1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Kapsamlı değerlendirme
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kapsamlı değerlendirme

A+A-

(Bu bir köşe yazısından öte, kapsamlı bir değerlendirmedir. 28 Temmuz günü, seçmen gücünüzü hiçe saymayınız!)

 

Listeler yapıldı!

Karmalar, mühürler belirlendi!

Seçim sonucu dahi, üç aşağı beş yukarı ortaya çıktı.

Herkes farkında ki, ister denize gidilsin, isterse de sandığa, artık sonuç değişmeyecek.

Halk eğilimini sokaklarla da gösteriyor, partilerin ifadeleri ile de.

Biliyorsunuz ki, kapsamlı araştırma sonuçları göremedik bu seçimde. Alıştığımız gibi, istatistiki sonuçları karşılaştıramadık. Halk ile seçim tahminlerini paylaşmak istemedi basın pek fazla…

Yine de sürpriz değil seçim sonucu!

Sonuçtan çok koalisyonun kimler arasında kurulacağı konuşuluyor.

Seçim sonucuna göre parti sıralaması ortada: Sondan başa doğru sıralamayı değerlendirerek, hangi partinin, hangi argümanları savunduğunu seçime beş kala hatırlatmak bu yazının gerçek hedefi!

Seçim süreçlerinde, partiler üzerinden bahis oynarmış gibi tahmin yapmak alışkanlık değildir esasında. Asıl alışkanlık, istatistikler üzerinden yorum yapmaktır. Yine de tahminden öte sokakta kokladığımız havayı sizlerle paylaşmak, seçime doğru yazılmış bu son yazı için anlamlı olur diye düşündük. Değerlendirme sırası, sonuçta elde edileceğine inanılan sıralama doğrultusunda olacak

***

Bağımsızların, seçim sistemimiz doğrultusunda şansları yoktur. Bu nedenle bağımsız olan kişilerin, yüreklerini ve cesaretlerini kutlamak, seçim sonrasında da cesaret ve yürekliliklerinin aynı doğrultuda devam etmesini dilemekten başka sözümüz olamaz.

***

Seçim sonrasında, 5. Sıraya yerleşecek BKP ‘yi izlediniz mi?

Kıbrıs’ın kuzeyindeki kokuşmuş sistemden bahsederek, yepyeni ve güvenilir bir siyasal düzen üzerinden devam ettirdi propaganda sürecini. Bu süreç boyunca meclise milletvekili girmesi uğruna %5 barajını aşmaya ayırdı enerjisinin önemli bir bölümünü. Bu esnada, ekonomik yapılanma konusundaki değerlendirmelerini, sosyal ve kültürel yapı hakkındaki düşüncelerini, TC’den adamıza gelerek yerleşmiş ve buranın bir parçası olduğunu artık hiç kimsenin inkar edemeyeceği kişiler hakkında hiçbir görüş beyanında bulunmamış, Kıbrıs sorununun nihai hedefi dışında süreç için neler planladığından hiç bahsetmedi. Kısacası, bir çok sol partinin içine düştüğü gaflet gibi, yine kendilerini ifade ederek görüşlerini ve insancıl yönlerini, yurt sevgisi ve insan sevgilerinin kazandırabileceği hedefleri; hedeflere varmak için yürünmesi gereken yola olacak katkılarını anlatmayı unuttu.

Halkla bütünleşmeyi başaramadığından anlaşılamayan bir siyasal parti olarak ne yazık ki baraja takılması artık bir ihtimal olmaktan çok daha yakın hale geldi

Hiç kimse kapalı bir kutuya oy vermek istemez değil mi?

***

Seçimde sandıktan 4.parti olarak çıkacak olan TDP’ye gelince;

Köklü bir TKP geleneğinin, halkın güvenini Alpay Durduran’ın partiden uzaklaştırılması dışında neredeyse hiç sarsmamış bir partinin mirasını omuzlarında taşıyan TDP, içinde bulunan geleneğin taşıyıcısı kişiler ve yeni kuşak TKP’liler, yani TDP’liler ile, omuz omuza yürümeyi başaramadılar. Bu dönemde, parti hiç istemediği/istenmeyen bir yola girdi ve mevcut bütünlüğünü tehlikeye soktu. Yıllarca TDP’nin toplum tarafından kabullenilmesi ve daha ileriye taşınması için çalışmalar gerçekleştirmekte olan kişilerin fikir çatışmaları ve uyuşmazlıklar yüzünden partiden ayrılmalarına neden oldu. Hatta Av. Barış Mamalı’nın da bu sebeple bağımsız bir aday olarak mücadele etme yolunu seçmesine sebep oldu.

İlginçtir geçen seçimlerde de, Lefkoşa İlçe Başkanı Özgün Kutlamış’ın seçim arifesinde partiden uzaklaştığını hatırlayanlar, iki konu arasındaki benzerliği de eşleştirebilmektedirler. Bu durum 3. Parti olarak sandıktan çıkarak, olası bir koalisyonda yer alması ihtimali hiç de uzak olmayan TDP’nin, daha gerilere düşmesine sebep olmuştur. Seçimden sonraki süreç için partinin devamlılığı açısından bir tehlike arz etmemesini temenni etmek dışında yapacak bir şey veya söyleyecek söz kalmıyor bizlere de. Çünkü sosyal demokrat bir partiyi kaybetmek, demokratik yaşamlarımız adına kazanç olmayacaktır. Olamaz.

Bu günlerde ne yazık ki %5 barajına takılıp takılmaması bile halk arasında yoğun bir şekilde tartışılmakta.

***

Sandıktan 3. Parti olarak çıkacak olan DP’nin de seçim süreci için uyguladığı pratik kendi kendisine zarar verdi.

