1. HABERLER

  2. KIBRIS

  3. “Kıbrıs doğru yolda”
“Kıbrıs doğru yolda”

“Kıbrıs doğru yolda”

Almanya’nın Lefkoşa Büyükelçisi Kıbrıs’ta ilk kez mülakat verdi

A+A-

Almanya’nın Lefkoşa Büyükelçisi Kıbrıs’ta ilk kez Havadis Gazetesi’nden Esra Aygın’a mülakat verdi

“AKINCI’NIN SEÇİLMESİ ÇÖZÜME ‘EVET’”: Almanya’nın Lefkoşa Büyükelçisi Schoepff, Kıbrıslı Türklerin çözüm için çalışacak kararlı ve güçlü bir lidere “evet” oyu vererek Akıncı’yı seçtiklerini söyledi

“KIBRISLILIK KİMLİĞİ ÖNE ÇIKIYOR”: Schoepff “Hem Kıbrıslı Türkler hem de Kıbrıslı Rumlar arasında, Türkiye ve Yunanistan’ın kontrolünde olmak yerine bir ‘Kıbrıs ulusu’ kurma isteği yaygınlaşıyor. ‘Kıbrıslılık’ kimliği her iki tarafta da öne çıkmış durumda” dedi

“KIBRIS ŞU ANDA DOĞRU YOLDA”: “Şartlar hiç bu kadar iyi olmamıştı ve bir daha hiç bu kadar iyi olmayacak. Birleşik federal Kıbrıs Avrupa ve Orta Doğu arasında bir ticaret ve iş geçidi haline gelecek ve bir istikrar merkezi olacaktır. Liderler bunu görüyor”

Esra AYGIN

Almanya’nın Lefkoşa Büyükelçisi Nikolai von Schoepff, yeni müzakere sürecinin çok umut verici bir şekilde ilerlediğini belirterek “Durum birkaç ay içerisinde tamamıyla değişti. Şu anda, iki ay önce rüyamızda görsek inanamayacağımız çok olumlu şeyler duyuyoruz ve görüyoruz” dedi. Yaklaşık bir yıl önce geldiği Kıbrıs’ta ilk kez Havadis Gazetesi’ne mülakat vererek yeni müzakere sürecini değerlendiren Büyükelçi Schoepff, nisan ayındaki seçimleri Mustafa Akıncı’nın kazanmasının yeşil hattın her iki tarafında yeni bir umut ve heyecan yarattığını, Kıbrıs’ın yeniden birleştirilmesi için şartların hiç bu kadar iyi olmadığını ve bundan sonra da olmayacağını vurguladı.
Şu anda masada aynı vizyona sahip, birbirini anlayan iki Kıbrıslı liderin oturduğunu belirten Alman Büyükelçi, “Hem Kıbrıslı Türkler hem de Kıbrıslı Rumlar arasında, Türkiye ve Yunanistan’ın kontrolünde olmak yerine bir ‘Kıbrıs ulusu’ kurma isteği yaygınlaşıyor. ‘Kıbrıslılık’ kimliği her iki tarafta da öne çıkmış durumda. Şu anda önemli olan, her iki toplumda da var olan bu yeni dinamiğin üzerine somut bir şey inşa etmek” diye konuştu.

Büyükelçi Schoepff, çözümün Kıbrıs’a sağlayacağı avantajları da ayrıntılı şekilde değerlendirerek, birleşik federal Kıbrıs’ın Avrupa ve Orta Doğu arasında bir ticaret ve iş geçidi haline geleceğini, bir istikrar merkezi olacağını belirtti. Schoepff, “Kıbrıs’taki ‘donmuş çatışma durumu’ uluslararası yatırımcılar için siyasi risk içermektedir. Kıbrıs, ancak bu risk faktörünü ortadan kaldırdığında Avrupa ve Yakın-Orta Doğu arasında bir ticaret ve iş merkezi olma potansiyeline tam olarak ulaşabilecektir” dedi.

Almanya nisan ayında kuzeyde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerini nasıl değerlendiriyor? Kıbrıslı Türklerin büyük bir oy çoğunluğu ile Sayın Mustafa Akıncı’yı seçmeleri ne anlama geliyor?

