1. YAZARLAR

  2. Ali Tekman

  3. Karpaz’da rejim tarafından kullanılan nüfus ve Nazım Bey
Ali Tekman

Ali Tekman

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Karpaz’da rejim tarafından kullanılan nüfus ve Nazım Bey

A+A-

Dün Karpaz’da yaşanan olaylar;

 

Bu ülkede hep korkulan ama vicdansız bir rejim ve kör siyasetin sürekli kullandığı kökene dayalı ayırımcılığın ulaştığı vahim noktanın acı bir tablosudur.

Rejim ve iktidarının artık sıkıştığı noktada, bu ülkeye 1974 sonrasında gelen nüfus içinden birtakım grupları kullanmaya başladığına dair bir izlenim oluştu bende...

Dün, “güpegündüz yol kesmeleri” için adeta teşvik edildiklerini anlıyorum Karpaz’da yaşayan nüfusun...

Onları;

Adanın, rejim ve iktidarına tepki içinde olan insanlarına karşı kullanma egzersizleri yapılıyor sanki de...

Bunları yazarken kaç kez derin nefes aldığımı hatırlamıyorum.

Ancak yazmak da zorundayım ki;

Dün Karpaz’da, arbede ile karışık, son derece gergin toplu karşı karşıya gelişin sonunun nereye varacağına dair belki devlet mekanizmalarında hala sorumlu bir makam kalmışsa;

Belki iş işten geçmeden harekete geçerler diye...

***

Dün Karpaz’da yaşanan olaylar;

1974’den sonra, adaya sonradan gelen nüfus ile yerli halk arasında belki de ilk kez bu denli ciddi ve toplu karşı karşıya gelişin dramatik tablosunu oluşturuyordu.

Veya en azından böyle bir görüntü ortaya çıkıyordu.

Ve yine sanırım 1974’den sonra ilk kez;

Adaya sonradan gelip yerleşen nüfusu kışkırtan bir grup;

Demokratik bir gösteri için bölgeye giden çevreci bir başka grubun;

Buraya giremezsiniz” diye yollarını keserek, ülkelerindeki bir bölgeye girmelerini men etmeye çalışıyordu.

Gösteri yapmaya çalışanların gösterilerindeki amaç veya onları engellemeye çalışanların “gerekçeleri” ise;

Dünkü kökene dayalı ayırımcılığın ulaştığı ürkütücü boyutların yanında ikinci planda kalıyordu.

Olacak şey değil...

Kıbrıslı Türklerin en son 1974 öncesinde ülkelerindeki herhangi bir yere gitmeleri engelleniyor, yaşadıkları coğrafyanın tümü için “benimdir” diyemiyorlardı.

Bu bakımdan, dün Karpaz’a ister gezi amaçlı olarak gitmiş olsunlar;

İsterse demokratik bir hak olan gösteri hakkını kullanmak için...

Hiç kimsenin bu ülkenin halkını;

Vatan topraklarında diledikleri yere gitmeleri hususunda engelleme hakkı olamaz.

Demokratik olgunluk içinde uygarca bir protesto gösterisi yapmalarına da kimse engel olamaz.

Daha çok kökene dayalı ayırımcılık üzerinden harekete geçenlere, bu kadar müsamaha gösterilemez.

Kıbrıs Postası”na ulaşan birtakım haberlere göre;

Dün sabah bölge camilerinden ‘Lefkoşa’dan eylemciler gelecek, onları köyümüze sokmayalım, biz yol istiyoruz’ şeklinde anonslar yaptırıldığı ve orada yaşayan köylülerin eylemcilere karşı toplanmaya çağrıldığı” iddia ediliyordu.

Ne oluyoruz Allahaşkına?

Karpaz’da bizim bilmediğimiz bir “kurtuluş savaşı” mı başlatıldı?

Yoksa “kurtarılmış bölge” denemeleri mi yapılıyor?

Kimden “kurtarılmış bölge”?

Camilerden çevre aktivistlerine karşı kışkırtıcı anonslar yapıldığı iddiaları doğruysa;

Bu ülkenin emniyet ve devletin adli makamları derhal harekete geçmelidirler.

Saniye vakit kaybetmeden, kökene dayalı ayırımcılık üzerinden birilerinin tezgahlamaya çalıştığı bu dramatik tablonun müsebbiplerini ve bu ülkenin insanını yine kendi ülkesinin topraklarındaki bir bölgeye sokmama cüreti gösterenlerin başını çekenleri toplamalıdır.

Rejimin iktidarından bu konuda da adil ve hakkaniyetli davranmasını bekleyemiyoruz maalesef...

Bu arada dün yaşanan vahim olaylarda;

Bir grup insanın demokratik gösteri hakkını engellemek ve onları bölgeye sokmamak için zor kullanmak isteyenleri durdurması gereken emniyet güçlerinin;

Daha çok göstericileri durdurmak için çaba harcadıkları haberleri ulaşıyor elimize...

Üstelik dünkü hadiselerden birkaç gün önce çeşitli TV kanallarına çıkan bölgedeki nüfustan bazı kişilerin,ülkenin çeşitli yerlerinden, çevreye olan duyarlılıklarını göstermek için Karpaz’a gidecek olan insanlar kastedilerek;

Gelecekleri varsa görecekleri de var” şeklinde tehditler savurdukları da önceden biliniyordu.

