1. YAZARLAR

  2. Çiğdem Dürüst

  3. Karar verilmesi gereken esas konu hangisi?
Çiğdem Dürüst

Çiğdem Dürüst

Star Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Karar verilmesi gereken esas konu hangisi?

A+A-

Çok net: Bu Kıbrıslı bir icraat değil! Bu istek Kıbrıslı bir istek hiç değil!

Yine de artık bir İmam Hatibimiz ve ihtiyacımız olandan çok daha fazla câmimiz var.

Okullarımız yetersiz. Kültür merkezlerimiz, sanat merkezlerimiz, müzelerimiz yok.

Buna rağmen camilerimiz, dini eğitim veren okullarımız var.

Yıllardır Kıbrıs’ın ve Kıbrıslı Türklerin yaşam, kültür, din, dil, etnik köken ve bilumum özellikleri üzerinde planlı ve kademeli bir empoze gerçekleştiriliyor.

Demografik yapımızın değiştiriliyor olduğu gizli bir şey değil.

Bu değişiklikler kâh faydamıza olur, kâh zararımıza. Hatta, empoze olduğu tekrarlanan bu uygulamaların, çıkarlarımıza hizmet ederken, aynı anda ciddi zararlara da sebep olduğu aşikâr.

Bizler, Kıbrıs’ın kuzeyinde sakin bireyler, bu duruma yönelik platformlar kurar, bununla ilgili eylemler yaparız sıklıkla. Kıbrıs'ta çözümün ve barışın ne kadar gerekli olduğunu anlatan yüz binlere yakın kişinin meydanlara toplandığı mitinglerimiz de oldu geçmişte. Önümüzdeki aylarda buna benzer çalışmaların ve mitinglerin olacağı ortada…

İyi de, ne değiştirebildik?

Kıbrıslı Türkler olarak, zararımıza olduğunu yüksek sesle söylediğimiz hangi uygulamayı durdurabildik?

Durdurduk zannettiklerimizi bile, bir süre sonra farklı görüntülerde yeniden karşımızda bulmadık mı?

O halde ya isteklerimizde bir sıkıntı var, ya da isteklerimizi almak için mücadele şeklimizde…

Ya isteklerimizle ve gelecek kaygılarımızla ilgili düşüncelerimize yeterince sahip çıkamıyoruz, ya da geleceğimizi yönetme ehliyetimizi çoktan yitirdik.

***

Başbakan’ın külliye ( imam hatip, dini eğitim kurumu, ya da adına ne derseniz deyin) açılışına katılması bir dert oldu.

Tepki topladı.

Eleştiri aldı.

İddia ediyorum: Katılmasaydı da bin bir dert olacaktı.

Herkes biliyor ki, bir Başbakan olarak orada bulunması kaçınılmazdı.

Peki, orada olmasaydı? KKTC Devleti’nin varlığı ve yaşatılma biçimi gereği devletin ve bu devletin yurttaşı olanların nasıl sıkıntılar ile karşılaştırılma ihtimali olduğunu sorgulayabiliyor muyuz? (Hükümetin geleceğini hesaba katmıyoruz bile…)

Peki, eğer gitmeseydi? Gitmemesinden kaynaklanan ve karşılaşma ihtimalimiz %100 olan sıkıntılarla cebelleşecek olsaydık, bu noktada, Özkan Yorgancıoğlu’nu savunabilecek, devletin veya toplumun yaşamını sürdürebilecek koşulları oluşturacak güce, cesarete ve birliğe sahip olunabilecek miydi?

Elimizi vicdanımıza koyalım, eğri oturalım, doğru konuşalım: Bizler daha Kıbrıslı mıyız, yoksa Kıbrıslı Türk müyüz türünden tartışmalarımızı bile uzlaştırmamış, etnik kimliğimizle ilgili net bulguların sonuçlarını ortak bir zeminde kavuşturamamış bir toplum olarak varlığımızı sürdürürken, eleştiriler yanında, çözüm önerilerimizi de ortaya koyabiliyor muyuz?

Yıllardır süregelen bu amaçsız ve belki de tehlikeli ilerleyişimizi çözüme kavuşturacak donelerimizi ortaya koyalım.

Sivil toplum, siyasi yapı, milliyetçi, yurtsever, farklı dinlere mensup KKTC yurttaşları olarak nasıl bir devlet, nasıl bir gelecek oluşturulabileceği noktasında neredeyiz?

***

Bölünmüş, amaç birliğini yitirmiş, bazı kazanımları mümkün kılacak hoşgörü temelinde acil bir birlikteliğe kavuşmak için adımlar atmayı beklemeye zamanımız kalmamıştır.

Toplumun, mevcut demografik yapısı ile mi, yoksa mümkün olursa 15-20 yıl öncesinin dinamikleri ile mi yaşanacağı hakkında bir karar vermek için geç kalmış görünüyoruz.

Bunun için cesarete mi yoksa birlikteliğe mi ihtiyacımız olduğunu tartışmak için geç de kalmış görünüyoruz.

Fakat geç kalmışlığımız, yok oluşumuzun açıklaması olmamalı, olamaz.

Bir toplum olarak, ortak çıkarlarımızın alt alta yazılarak toplandığı, gerçeklerimizi göz ardı etmeden modern dünyadaki yerimizi alabilişimizin adımlarının atıldığı bir etkinlik ve hareketlilik içine girmek için şansımız var.

İşte Özkan Yorgancıoğlu’nu, işte CTP-BG’yi ve öncelikli olarak tüm sol fraksiyondaki siyasi patileri bu bilinçle eleştirmek ve bu bağlamda destek olunabileceğini bilmek, anlamak, belki de bu çaresiz durumumuzdan kurtuluşumuz için işe yarar adımlar atılmasına katkı sağlayacaktır. Aksi takdirde, bölüne, parçalana gidebileceğimiz tek nokta vardır. Bunun örneği de Ortadoğu mantalitesi ile kurgulanmış, her daim sömürülen ve sömürülmeye mahkûm bir topluluk olarak güdümlü olarak yaşamaya mahkûm edileceğiz.

Neyi hak ettiğimiz, isteklerimizi belirlemek, hayallerimizin peşinden koşmakla ortaya konulabilecektir.

Ne dersiniz?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.