1. YAZARLAR

  2. Ahmet Tolgay

  3. Kanser ortalığı kasıp kavuruyor…
Ahmet Tolgay

Ahmet Tolgay

Kıbrıs Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kanser ortalığı kasıp kavuruyor…

A+A-

Başka bir düşmana ihtiyacımız yok. “Kanser” denen canavar, tek başına ve fazlasıyla hakkımızdan geliyor. Bizi hallaç pamuğu gibi savuruyor. Azrail’in cömert piyangosu her an hepimize çıkabilir. Bu ölümcül kasırga eskiden trafik ve kalple at başı giderdi. Şimdi onları geride bıraktı ve şampiyonluğunu ilan etti. Kanserin lanetli yarışında tüm dünya ülkeleri arasında 5’inci sıraya yerleştik. Doludizgin birinciliğe doğru koşuyoruz. Biz buna mı layığız?
  

Son günlerde Yücel Köseoğlu, Rüya Reşat ve Pembe Turgut gibi tanınmış bireylerimizin de genç yaşta bu ölümcül yarışın kurbanı olması, kanser sorgulamasını yeniden her çevrede gündemimize getirdi. Ama neye yarar? Boşu boşuna yapılan sorgulamaların hiçbir önleme, çözüme ve çareye zemin hazırlamadan bir başka kanser olayına dek kapanması, toplumsal bünyeyi yıpratmaktadır. İnsanlarımız belirsizliğin ve çözümsüzlüğün yanı sıra devletsel basiretsizliğin de dehşetiyle baş başa kalmaktadır. Bunun getirdiği stres ve bunalım da, kanseri tetikleyen bir başka unsur olarak yaşamımızda dal – budak salıyor.
       *      *      *
  

Yeri her geldiğinde sayın yetkililerimiz “Biz bu devleti şaka olsun diye kurmadık” derler ama, iyi yönetilemeyen bu devletin kendi insanlarına her gün yapmakta olduğu eşek şakalarını, tarih mutlaka utanç sayfalarında yazacaktır.
  

Nedenleri ve kaynakları ortada tüm çıplaklığıyla durduğu halde, kanserin yaygınlaşmasına akılcı bir denetim getirilememesi, bu eşek şakalarının en sarsıcılarından biri.
Bilim, kanseri yaratan etkenleri çoktan belirleyip insanlığın dikkatine sunmuştur. Bilimin işaret ettiği kanserojen etkenler ve kaynaklar bizde fazlasıyla var olduğu halde, bunlarla savaşacak yerde, her kanser olayında yırtınıp dövünmemiz ciddiyetle bağdaşan bir ruh haleti olamaz. “Şaka olsun diye kurulmadığı” iddia edilen bu devletin bitip tükenmeyen eşek şakaları, insanlarının yaşamını ve kaderini darmadağın etmektedir.
  

Ölümcül oranda zehir ve hormon içeren yiyeceklerin ve içeceklerin her gün sofralarımıza sürülmesine kayıtsız kalan… Yasaların öngördüğü denetimleri ve caydırıcılıkları sürekli ihmal eden… Tarımsal alanlarımızı baştan başa zehirleyip nesiller boyu felaketi tetikleyen ve yer altı su kaynaklarımıza da ulaşan vahşi ilaçlama yöntemlerini durduramayan… Egzoz ve baca gazlarının göz göre göre havamızı kirletmesine inadına göz yuman… Denizlere bizzat lağım boşaltan bir devlet… Bu manzaraların ciddiyeti olabilir mi?..
  

İnsanlarının sağlığını ve yaşamsal güvenliğini kesin güvence altında tutmak devletlerin birincil görevidir. Bizim, şaka olsun diye kurulmadığı öne sürülen bu devletin o birincil görev sorumluluğunun yerlerde süründüğü, nedenleri ve kaynakları belli olan her kanser olayında bir kez daha sırıtır, hem de arsızca...
     *       *      *
  

Üniversiteler beldesiymişiz!.. Hadi canım!.. Kansere dair toplumsal trajedimiz karşısında, bu devletin bir üniversiteler beldesi olduğunu övünerek söylememizin de hiçbir önemi kalmıyor. Üniversiteler birer bilim ve araştırma yuvasıdır. Peki bunların hangisi şimdiye dek kanserle mücadele bağlamında projeler gerçekleştirdi?.. Hangisi, açık şekilde ortada duran negatif etkenler üzerinde sonuç getirici araştırmalar ve çalışmalar yaptı?..
  

Yok eğer bu tür araştırmalar ve çalışmalar yapılmışsa ve şaka olsun diye kurulmadığı söylenen bu devlet o araştırmalara ve çalışmalara kayıtsız kalmışsa, onu da bilelim…
  

Biz inanıyoruz ki, üniversitelerin görevi sadece öğrenci yetiştirip diploma dağıtmak değildir. Üzerinde bulundukları ülkenin her alandaki esenliği için bilimsel çözümler de üretmektir.
  

Kanser görülmemiş bir hızla ortalığı kasıp kavururken ivedilikle yapılması gerekenlere boş verip kaderciliğe yatmak, bizim bu çağla ilişiği bulunmayan teslimiyetçiler olduğumuzu vurgular. Kanser kasırgasını gemleyebilme adına yapılması gerekenler vardır ama, biz inadına yan çiziyoruz. Acı, utanç ve hatta dehşet verici gerçeğimiz, maalesef budur!..        

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi    

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.