Mehmet Çağlar

Mehmet Çağlar

Milletvekili
Yazarın Tüm Yazıları >

Kararlıyız

A+A-

 

19. Yüz Yılın Sonuçları

Bünyesinde yüz yıllar boyu çeşitli kültürleri barındıran, nüfusunu ağırlıkla Hıristiyan ve Müslümanların oluşturduğu Kıbrıs adası, bölgemizde 1800’lü yılların son çeyreğinde başlayan milliyetçilik akımlarının çekim alanına girmiştir.  Yunan ve Türk milliyetçiliğinin etkisi altına sokulan Kıbrıslılar, ülkeyi yönetenlerin izlemiş olduğu ayrılıkçı politikalar nedeniyle, Kıbrıslılık bilincinin gelişmesi yerine Yunanistan ve Türkiye’ye bağlı iki ayrı toplumsal yapıya dönüştürülmüşlerdir.

İngiliz Sömürge Yönetimi

İngiliz sömürge yönetimi, adadaki kendi varlığını sürdürmek için toplumlar arasında var olan milliyetçilik duygularını kışkırtarak iki toplum arasında izleri günümüze kadar devam eden derin yaralar açılmasına neden oldu. İngilizler adadan “ayrılırken” oluşturulan Kıbrıs Cumhuriyeti yönetimi, adada yaşayan azınlıkların da haklarını gözetip iki toplum temeline dayandırılarak, uluslararası hukukun bir parçası haline getirildi.

Kıbrıs Cumhuriyeti Yılları

İzlenen milliyetçilik politikaları, Kıbrıslılık bilinci ile ortak yaşam kültürünün gelişmesini engelledi. Bir tarafta Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak için yola çıkan Rum milliyetçileri, diğer tarafta Kıbrıs’ı taksim etmek isteyen Türk milliyetçileri tarafından yönetilen Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ortak yönetimi kısa sürdü.

1963 Aralık ayında başlayan toplumlar arası çatışmalarda, ateş kesi sağlamak için adaya gönderilecek barış gücü askerlerinin davetine yönelik Kıbrıs Cumhuriyeti parlamentosunda alınması gereken karar toplantısına Türk parlamenterlerin katılmaması ve Rum parlamenterler tarafından alınan kararın Birleşmiş Milletlerin “zorunluluk ilkesi” çerçevesinde 4 Mart 1964 tarihinde 186 sayılı BM kararı olarak kabul edilmesi, Kıbrıslı Türkleri uluslararası hukukun dışına itmiştir.

Kıbrıs Cumhuriyetinin tek taraflı yönetilmiş olmasına rağmen, uluslararası hukuk açısından meşru sayılması bu temele dayandırılmaktadır. 1964 yılından günümüze geçen süre içinde Kıbrıs sorununa Birleşmiş Milletlerin de onaylayacağı bir çözüm bulunamaması, Kıbrıslı Türklerin uluslararası hukukun dışında yaşamasının ortamını oluşturmaktadır.

Ayrılıkçı Politikaların Sonuçları

Kıbrıs’ın kuzeyinde ekonomik ve demografik yapımıza yönelik başlatılan çalışmalar ve Kıbrıs sorununun çözümünde izlenen ayrılıkçı politikalar, her geçen gün Kıbrıslı Türkleri uluslararası hukuktan biraz daha uzaklaştırmaktadır.

Kırk sekiz yıldır uluslararası hukukun dışında yaşamanın dayatmış olduğu olumsuzluklar, ekonomik, sosyal ve kültürel yapımızı etkilemektedir. Serbest dolaşım hakkımızdan tutun da uluslar arası ticaret, sportif ve kültürel etkinlik de dâhil her alanda, dünyadan soyut olarak yaşatılmaktayız.  

Bağımlılık ve Dayatmalar

Gerek yatırım ve toplumsal gelişmede yaratılan bağımlılık, gerekse son yıllarda artarak karşımıza çıkan “bizim gibi Türk, bizim gibi Müslüman” olun dayatmaları, demokratik haklarımıza ve kendi kendini yönetme irademize yapılan müdahaleler, toplumsal güveni sarsmakta, varlığımızı tehdit etmektedir. Yüz yıllardır kimlik ve kültürlerini koruyan Kıbrıslı Türkler, son yıllarda giderek daha da artan bir biçimde kendi vatanlarında yabancılaşma ve kimliklerini kaybetme duygusu yaşamaktadırlar.  

Adanın bütünü üzerinde söz sahibiyken, adanın bir bölümüne sıkıştırılmış, evrensel hak ve özgürlüklerden uzak, kimlik ve kültürümüzün tehdit altında olduğu, keyfi ve dayatmacı politikalarla yönetilen, geleceğinden kaygılı bir toplum olarak yaşamak istemiyoruz artık.

HEDEFLER

Kültürel ve etnik farklılıklarımıza rağmen Kıbrıs’ı ortak vatan olarak benimsemiş, evrensel kurallar içerisinde, tüm ada sakinleriyle barış içinde yaşayacağımız ve ortak vatanımızın geleceğini sağlıklı bir zeminde yeniden inşa etmek ve gelecek kaygısı taşımadan mutlu ve huzurlu bir biçimde yaşayabilmek, toplumsal değerlerimize daha fazla müdahale edilmeden ve onarılamayacak zararlar verilmeden, yeniden üreten bir toplum olmak, çocuklarımızı ve gençlerimizi üretime dönük yetiştirmek ve en genelinde tüm sorunlarımızın anası durumunda olan Kıbrıs sorununu federal bir çözüm çerçevesinde iki bölgeli, iki toplumlu, eşit siyasi haklarla donanmış bir biçimde çözebilmek için mücadele etmeye kararlı ve azimli olduğumuzu bir kez daha vurgulamak, içerisine sokulduğumuz on yıllardır yaratılan ve bizlere yaşatılan bu bozuk sistemin bir sonucu olan son dönemlerin hepimize dayattığı dayanılmaz bir biçim alan şu oldukça zor günlerimizde büyük bir anlam taşıyacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.