışarıdan yüz binlerce kişi arasından bakan atanabilmesinin önü açılmalı. İlçe bakanlığına dönüşen ilçe milletvekilliği uygulaması kaldırılmalı. Tüm KKTC, milletvekili seçiminde tek bölge olmalıdır. Yasama ve yürütme tamamen ayrılmalı. Başbakan da, tıpkı cumhurbaşkanı gibi halkoyu ile seçilmeli. Milletvekili transferleri engellenmeli Sayıştay ve yargı gibi kurumlara mali ve idari yönden tam bir özerlilik verilerek bu kurumların gerçek bağımsızlıkları sağlanmalı. Siyaset kurumundaki reform, kamu hizmetinin düzelmesine çok büyük katkı sağlayacaktır.


Kaynak: Kıbrıs

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.