Schoepff: Bu sonuç, Kıbrıslı Türklerin seçimden önceki gidişattan bıktıklarını gösteriyor. Sayın Mustafa Akıncı’nın seçilmesi, çözüm için çalışacak kararlı ve güçlü bir lidere verilmiş net bir “evet” oyudur. Sayın Akıncı ile tanıştım. İlk andan itibaren geniş siyasi tecrübesini, çözüm odaklı yaklaşımını ve güçlü kararlılığını size hissettiren biri. Akıncı’nın seçimi yeşil hattın her iki  tarafında yeni bir umut ve heyecan yaratmıştır. Hatta Cumhurbaşkanı Anastasiadis de Akıncı’nın seçiminin bir dönüm noktası olduğunu, büyük bir değişim yarattığını açıklamıştır. Ben de böyle düşünüyorum. Bunun için herkesin Sayın Akıncı’ya teşekkür etmesi gerekiyor. Tabii ki, kuzey Kıbrıs’taki seçmenleri de çözüm ve Avrupa’nın ayrılmaz bir parçası haline gelmek yönünde yaptıkları açık tercih için tebrik ediyorum.

Akıncı’nın varlığı, yeni müzakere sürecini başarısızlıkla sonuçlanan önceki süreçlerden farklı kılmak için yeterli mi?

Schoepff: Şu anki süreçte önceki süreçlere göre büyük bir fark var. Kıbrıslı Türkler Sayın Akıncı’yı seçerek, “farklı bir Kıbrıs istiyoruz” dediler. Ve güneydeki hissiyatın da aynı olduğunu düşünüyorum. Hem Kıbrıslı Türkler hem de Kıbrıslı Rumlar arasında, Türkiye ve Yunanistan’ın kontrolünde olmak yerine bir “Kıbrıs ulusu” kurma isteği yaygınlaşıyor. “Kıbrıslılık” kimliği her iki tarafta da öne çıkmış durumda. Şu anda önemli olan, her iki toplumda da var olan bu yeni dinamiğin üzerine somut bir şey inşa etmek. Şartlar hiç bu kadar iyi olmamıştı ve bir daha hiç bu kadar iyi olmayacak. Ve her iki liderin de bu gerçeğin farkında olduğuna inanıyorum. Her iki lideri de çok beğeniyorum. Her ikisi de çok pragmatik ve her ikisi de Avrupa içerisinde birleşik bir Kıbrıs kurma vizyonuna sahip. Aynı jenerasyona aitler, her ikisi de Limasollu, birbirlerini anlıyorlar ve geçmişten beri aynı amacın peşindeler. Aralarında büyük bir uyum olduğu izlenimini ediniyorum. Birleşik federal bir Kıbrıs Avrupa ve Orta Doğu arasında bir ticaret ve iş geçidi haline gelecek ve istikrarsızlık ve sorunlarla boğuşan Orta Doğu ve tüm Arap bölgesi içerisinde bir istikrar merkezi olacaktır. Liderler bunu görüyorlar. Kıbrıs şu anda doğru yolda.

Kıbrıs’ta çözüme şahit olan büyükelçi olabileceğinizi düşünüyor musunuz?

Schoepff: Olacağım konusunda çok umutlu ve iyimserim. Süreç çok iyi ilerliyor ve durum birkaç ay içerisinde tamamıyla değişti. Şu anda, iki ay önce rüyamızda görsek inanamayacağımız çok olumlu şeyler duyuyoruz ve görüyoruz.

Almanya’nın müzakere sürecindeki tavrı ve rolü ne?

Schoepff: Almanya müzakereleri yakından izliyor. Şansölye Angela Merkel, Cumhurbaşkanı Anastasiadis ile sürekli yakın temasta. Çok yakın gelecekte Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier de dahil, Almanya’nın önde gelen siyaset adamları Kıbrıs’ı ziyaret ederek her iki liderle de görüşecekler. Almanya müzakerelerin yeniden başlamasını çok büyük bir memnuniyetle karşılıyor ve her iki lidere bütün kalbiyle mevcut ivmeyi korumaları ve yakın zamanda bir sonuca varmak için gerekli olan cesaret ve dirayeti göstermeleri için şans diliyor. Yeni Kıbrıs Avrupa Birliği’nin tam üyesi olacağından, varılacak çözümün Avrupa Birliği müktesebatı ile uyumlu olması gerektiğini söylemeye gerek yok. Hem Avrupa Birliği hem de Almanya gerektiği zaman sürece yardımcı olmaya hazırdırlar. Ancak süreç iki topluma ait bir süreçtir. Adil ve kalıcı bir çözümü sadece iki toplum lideri yapabilir.