Bir partiye gönül vermeyi, takım tutma olarak isimlendiren broşürler ile ideolojik bakışın köreltilmesine yönelik bir çalışma başlattığı izlenimini yaratırken, apolitize bir toplumun beslenebileceği iletiler sundu bizlere. Öte yandan UBP içindeki karmaşanın bir kısmını kendi partisi içerisinde çekerek, parti tabanında ciddi delikler açılmasına sebep oldu. Huzurlu ve temkinli bir şekilde seçimden 2. Parti olarak dahi çıkma ihtimali var iken, hatta Genel Başkan Serdar Denktaş’ın da temenni ettiği gibi sağdaki en büyük parti olması yolunda ilerlerken, kendi kendisinin ayağının altından tabureyi çekerek bir sıra geriye düşürdü kendisini.

Seçimler sonrasında, 8’lerin DP’ye ne kadar katkı sağlayacağı veya ilk kurultayda UBP’ye dönme konusunda nasıl çalışacakları is öncelikle DP tabanında, sonrasında toplumda önemli bir merak konusu. Bu nedenle iktidara taşınması konusunda güvensizlik sebebi olan bu türden tartışmalar nedeni ile DP bu seçimlerdeki başarısını kendi elinin tersiyle itmiş oldu. Kıbrıs sorunu konusunda bir iki cümleyi aşmayan açıklamaları, mevcut düzene karşı çok yoğun bir çalışma sergilenmeyeceği hissini de yarattığı gibi, kişilerin değişmesi ise sistemsizliğin çözülebileceğini düşündüğünü hissettirdi.

***

Sandıktan DP’yi çok az bir fark ile geçerek 2. Parti olarak çıkacak olan UBP’nin tabanında yaşanan kopmalara, iktidarda geçen başarısız sürece ve bun benzer tabandan ve toplumdan toplanmış olan tepkilere karşın önemli bir başarı sağlayacak. Fakat bu başarısı 2009’dakine benzemeyecek. Çünkü süreç içerisinde 2009’da verilen sözlerin hiçbirini yerine getirmemiş olmaması, parti içi çekişmelerin hep bireyler arasında kalması onun puanını en çok düşüren olgular oldu. Bunun yanı sıra kişilere ve kendisine yakın zümrelere menfaat dağıtma geleneğinden hiç vazgeçmemiş olması da UBP’ye olan güveni kalıcı bir biçimde sarsmışa benziyor.

Seçim sonrasında, koalisyonda mutlaka bulunacağını söyleyerek, içine düştüğü hatalardan arınacağı izlenimini halkta yaratmaya çalışan UBP propaganda süreci boyunca, parti içinde yaşanmakta olan oyunları dile getirdi. Bu oyunların artık bozulacağına vurgu yapan UBP, ne yazık önümüzdeki süreçte de parti içi oyunların süreceğini ifade etti istemeden de olsa. Olası bir koalisyondaki varlığının, kendisi ile hükümet ortağı olacağı kişiyi de benzer bir sıkıntının içerisine sürükleyebileceği ihtimalini netleştirdi. Bu sebeple, UBP’ye dikkat edilmesi ve hükümeti kurma görevi kimde olursa olsun bu bilinç ile yaklaşılmasını şart kıldı.

Kıbrıs sorunu konusunda, be defa da bir söylemde bulunmadığı ve Kıbrıs’ta çözümün gündemlerinde dahi olmadığını söylemek bu aşamada önemli bir ayrıntı olarak varlığını halen korumaktadır.

***

Sandıktan 1. Parti olarak çıkacak olan CTP ise bu süreci önemli bir sınav olarak değerlendirdi.

Sandıktan birinci parti olarak çıkacağı konusunda şüphesi olmadığını her fırsatta dile getiren CTP, halkı aydınlatmak ve ilerlenecek yolda izlenecek yöntemleri ortaya koymak adına en aydınlatıcı parti oldu. Bu aydınlatıcılık, 1. Parti olarak yolu sürdürmesinde önemli bir etken oldu.

Yine de CTP’nin her şeyi başarmış ve her şeyi çözmüş olduğu hissine kapılmaması gerektiği açıktır. Bu süreçte hayalci olmak yerine, tek başına iktidarı arzuladığını dile getirmeyi yeğledi CTP. Hiçbir parti ile çekişmemeye gayret etti. Kendi yolunda yürüyerek seçim sürecini karmaşık bir çatışma kültürüne taşımaya engel oldu. Yırtılan afişleri bile sorgulamadı. Bunun yerine yürünecek yolu anlattı, çizdi.

Kıbrıs sorunu noktasında önemli açılımları da halk ile paylaşmayı çok önemseyen CTP hakkında, halk arasında sorulmakta olan en önemli soru, partinin ne yapacağı, ne olacağından ziyade; kimi koalisyon ortaklığına alma ihtimali olduğudur. Seçim öncesinde devam eden tüm tartışmalar, medyada ve spekülatif bant kayıtlarının da önemli konularından bir tanesinin, önümüzdeki dönemde CTP’nin UBP ile mi, DP ile mi, TDP ile mi bir koalisyon kurup kurmayacağı oldu.

CTP’nin oy toplama konusunda tarafsız oylar ile baraja takılma ihtimali olan sol partilerden gelebilecek oylar ile, tek başına iktidara yürüyebileceği ihtimalini de zaman zaman dillendirdiği gözlerden kaçmadı.

Tüm bağımsız adaylara ve siyasal partilerin Kıbrıs’ın kuzeyinde ders çıkarılacak bir seçim sürecinde olduğunun hatırlanmasının önemini vurguladığımız gibi, seçmenlerin de sandıktaki görevlerinin çok önemli olduğunu hatırlatırız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.