Dr. Nazım Beratlı

Dr. Nazım Beratlı

Haberdar Gazetesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Khalifa...

A+A-

Dün, bin yılı beraber yaşayan Türkler ile Araplar’ın, son 70-80 yılda aralarına giren karakedinin Türk Ayağı’nı ele aldık… Tabii bir de Arap ayağı var bu işin!

Arap Ulusçuluğu düşüncesi, katiyyen Arap halklarının ekonomik gelilme düzeyinin bir sonucu değildi. Tam tersine, çoğu Hristiyan Arap olduğu için, aslında geniş Arap halk yığınlarına yabancılaşmış, özellikle Fransa’da okumuş, deyim yerinde ise “crem de la crem” bir miktar aydının zihinlerinden doğmuştu.

Bunların çoğunluğu kıyı kentlerinde yaşayan, aşırı derecede zengin, senenin yarısını Beyrut, öteki yarısını da Fransız Rivierası’nda yaşayan, snop tiplerdi.

Falih Rıfkı Atay, ki Cemal Paşa’nın emir subayı idi, Zeytindağı’nda bunu pek güzel anlatır:

Adamın birini Arap milliyetçisidir diye tutmuşlar, asacaklar! Nerden belli öyle olduğu? Milliyetçi, Osmanlı aleyhtarı bir bildiriyi imzalamış!

Adam diyor ki: “Yahu ben onu kumar masasında imzaladım. Okumadım bile… Kaybediyordum, borç istedim…

Arada bu kâğıt geldi, borç senedidir sanıp imzaladım!” Yazar anatıyor ki kumarbaz zengin çocuğunun, soylu ve zarif eşi, Camal Paşa’yı ziyaret edip, kocasının doğru söylediğine paşayı da ikna etmiş ama o saraydan çıkarken, cezaevine telefon ettiren paşa, adamcağızın biraz önce asıldığını öğrenmiş!

Bir yandan Osmalı ordusunda savaşırken, öte yandan kendi memleketlerinde böylesine bir devlet terörüne muhatap olan Araplar’ın Türkler’e gönül koymasının ilk sebebi budur…

İkincisi: Cumhuriyet kurulduktan sonra, Türkler’in dönüp yüzlerine hiç bakmamaları… Üçüncüsü ise: Halifelik’i kaldırmamızdır…

Oysa konuyu derinliğine inceleyenler, Mustafa Kemal’in halifeliğe hiç inancının kalmamasının nedeninin, Suriye’de yaşadığı olaylar olduğunu kavrayabilirler.

Kudüs, 90bin altına satılmıştır, İngilize… Üç Osmanlı ordusundan ikisi, Nablus önlerinde yok edilmiştir…

Ve Kaddafi, elli sene “Türkler bize yardım etmedi” diyebilmiştir! Yardım edecek hali bırakmışlar gibi…

Ne var ki ne Türkler ve ne de Araplar, bir birlerine karşı işledikleri kendi cürümlerini, asla kabul etmemişlerdir bu güne kadar…

Tam tersine birbirlerini suçlayıp, hep karşı tarafı aşağılamak yolunu seçmişlerdir… Tarihi de kafaları aşureye çeviren çarpıtmalarla, karmakarışık ederek…

Şimdi… Gücü yeter, yetmez… Bilemem… Ama Gazze Sokakları’nda dolaşan Tayyip Erdoğan posterleri, Kahire’de, Bingazi’de, Trablusgarb’da dalgalanan Türkiye bayrakları, bin yıllık bir gerçeğin bilinçsiz ifadesidir.

Tuğrul Bey’in Bağdat Sarayı’na girdiği günden beri, Türkler İslâm’ın öncüleridirler. Orta Çağlar’da geliştirilen üstün Arap uygarlığı, Türkler Bağdat’a gelmeseydi, Haçlılar önünde payimal olmak üzere idi…

Sonraki 6 yüzyıl da bunun devamıdır…

Orta Çağ’da yaşamadığımızı bilerek… Türkiye’nin Osmanlı olmadığını aklederek…

Bambaşka bir çağda ve bambaşka bir düzlemde, Avrupalılar’ın Recep Tayyip Erdoğan hakkında neden “Khalifa” diye söz ettiklerini, önce biz anlamalıyız…

Kıbrıs Politikasına çok kızıyorum ama genel perspektifi, bence bu! Doğru yapıyor… Neden doğru? Önce başka bir konuya değinelim: İngilizler’in vaadi, yâni tek ve homojen bir Arap Devleti kurmak, mümkün müydü?

Yarın…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.