Müzakerelerde Ekim sonu veya Kasım başına kadar önemli ilerleme sağlanması ve daha sonra, Türkiye, Yunanistan ve Birleşik Krallık’ın da katılımıyla çok-taraflı bir toplantıda garantiler konusunun ele alınması gibi bir hedef dile getiriliyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Schoepff: Bu tamamıyla o zamana kadar sağlanacak ilerlemeye bağlı. Liderler işin aciliyetini hissettikleri sürece – ki şu anda bunu hissediyorlar – takvimlere ihtiyaç yoktur. Anladığıma göre, iki taraf, garantilerin, çözümün tüm diğer unsurları ele alındıktan ve tüm iç konular konuşulduktan sonra tartışılacağı konusunda anlaştı. Bunun pratik bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum. Günün sonunda garantiler konusu birleşik Kıbrıs’ın karar vereceği bir konu, ama ben birleşik federal Kıbrıs’ın garantilere ihtiyacı olduğunu düşünmüyorum. Kıbrıs, çözümden sona, herhangi bir başka normal tam AB üyesi devlet gibi olmalıdır.

İki lider güven artırıcı önlemler konusunda da somut adımlar atıyorlar. Bugüne kadar konuşulan önlemler ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

Schoepff: Güven artırıcı önlemler halka çok güçlü bir mesaj vererek bir arada yaşama kavramının inşa edilmesine ve Kıbrıslıların ortak vatanının inşa edilmesine yardımcı oluyor. Günlük yaşamı kolaylaştırmanın yanı sıra, kaydedilen ilerlemenin Kıbrıslılar için görünür ve somut hale gelmesini sağlıyorlar. Bu bağlamda, güven artırıcı önlemler olumlu bir atmosfer yaratıyor, insanları birbirine yaklaştırıyor ve halkı çözüme hazırlıyor.

Almanya’nın yeniden birleşmesinden edindiğiniz tecrübelere dayanarak, sizce iki toplumu birbirine yaklaştırmak için ne gibi güven artırıcı önlemler faydalı olur?

Schoepff: Almanya’da biz özel sektörün gücüne çok inanıyoruz. İki ekonomi arasında daha büyük bir bağ, iş dünyasında daha fazla ortak proje ve ortak projelerin desteklenmesi insanları birbirlerine daha çok yaklaştıracaktır. Bu aynı zamanda, Kıbrıs’ı uluslararası yatırımcıların haritasına da dahil edecektir. Kıbrıs’ın her iki tarafındaki ticaret odasının başkanı ile Almanya’ya yaptığım ziyaret bu açıdan çok başarılıydı. Almanya’da ilk kez Kıbrıs’ın bir bütün olarak tanıtımını yaptık. Hannover, Münih ve Berlin’de çok iyi toplantılarımız oldu. Ben iş dünyası ve ekonominin geliştirilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Kıbrıs Türk Ticaret Odası ile yakın ilişkileriniz olduğunu biliyorum. Onun dışında Kıbrıslı Türklerle ilişkileriniz nasıl? Kuzey’de ne kadar aktifsiniz?

Schoepff: Aslında burada daha fazla zaman geçirdikçe kuzeyi daha da çok seviyorum. Oradaki misafirperverlik çok hoşuma gidiyor. Kıbrıs Türk toplumu ile ilgili iki amacım var ve bunu şimdi size açıklayabilirim: Birincisi bir Kıbrıs-Alman Ticaret Odası kurmak. Bu ticaret odasının Kıbrıs bacağı iki-toplumlu olacak ve Kıbrıslı Türkleri de kapsayacak. Bu konuda halihazırda her iki taraftaki ticaret odası ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. İkincisi, en kısa zamanda kuzeydeki ofisimizi güçlendirmek, orada daha güçlü bir mevcudiyete sahip olmak ve her açıdan Kıbrıs Türk toplumu içerisinde daha aktif olmak istiyorum.

