1. HABERLER

  2. RUM BASINI

  3. “Kıbrıs IŞİD cihatçılarının yarattığı tehlike bölgesinde”
“Kıbrıs IŞİD cihatçılarının yarattığı tehlike bölgesinde”

“Kıbrıs IŞİD cihatçılarının yarattığı tehlike bölgesinde”

Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis, Kıbrıs’ın, IŞİD cihatçıları tarafından yaratılan tehlike bölgesinde yer aldığını, bu tehdidin etkisiz hale getirilmesi için yardımcı olunması gerektiğini söyledi.

A+A-

Kathimerini gazetesine röportaj veren Rum Dışişleri Bakanı Yoannis Kasulidis, AB’nin ve Doğu Akdeniz’deki batı dünyasının, “ileri mevzisi” olarak Güney Kıbrıs’ın jeostratejik konumunun pratikte sınanması zamanının geldiğine dikkati çekti. 

Kasulidis röportajında, genel olarak Güney Kıbrıs’ın jeostratejik rolü, IŞİD tehdidi, Mısır ve İsrail ile stratejik enerji ilişkileri, TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “irredantizm” (yayılımcı milliyetçilik) olgusundan bahsetti.

Kasulidis, özellikle IŞİD ve cihatçı örgüt veya dinamiklerin Lübnan’a dayanması halinde, “Kıbrıs”ın, ön safhada, tehlike bölgesinde olduğunu ifade etti.

Doğu Akdeniz kıyılarındaki terör tehdidinin, “Kıbrıs”a karşı bir tehdit teşkil ettiğini belirten Kasulidis, bu tehdidin etkisiz hale getirilmesi gerektiğinin de altını çizdi.

Kasulidis, Lübnan ile ilgili bir soru üzerine, Güney Kıbrıs’ın, Lübnan ordusunun eğitilmesi ve güçlendirilmesi yönünde taahhütte bulunduğunu belirtti.

Kasulidis ayrıca Lübnan’a, Lübnan’ın elinde bulundurduğu silah sistemine uygun mühimmat sağlamaya da istekli olduklarını ifade etti.

Mısır ile ilgili olarak, New York’ta BM Genel Kurul çalışmaları çerçevesinde bir araya gelen  Güney Kıbrıs-Yunanistan-Mısır Dışişleri Bakanlarının, üç ülkenin güvenlik hizmetleri konusunda yakın işbirliği yapılması konusunda uzlaşmaya vardığını ifade eden Kasulidis, Güney Kıbrıs’ın jeostratejik rolünün ilerlemesinin, işbirliği koridorlarının açılmasına katkı sağlayacağını söyledi.

Bir soru üzerine, TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “irredantizm” olgusuna değinen Kasulidis, Arapların artık Türkiye’ye karşı olumsuz bir tavır takındığını ve bunun da önemli bir gelişme olduğunu savundu.

Kasulidis, bu durumun, BM Genel Kurulu toplantısında açık olduğunu, İslam İşbirliği Teşkilatı ortak açıklamasının, ilk kez ‘Kıbrıs Türk devleti’ ifadesiyle Kıbrıs Türklerin lehine yayımlanmadığını iddia etti.

ABD’nin Kıbrıs sorunun çözümüne ilişkin inisiyatifinin sonuç verici olup olmayacağı şeklindeki bir soru üzerine sonucu görmeden hiç kimsenin bunu bilemeyeceğini ifade eden Kasulidis, geçmişten farklı olarak bölgedeki gelişmelerin, Kıbrıs sorununu stratejik bir çerçeveye koyduğunu söyledi.

Kasulidis, TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a değinirken, Erdoğan’ın gerek içte, gerekse ekonomi alanında başarılı icraatlarla işe başladığını belirtti.

Kıbrıs sorununda da farklı olduğu gözlemi üzerine Kasulidis, Kıbrıs sorununda yaklaşımının değiştiğini  itiraf etmesinin mümkün olduğunu, bununla birlikte Erdoğan’ın, kendisinin “başarı sarhoşluğu” şeklinde isimlendirdiği olguyu izlediğini ileri sürerek bunların Osmanlı İmparatorluğu dönemine atıfta bulunan uç hırslar, iddialı planlamalar şeklinde olduğunu savundu.

Güney Kıbrıs-Yunanistan ve Mısır işbirliğinin amaçlarının sorulması üzerine ise Kasulidis, bunun, Mısır’ın fikri, Türkiye’nin, Mısır’a karşı düşmanca tavrı karşısında bir çeşit dikkati başka yöne çekme olduğunu ifade etti.

Kasulidis, buna eş zamanlı olarak ise Güney Kıbrıs ve Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de işbirliği kurulması arzusunun da bulunduğunu, şimdilik üçlü bir zeminin oluşturulduğunu söyledi.

İsrail ile olan işbirliğinin ise iki ayağının bulunduğunu, birinin güvenlik ve savunma düzeyinde işbirliği, diğerinin ise enerji konusu olduğunu söyleyen Kasulidis, savunma konusundan bahsederken de askeri müttefikliği kastetmediğini, her ülkenin hedeflerine karşılıklı hizmetten söz ettiğini de vurguladı.

Kasulidis, ayrıca İsrail’in Güney Kıbrıs’a doğal gaz sıvılaştırma terminalini gerek yüzer, gerekse başka bir şekilde kurma niyetinde olduğundan da bahsetti.

İsrail’in ara çözüm konusunda da kendilerine teklif sunduğunu ancak ihaleyi kaybettiğini söyleyen Kasulidis, söz konusu ihaleyi Yunan şirketinin kazandığını belirtti.

Kasulidis, bir başka soru üzerine, Kıbrıs sorununun çözümlenmemesi durumunda Türkiye’nin doğal gaz taşınmasına müdahil olamayacağını söyledi. Kıbrıs sorununun çözümü halinde Türkiye’ye ilişkin perspektiflerin de büyük olacağını ifade eden Kasulidis, böylesi bir durumdaki olası gelişmenin, Güney Kıbrıs’tan geçecek boru hattının inşası ve doğal gazın sadece Türkiye’nin gereksinimleri için değil Avrupa’nın gereksinimleri için de Türkiye’ye aktarılması olacağını söyledi.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.