1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. “Kanaviçe”… Yaşam bir yolculuktur…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

“Kanaviçe”… Yaşam bir yolculuktur…

A+A-

“Kanaviçe”,  salonsuz Devlet Tiyatroları’mızın yeni oyunu. Devletin tiyatrosu, nedeni bile saptanamayan o meşum yangından bu yana 12 yıldır salonsuz. Bu süre içinde kaç tane kültürden sorumlu bakan, kaç tane kültüre atanmış yönetici gelip geçti… Ne ki, Devlet Tiyatroları’nın yanık solonu, hiçbirinin ilgi alanına giremedi. Hiçbirine yapıcı bir adım attıramadı… Yersiz göçmen kuşlara dönüştürülen devletin tiyatro sanatçıları, yeteneklerini hep eğreti salonlarda icra etmek zorunda bırakıldı...

Bu büyük ayıbı ısrarla sineye çeken ve o yangın yerine hiç el atmayan devlet yetkililerine toplumsal infiali her fırsatta yansıtıyoruz. Gösterilen ilgisizlik ve kayıtsızlık kültüre ve sanata olan çağdışı bakış açımızı teşhir etmekle kalmıyor. Aynı zamanda devletin kendi kurumlarına bile sahip çıkamadığının acı vurgulaması oluyor.

“Kanaviçe”yi tenha bir gala gecesinde (neredeydi protokol?) YDÜ Büyük Kütüphanesi’nin 4 numaralı salonunda izledim. İyi ki Lefkoşa’daki bu üniversitemiz çeşitli salonlarıyla kültür ve sanat etkinliklerimize kucak açıyor. Çağdaş ve ileri görüşlü Dr. Suat Günsel Hoca’ya topluma karşılıksız sunduğu bu kültürel olanaklardan dolayı burada bir kez daha takdirlerimi sunarım. Toplumun kültüre tutkun insanlarına YDÜ ortamında nice anılar, izlenimler ve mutluluklar yaşatılıyor. İyi ki başkentin baş tacı durumundaki YDÜ vardır…

Özlem Özkaram’ın yönetiminde sahnelenen “Kanaviçe”, üretken kültür adamı Turgut Özakman’ın eski bir oyunu. Devlet Tiyatroları Müdürü Hakan Yozcu’nun açıklamasına göre, ilk kez 1960’da sahnelenen oyun, Özakman’ın ilk güldürüsüdür. Çeşitli açılardan çokça irdelenen kuşak farklılaşması olayının 50 yıl önceki versiyonu... Özakman bu oyunu yazdığında 30’lu yaşlarında bir gençti. Gençlik duygularını kendi yaşının ve çağının duyarlılıklarıyla yansıtıyor.

Konu günümüze göre biraz antik kalsa da, “Kanaviçe” sayesinde yarım yüzyıl önce kuşak farklılaşmalarına nasıl bakıldığının görsel belgeseliyle yüzleşiyoruz. 60’lı yıllarda genç olanların şimdi bugünün genç kuşağıyla farklılaşmasının ironisini de yaşadım ben oyunu izlerken. Oyunun genç kızı tabii ki şimdi 70’lerinin üstünde… Duygusal iletişimin mektup ve telgraflarla yapıldığı o çok eski günlerden şimdi elektronik iletişim çağına ulaşıldı. Birkaç yıl sonra bu oyun tekrar sahneye geldiğinde internet çocuklarının oyunda geçen mektup ve telgraf olaylarının ne olduğunu öğrenebilmek için internete başvuracaklarını düşünüyorum!..
Ama acaba onların kaç tanesi tomarlar halinde saklayamadığı aşk mektupları ve telgraflarından yoksun kalmanın hayıflanmasını yaşayabilecek?.. Hadi gelin de şimdi internetteki o duygu iletilerini yaş baharlarının romantik belgeleri olarak elinizin altında tomarla saklayın bakalım!.. Hey gidi o romantik günler hey!..
   
Kanımca, bu duyguları yaşayabilmek adına da olsa “Kanaviçe” izlenmeye değer. Üç yaşlı kadının dinlendikleri ve özellerini yaşadıkları odaların dik duran tabutlar gibi sunulduğu oyunda, yaşlılığa ağıt var. Bir ayağı çukurdaki anne ile teyzelerin bir yandan kanaviçelerini biteviye örerken, bir yandan da evin gencecik kızıyla yaşadıkları sürtüşmeler dokunaklı bir dille anlatılıyor. Aynen kendileri gibi erkek düşmanı olarak yetiştirmeye çalıştıkları kızın dış dünyaya açılmasına ve coşkulu bir aşkı özgürce yaşamasına gizleyemedikleri bir hasetle direnen yaşlı kadınlar, çağın gereklerine uymanın tesellisini de aramaktadırlar. O teselli ise yine kendi yorgun çağlarına dayanışmayla sığınmaktan ibaret. Yönetmen Özkaram oyunun temasını çok net biçimde açıklıyor: “Yaşamak bir yolculuktur. Zaman korkuyla durdurulamaz. Gelişmelere karşı çıkılmaz.”

Cansev Günsoy, Güneş Kozal, Zehra Evliya, Yılsay Özbudak, Nergül Tuncay ve Deniz Aslım, yürekte buruk izler bırakan bu mütevazı gösterinin oyuncuları. Zerrin Akdenizli’nin tabut figürlü dekor tasarımı ile Gülsen Dünki’nin bir dönemin nostaljisini yaşatan kostümleri dikkat çekici.

Gerilimlerle yüklü zamanınızın bir bölümünü bu oyunun izlenmesine ayırmanızı dilerim. Her tiyatro oyunu kendi kendimizle hesaplaşmanın ve duygusal boşalmanın vesilesidir. Tiyatronun bize sunduğu fırsatları kaçırmayalım.


Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.