Toplumların birbirlerine yakınlaşmalarının önündeki en büyük engel veya zorluk nedir, yine Almanya’daki tecrübenize dayanarak cevap verebilir misiniz?

Schoepff: Almanya bölünmüşlüğün ne demek olduğunu çok iyi biliyor. Yeniden birleşme ise bir süreçtir. Başarılı olması için zamana ihtiyaç vardır. Berlin duvarının yıllar önce yıkılmasının ardından bugün hala yeniden birleşmenin hem zorluklarını, hem de faydalarını her gün yaşıyoruz. En önemli şey, hiç kimsenin kendisini dışlanmış hissetmeyeceği bir eşitlik ve karşılıklı saygı ortamının yaratılmasıdır. Bireyler, yeni devletin kendilerini veya çabalarını görmediğini, taktir etmediğini düşünürlerse bir süre sonra kendilerini yeni bir toplum yaratma sürecinin dışına çıkaracaklar ve bu çabaya katkı koymayı reddedeceklerdir. Bunun yanı sıra, birleşik Kıbrıs’ta mutlaka ortak, birleşik bir siyasi yapı ve seçim süreci olması gerektiğine inanıyorum. Çözümden sonra, ancak her iki toplumun da desteğini alan siyasetçiler bir yere gelebilmeli. Siyaset ayrılık değil, bir yeniden birleşme aracı olmalı.

Kıbrıs’ta çözümün finansal etkilerinin ne olacağı ile ilgili elinizde ne gibi veriler var?

Schoepff: Bu alanda gördüğüm tüm çalışmalar çözümün ekonomik faydalarının çok büyük olacağını gösteriyor. Bunun da üç basit nedeni var: Öncelikle, bu “donmuş çatışma durumu” nispeten istikrarlı gibi görünüyor olsa da, uluslararası yatırımcılar için bir siyasi risk içermektedir. Kıbrıs, ancak bu risk faktörünü ortadan kaldırdığında Avrupa ve Yakın-Orta Doğu arasında bir ticaret ve iş merkezi olma potansiyeline tam olarak ulaşabilecektir. İkincisi, Kıbrıs’ın çok küçük olan piyasası önemli derecede büyüyecek ve Avrupalı ihracatçılar için Kıbrıs üzerinden geçiş sağlanacak bölge Türkiye’den Mısır’a kadar genişleyecektir. Üçüncüsü çözümün kendisi, altyapı ve idari alanlarında bir dizi kamu yatırım projesini tetikleyecektir. Çözümün bu genel etkileri herkesçe biliniyor. Ancak yeniden birleşmenin sağlayacağı mali değeri tam olarak ölçmek hala çok zor. Bu konuda akademisyenler veya araştırmacılar tarafından bazı raporlar hazırlanmış olsa da profesyonel şekilde bu alanda bir çalışma yapılmadı. Bana göre, Uluslararası Para Fonu IMF Kuzey ve Güney için makroekonomik bir çerçeve analizi yapabilecek en uygun kurumdur. Böylesi bir analiz, önümüze iki ekonominin uyumluluğu ve büyüme potansiyeli ile ilgili çok daha net bir tablo koyacaktır. IMF’nin yapacağı ekonomik etki analizi, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesinin gerçek faydaları ve finansal gereklilikleri ile ilgili bizlere güvenilir veriler sağlayacaktır. Ve ben bunun şu anda hayati öneme sahip olduğunu düşünüyorum. Böyle bir araştırma için IMF’nin yetkilendirilmesinin çok iyi bir güven artırıcı önlem de olacağını düşünüyorum.

Son olarak, Yunanistan’daki gelişmeler ile ilgili düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Schoepff: Aslında, bu konuda çok fazla yorum yapmak istemiyorum. Sadece, Avrupa’nın Yunanistan’ı asla yalnız bırakmayacağını söyleyebilirim. Kıbrıs aslında bu konuda çok olumlu bir örnek. Finansal krizi çözmek konusunda Kıbrıs çok sonuç-odaklı davrandı. Mali krizi çok iyi yönetti ve tüm Avrupa’da çok olumlu bir algı yarattı. Zor ama gerekli reformları büyük bir disiplin ile gerçekleştirerek ve sağlam bir mali politika güderek şu anda olumlu mali rakamlar elde etmeye başladı ve ekonomi tekrar büyüme trendine girdi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.