Ve sonunda korkulan, başa geldi işte...

O tehditlere neden duyarsız kalındığını ise anlamak mümkün değil...

***

Şimdi bakın... O bölgede yaşayan nüfus;

Mevcut iktidarın İçişleri Bakanı Nazım Çavuşoğlu’nun seçim bölgesinin nüfusu aynı zamanda...

Merak ediyorum şimdi...

İçişleri Bakanı olarak Nazım Çavuşoğlu;

Demokratik gösteri yapmak için bölgeye giden ama bazı gruplar tarafından yolları kesilip, zor kullanılarak geri döndürülmeye çalışılan vatandaşlarının hak ve hukukuna mı sahip çıkacak;

Yoksa kendi seçim bölgesinde zor kullanarak onları engellemeye çalışan gruplara mı?

Ama her hal ve karda bir açıklama yapmak zorundadır.

Karpaz’da demokrasi mi geçerlidir, yoksa zora ve şiddete dayanan caydırıcılık mı?

Karpaz bu ülkenin bir parçası mıdır, yoksa hiçbir demokratik kural ve geleneğin tanınmadığı “kurtarılmış bir bölge” midir?

Bu arada unutmadan... İçişleri Bakanı Nazım Bey;

Bu ülkede daha fazla nüfusa ihtiyaç duyulduğunu ve her Bakanlar Kurulu toplantısında 3-4 kişiyi vatandaş yaptıklarını” söyleyerek;

Bunun gerekçelerini de “askerlik” ve “ekonomik yatırımlara” bağlamış...

Olan nüfusu “mamur ettiler” de daha fazla nüfus istiyor Bakan Bey...

Veya ekonomik yatırımlar sıraya girmiş de Kuzey Kıbrıs’ta daha fazla nüfusu “mutlu ve müreffeh” hale getirmek için birileri yanıp tutuşuyor sanırsınız...

Geçelim bunları Nazım Bey, geçelim...

Sizin bu “daha fazla nüfus” dediğiniz, “daha fazla sefalet” çağrısı gibi bir şey...

***

Siz o “daha fazla nüfusu” dün Karpaz’da yapıldığı gibi, rejim ve uygulamalarına karşı demokratik gösteri yapmaya çalışan yerli halkı sindirmek ve rejiminizle iktidarınızın manivelası olarak kullanmak niyetinde misiniz, değil misiniz, onu açıklayın bu topluma...

Yoksa sizin seçim bölgeniz olan Karpaz’daki nüfusun;

Demokratik gösterilere topluca müdahale etme ve bu ülkenin yerli halkını o bölgeye sokmama gibi ayrıcalıklı bir hakkı mı var?

Söyleyin de bilelim...

***

Dün Karpaz’da yaşananlar;

Çevreyi ve doğayı sevenlerle, çevre ile doğaya zerre kadar önem vermeyenler arasındaki bir mesele olmaktan çıkmıştır.

Bu ülkede 1974’den önce de var olanları, 1974’den sonra gelenlerin bölgeye sokmama imajının ortaya çıktığı amageniş ölçekte kökene dayalı bir gerginliğin körüklenerek toplu karşı karşıya gelişlere zemin hazırlandığıhadiseler yaşanmıştır orada...

UBP’nin kurduğu rejimin devamı ve yukarıda da belirttiğim birtakım sebeplerden dolayı;

Siyasi iktidarın, demokratik gösteri yapanların karşısında, onları durdurmaya çalışan grupların ise yanında yer almasına hiç şaşmam...

Ancak devlet aygıtı;

Her vatandaşına, her kesim ve kökenden insanlarına eşit mesafede durmalı, birinin aleyhine olacak şekilde yekdiğerinin yanında saf tutmamalı, bir kesimin diğerini sindirmek için kullanılmasına;

Bütün adli ve hukuki makamlarını seferber ederek asla izin vermemelidir.

Tabii bu da, dün de altını çizdiğim “parti-devlet” yapısından ne ölçüde çıkabileceğimizle ilgilidir haliyle...

***

Dün Karpaz’da yaşananlar;

Umarım birilerinin kulağına küpe olur.

Yoksa dünkü olaylara reaksiyon olarak, her kesim ve kökenden gruplar yarın öbürgün kendilerine göre “kurtarılmış bölgeler” yaratıp, istemediklerini oralara zor kullanarak sokmamaya başlarlarsa;

Mesele hengame boyutundan çıkıp felaket boyutuna ulaşacaktır.

***

Öte yandan;

Dünkü yazımda sözünü ettiğim;

Bir polis karakoluna molotof kokteyli atma” olayını açığa kavuşturup gerekeni yapan polis örgütünü bu başarısından dolayı kutlar;

Bütün bir toplumun ve vatandaşların kendilerini huzur ve güven içerisinde hissetmeleri için, trafik ve genel asayiş konularında daha büyük ve daha geniş çaplı operasyonların yanısıra;

Caydırıcı-önleyici operasyonlara da imza atmalarını dilerim.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.