1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. "Keşke olsaydı" dedik
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

"Keşke olsaydı" dedik

A+A-

İnsanın yurdunu milletini sevmesi güzeldir.  Daha bir güzeli bu sevgiyi yazıya dökerek gelecek kuşaklara belgesel miras olarak bırakmasıdır. 

Son zamanlarda bu sevgi   “Kıbrıslılık”  gibi  bir siyasi  akım  içine sokularak istismar edilmiş de   olsa,  tutun ki eğri gemi doğru sefer kabilinden yine de memleketi türlü çeşitli yönleriyle yansıtıyor olmalıdır.

İnsanlarıyla birlikte olaylar didiklenirken,   hem “geçmiş”  anlatılıyor hem de yargılanıyor.  Bazıları Osmanlı dönemi Kıbrıs’ından söz ediyor,  bazıları yakın geçmişi analiz ediyor.   Şuradan buradan toplanan fotoğraflarla anlatılanlar,   yeni kuşaklara kendi ülkelerinin  “geçmişini”  tanıtır oluyor.   

FAKAT:  Bu  anlatımların gitgide  tadı kaçıyor.  Çünkü  “anlatanlar” işittikleriyle okuduklarını  aktarırlarken ya kendilerine yalan ve yanlış söylendiği için yalan ve yanlış şeyler yazıyorlar yahut geçmişin olaylarını  düşüncelerine göre tahrif ederek aktarıyorlar!       Her iki halde  de olayları yaşayanların hatta anlatanların artık pek çoğu öldüğü için “yalanlama ve düzeltmeleri”  olanağı da bulunmuyor.  Dolayısıyle dileyen dilediğini uydurup yazarken  bu yazılanları okuyanlar resmen kandırılıyorlar! Üstelik geçmişin de  kanına canına girilip iğfal ediliyor.

MESELA.  Bu adada Türkler’le Rumlar asla kardeş kardeş yaşamadılar.  Ayrılık gayrılık ise Türkler’den kaynaklı olmadı.  Rumlar’ın düşman olarak gördükleri Türkler’e yakınlık gösterememesinden,  arkadaş olamamalarından  kaynaklandı.

Buna karşılık kalkar da ısrarla bu adada Türk ve Rumlar asırlarca kardeş kardeş yaşadılar derseniz ve bir iki münferit olayı kanıt diye yutturmaya çalışırsanız sadece hata yapmaz,   yalan söylediğiniz için  “yalancı” da olursunuz…                                                           Üstelik sanki adada böyle iç içe yaşamlar olmuş gibi halkı da kandırmak durumuna düşersiniz…

Bunlara  karşın sürekli bu olay işlenmekte,  sonuçta “Türk ve Rumları tek vatanda,  tek yurttaşlıkta”  diyerek  ve  “yeniden”  kelimesini de ekleyerek  “birleştirmek”  için uğraşmaya devam etmektedirler! 

KEŞKE DİYORUZ:  Keşke geçici bir süre sırf bu adada  nasıl birlikte yaşayacağımızı görüvermek için birleşiversek!  Çünkü bu insanların başka türlü Hanya’yı Konya’yı öğrenmeleri  mümkün olmayacak! 

**********

ANKARA İLE UYUM

Gazeteci refikim Derviş Doğan sordukta bende  de jeton düşüverdiydi.  Eğer “CTP Ankara ile uyum içindeyse o halde UBP ile de uyumlu olmalı…”

Nitekim Özkan Yorgancıoğlu Ankara temasları sonrasında bu  “uyumun”  altını özellikle çiziyor.

Fakat   UBP de Ankara ile hem de CTP’den daha çok uyumludur.  Çünkü müzakere masasındaki   Eroğlu Hristofyas ile görüşürken çok doğal olması gereken ilişkilerde Ankara’nın siyasi görüş ve çıkarlarını da korumak zorundadır…

Kaldı ki artık her günkü açıklama ve özel haberleriyle sadece bir gazetenin değil,  memleketteki tüm gazetelerin   “köşelerini”  kaptığı için bizim gibi köşeci olan Talat da Ankara ile uyumdan söz ediyor.  Üstelik bir adım öne çıkarak  “askere”  de göz kırpıyor.

Tabi biz UBP ile CTP’nin kendilerini Ankara ile bu kadar uyumlu görmelerine karşın neden her vesile ile birbirleri karşısında çok “uyumsuz” olduklarının çelişkilerine düştüklerini sorgulayacak değiliz.  Çünkü    “eee,  diyecekler.  Bu bir politikadır!”

Yine   “keşke”  diyoruz.  Keşke  o  “politikayı”  atsalar da geriye kalan  “uyumda”  buluşur olsalar.  İşte o zaman KKTC uçacak diyoruz…

**********

EKONOMİK PANORAMA

Kafanızın allak bullak olmasını isterseniz  son zamanlarda en az futbol karşılaşmaları kadar önem kazanmış olan ekonomik veri ve haberleri okuyun!  Tümünü topladıkta bu memlekette insanların nasıl yaşadıklarına şaşmakla kalmaz,  içinizden pılıyı pırtıyı toplayıp yurt dışına kaçasınız gelir!

Kısaca Küçük’le Tatar ne söylerlerse söylesinler,  ne kadar pembe reklamlar yaparlarsa yapsınlar memleket natamam!  İşte bir aylık ekonomik dökümler:

- “ABD İçişleri Bakanlığı raporunda KKTC’i  “ana endişe kaynağı ülkeler listesine dahil etti.  Buna göre KKTC Kara Parada süper ligde oyunuyor!”   (Oysa ne diyor Tatar?  Yoktur!”

- “TC’den yapılan ithalat 2011’de 1 milyar doları buldu.”   (Ya bizim TC’ye ihracatımız?  Devede kulak bile değil!)”

-  “Bütçe gelirleri bu yılın ilk iki ayında yılın ayni dönemine göre 62 milyon TL düşerken,  bütçe giderleri 69 milyon TL. yükseldi!”   (Siz sormadan yapılan resmi açıklamalarda ise tam tersini söylüyorlar!)

Haa,  bu da iyi haber:   “2010 yılı sonunda Bankacılık sektörünün toplam aktifleri 8.4 milyar TL iken bir yıl içinde 9.9 milyara ulaştı.”   (Kısaca bu memlekette para var da galiba olay şu:  Bankalarla ceplerdeki paralar Devlete yar olmuyorlar!  Dolayısıyle ne oluyor?  İnsanların müesseselerin zenginliği,  Devletin zenginliği demek olmuyor!)   Ve yine  “keşke”  diyeceğiz.  Keşke Devlet zengin olabilse. O zaman hükümet  sinekten yağ çıkarmak için,  halkı değirmende zeytin gibi sıkmazdı!)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.