1. YAZARLAR

  2. Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

  3. Kapıların açılması lütuf değildir…
Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Dr. Dolgun Dalgıçoğlu

Afrika Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kapıların açılması lütuf değildir…

A+A-

“KKTC’de” işler yolunda olsa gerek ki “yetkililer” iş bulamadıklarından yeni açılacak bir dükkan kapısını nerde görseler, oraya ellerinde  makas, koşarlar.

Ya Mehter Marşıdır fonda mantin kesilirken çalınan ya da İstiklal Marşı…

Çok değişiktir kapı tanımlaması.

Oda kapıları vardır odadan odaya geçişi sağlayıp  arkasında dönen dolapları gizleyen.

Ev kapıları vardır kilidi vurdun mu hırsızdan başkası girmeye cesaret edemez.

Şehirlerin kapıları vardır bir mahalleden diğerine geçmeye yarayan.

Bir de adı olup kendisi olmayan kapılar…

Bazıları tarihten gelmedir bazılarıysa uydurma kapıdır.

Mesela İstanbul…

Dolu kapı var orada…

Aklıma gelen bir hikayeyi, hikaye de olsa aktarayım.

Padişah tebdili kıyafet dolaşırken kendini her nasılsa içki içen bir vatandaşın sandalında bulur.

Sorar ona, Padişah nerede ?

Tesadüf bu ya sandalcı padişaha inat içer ama  kâhinliği de var..

-Padişah bize yakın bir yerde, sanki denizde ama sandalda da olabilir, der.

Padişah tekrar sorar…

-Peki hangi sandalda ?

Anlamıştır “kâhin” birazdan başına gelecekleri .

-(…)

-Biliyorsun padişahın emirlerine karşı gelmenin cezası kafa uçurmadır.Sana bir soru daha soracağım bilirsen kafanı bağışlayacağım.

-Sor padişahım…

-İstanbul’a hangi kapıdan gireceğim?

-Sözle söylemesem…

-O zaman kağıda yaz.

-Yazarım ama bir şartla, kağıdı şehre girdikten sonra açarsanız.

Oradan ayrılan padişah yaverine,” Belli olmaz bu adama…Atar tutarsa cezasız kalır.İyisi mi şuraya yeni kapı açalım ve şehre oradan girelim”

Açılan yeni kapıdan girdikten sonra kağıda bakan padişah gözlerine inanamaz.

Çünkü kağıtta “Yeni kapınız hayırlı olsun padişahım” yazıyordu.

İstanbul’da yaşamayanların da bildiği gibi bir çok kapı var orada.

Bahçekapı, Zindankapı, Odunkapı, Ayakapı,Topkapı, Balat kapısı, Kumkapı, Çatladıkapı, Ahırkapı, Edirnekapı…

Baktım sayarak bitirilmeyecek kadar çok kapı var, Yenikapı’yı da yazıp noktayı koydum.

Bu isimdeki yerlerin çoğunda kapı falan yok, isimleri ve tarihi değerleri var sadece.

Çünkü isimlerinden başka her şeyleri tarihe karışmış.

Örneğin sorun vatandaşa, “Kumkapı ne ? “ diye…

Alacağınız cevap, “meyhane, rakı, balık, çingeneler ve klarnet” olur.

Bizde de tarihten gelmeyen ama günümüzde birilerinin uydurduğu kapılar vardır, şehirden şehre geçilen.

Ledra Kapısı, Metehan Kapısı, Limnidi Kapısı, Maraş Kapısı ve şimdi de tutturmuşlar bir kapımız daha olsa ve adını Aplıç Kapısı koysak…

Karşı mısın, diye sormayın çünkü kapıların daha doğrusu geçemediğimiz yolların açılmasını en çok isteyenlerdenim.

Hele hele tarlalarımıza yeni duble yollar yapıp ülkeyi mahvederlerken var olan bizim kapılarımızın ulaşıma açılmaması düşünülemez.

Ancak evin bir odasından diğer odasına geçmek için prosedürleri koymalarına karşıyım.

Çünkü orası benin evim.

İster yatak odasına geçmeli ister salonda yatıp uyumalıyım hiç kimseye hesap vermeden.

Aplıç Kapısı da açılsın diyorlar.

Açılacak elbette…

Ama lütuf gibi değil…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.