1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Kapıların Açıldığını Görmesinler…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kapıların Açıldığını Görmesinler…

A+A-

Bir koşuşturmanın ardından yaşanan 3-4 günlük Şeker Bayramı tatili bitti.

Böyle değildi hatırladığım eski bayramlar.

Gezilere çıkılamaz,şehirler boşalmazdı.

Köylü köyünde, kasabalı kasabasındaydı.

Hatta iş veya tahsil gereği yerinden ayrı olanlar kendi şehirlerine dönerlerdi…

Bir coşku vardı insanlarda, bir sevinç.

Ailelerin, arkadaşların kaynaşması yaşanırdı.

Son yıllardaki bayramlara bakıyorum da artık yok öyle şeyler.

Kaç kişi bayramda amcasına koşar?

Veya kaç kişi bahçesinde aileyi toplayıp hasret giderir?

 Tüm bayramlar ki bizde bayram çok, tatil olmuş hepsi de.

Şimdiden Kurban Bayramı rezervasyonlarına bir göz atın isterseniz.

Hepsi de dolu.

Var olanların da  fiyatlar uçmuş.

Öylesine baktım…

Mesela uçaklarda neredeyse yer bulunmuyor.

İstanbul’dan ayrı kaldığım beş günde Türkiye’nin sadece İstanbul’dan ibaret olmadığını.

Hatta daha iyi yerlerin ve yaşamın olduğunu bir daha gördüm

Döndüğümde fark ettim ki İstanbul böyle daha da güzel.

Yollar boş mesela.

Deniz kıyıları daha sakin, istiklal caddesi akıcı olmasına rağmen daha sessiz.

Martılar bile gökyüzüne doğru uçarlarken daha keyifli.

Neden diye düşündüm.

Neden, dünya güzeli kenti İstanbul, her bayramda boş ?

Çünkü yaşayanlar, yaşanmayacak kadar kalabalık şehirden bıkmışlar.

Onları bu şehirden kaçıran sebepler çok.

Hırsızlık,trafik terörü,magandalar, hayat pahalılığı, fahiş fiyatlar.

Ne ararsan olumsuzluğa dair hepsi burada.

O yüzden kaçıyor İstanbullu her fırsatta köyüne, evine, yazlığına.

Baf’ta iken liseden hemen sonra tek tük de olsa gidip dönmeyen ağabeylerimiz vardı.

Üzülürdüm onların gidişlerine.

Ama bu zorunlu gidişti.

Bir de 1963 sonrası toplu göç yaşanmıştı yurt dışına.

O da üzmüştü kalanları.

Onun haricinde kimse kopmak istemedi yerinden.

Para mı yoktu tatil yapacak, imkanlar mı zordu?

Belki de ama kimsenin, “keşke bu bayram tatilini yurtdışında geçirsem ”dediğini duymamıştım.

Her türlü imkan olmasına rağmen kaçmıyordu kimse.

Çünkü sahip çıkılması gereken memleketleriydi orası.

Üstelik seviyorlardı da .

Bu bayram da kimse kalmadı Kıbrıs’ın kuzeyinde.

Kimisi yurtdışına kaçarken çoğu 1974 öncesi toprağına kavuşmak için fırladı yerinden.

Öyle veya böyle Kıbrıs’ın kuzeyinde  KKTC denilen yapının oluşumunda varlıkları kullanılanlarca terk edilmişti.

Çünkü yeni durumu kabullenememişti Kıbrıslılar.

Ülkelerini seviyorlardı ama bu kafesi sevmiyorlardı.

Ne olursa olsun en küçük fırsat kaçmak için bahaneydi.

Bir söz vardır, “Kafesteki fare yaşamayı seviyor ama özgürlüğünü daha çok seviyor” diye.

Tam da bize göre bir söz dedim.

Kafestekiler kapıların açıldığını görmesinler.

Hemen tüyerler.

Tekrar dönüyorlar ama diyebilirsiniz.

Ne yapsınlar?

Mecburlar dönmeye çünkü başka ülkeleri yok.

Ve uğruna kafeste kalmayı göze adlıkları ülkelerini, kimseye bırakmaya da niyetli değiller.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.