1. YAZARLAR

  2. Dr. Nazım Beratlı

  3. Kamubuyurum de daha iyi...
Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kamubuyurum de daha iyi...

A+A-

Vaktin birinde, bir arkadaşım benim üslubumu, şimdilerde Sabah Gazetesi’nde yazan, Engin Ardıç’tan aparttığımı söylemişti.  

Allahtan ben hazretten önce köşe yazıları yazmaya başlamıştım! 

Son zamanlarda, ikinci bir favorim var: 

Yağmur Atsız…  

Irkçılık’ın Türkiye’deki babası sayılacak Nihal Atsız’ın oğludur ama solcu olmak gibi bir kusurdan alildir! 

Allahın bir cezası herhalde…

Köşemi takip edenler bilir ki 7 Kasım 2011 günü yazdığım bir yazıda, Türk dilini “sadeleştirmeye” kalkışanların,  tam tersine dili mahvettiklerini ileri sürdüm. 

Benden sonra, Engin Ardıç, 11 Kasım’da Sabah’ta yayınlanan makalesinde, “dilci”leri, “diline doladı”:

“Değiştirmeye kalkarsanız, İsmet Paşa bile, daha 1932 yılında "kimse kimsenin dediğini anlamaz oldu" diye şarlar.

Bu arada ortaya attıklarınızın kimisi tutar, kimisi tutmaz tabii. 

"Komedya" yerine "güldürü" tutar da, "tragedya" yerine "ağlatı" tutmaz. 

Çünkü güldürü herkesi güldürür … 

Ama "acil ihtiyaç listesi"ne karşılık önerilen "ivik gereksinim dizgesi"ne gülmek için Türk olmak yeterlidir.”

Yağmur Atsız, meseleyi daha geniş tuttu… 

15 ve 16 Kasım’da “İt’leşen Türkçe” başlıklı iki yazıdan sonra, 18’inde de “Yine Türkçe Üstüne” diye bir makale daha yazdı. 

Ondan öğrendiğimize göre, 1890’da yazılan Redhouse Lûgati’nde, 93 bin Türkçe lâkırdı varmış. 

1932’de, bu sayı 29bin “sözcük”e düşmüş! 1970’te ise sayı 28 bin imiş… 

Oysa İngilizce bir sözlükte, 700bin adet İngilizce kelime olduğunu, önceden ben de yazmıştım! 

Ve üstelik, bunların çoğunluğu da bu lisanın kökeninde yatan Angıl kabilesinin dilinden değil, Latince, Fransızca, İspanyolca, Grekçe ve doğu dillerinden geçmiş… 

“Sugar” örneğin, Arapça Shakkar’dan, geçme… 

Bize de şeker diye geçti… 

Dünyayı 300 yıldır onlar sömürüyor! 

Her anlamda… 

Ekonomik, kültürel, askeri, ilh…

Konuştuğu yazdığı dildeki kelime sayısını azaltarak, kültürü geliştireceğini sanan bir garabet, sadece bizim dilimizde vardır! 

Gene Atsız’dan öğrendiğimize göre Türkçe’ye, “sanki de bir dil bilginleri grubunun icat ettiği ahenkli bir dil” diyen Türkolog Müller, bugün hayata dönse herhalde hükmünü geri alırdı. 

Arapça’dan geçen ince sesleri durduğu yerde keyfe keder iptal edip, aruz vezninden kalma uzun ve kısa heceleri de cahilce kullanmaya kalkan “Laaacivert”, “cumhuuuuuuriyet”, “laaaazım” nidaları ve hele kendi icatları Türkçe “Başkan”ı da aruz vezni ile Arap ağzıyla “Bıaaaşkan” diye okuyanlarımızı; batı dillerinden alınan lâfları bile aruza oturtup, “Barseloooona”, “Guardioooola”, “Mançıstır Yunaaaaaytıd” diye kelâm edenleri duysaydı...

Bin defa yazdım: 

“Cumhuriyet” Arapça bir kelimedir ve “cumhur” kökeninden gelir. 

Halk İdaresi…  

“Cumhur” iki kapalı hecedir. 

“U” sesi uzatılamaz… 

Arap gibi söyleyecekseniz, “cumhuriyyet”tir…  

Türk gibi söyleyecekseniz, bir “y” kalkar, “cumhuriyet” olur… 

Uzunu kısası yok! 

Ha ille “öztürkçe” söyleyecekseniz, ne gereği var Arapçaya?

Türk Dil Kurumu onun da öztürkçe’sini “üretmiş”, onu söyleyin: 

Kamubuyurum… 

Kuzey Kıbrıs Türk Kamubuyurumu! Yunaaanistan Kamubuyurumu…

Atsız’ın bir önerisine bayıldım: 

Piyanodan siyah tuşları da kaldırın, herkes çalabilsin, demiş… 

Gülmekten öldüm…

Dil dinamiktir… 

Ama gelişmek için… 

Saçmalaşmak için değil…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.