1. YAZARLAR

  2. Eşref Çetinel

  3. Kıbrıs siyasi sorununun çözülemez olduğunun polemiğidir
Eşref Çetinel

Eşref Çetinel

Halkın Sesi
Yazarın Tüm Yazıları >

Kıbrıs siyasi sorununun çözülemez olduğunun polemiğidir

A+A-

Siyasi,  ekonomik,  sosyal kusurlarımızla yapısal bozuklarımızı…   Yahut kültürümüzü…  

Ne olup ne olmadığımızı…  Veya kanlı kansız mücadelelerimizi…  Sınırları içine sıkıştığımız KKTC coğrafyasında nesilden nesile aktarılan mirasımız olarak çatlayana kadar düşünüyoruz!   Ve  “Kıbrıs budur”  diyoruz!           Üstelik bizden tırnak kadar farkı olmayan Güney Rum’unun Kıbrıs’ı da budur!    Mesela 1974’den bu yana 37 yıl mı geçti diyoruz?   Eğer Rum’la olan iyi kötü,  mağlup muzaffer,  güzel çirkin,  kanlı kansız  “unsurlarını”  kapsamına alan ilişkilerimizi  dikkate alırsanız   “hayır”  dersiniz! 

Hayır!  Biz ezelden beridir bu Rum’la,  Rum da  bu Türk’le  bu adada  cebelleşiyorlardı!   Nitekim biz doğduğumuzda  “olayı”  yeni yeni konuşurken dudaklarımızdan eksik olmayan  “Rumlar”  kelimesi ile yaşamaya başladıktı.  Rum bebekler de   “Türkler”  diyerek!   Tabi birbirimize olan büyük aşkımızdan değil.  Düşmanlıklarımızdan dolayı!        

Bu “kaderi” rahmetlik babam da aynen böyle anlatıyordu…  Hatırladığımca dedem de!  Bu nedenle diyorum:  “Kıbrıs budur!”      

NEDEN BU “KADER”  DEĞİŞMESİN?  Neler yapılmadı ki bunun için!  Ne mücadeleler!  Ne planlar! Ne çözüm alternatifleri ve ne çözümler!  Ne savaşlar,  bu nedenle akan kanlar!         

Sonra nice umutlar yeşertildi.  Barış şarkıları söylendi.  Olmadı vesselam!  Halâ kavga ediyoruz bu Rum’la.  Rum’a sorarsanız  “halâ kavga ediyoruz bu Türk’le”  diyor!  Ne kader ama!        

Şimdi ve en sonunda gelin Türk ve Rum halkları  olarak içine düştüğümüz siyasi ve sosyo ekonomik durumlarımıza bakalım.      

KISACA. Ne onlarda hayır kaldı ne bizde gün!   “Batmışlığın”  sesleri hem Güney’den yükseliyor arşıalâya,  hem  Kuzey’den!  Hem onlar huzursuz hem biz!  Üstelik onların arkasında Yunanistan AB,  bizim arkamızda Türkiye.  Ne onlara yar oldu büyük destekçileri ne  Türkiye’ye karşın biz kurtulabildik mezelletten!        

Ne siyasi çözüme yönelik müzakerelerle ulaşıldı sonuca  ne barış arayışları yaradı iki topluma!        

Pekala değiştirilebilinir mi bu  “makûs”  dediğimiz kör talih?  Türk’ün Rum’u,  Rum’un Türk’ü kabul edeceği bir çözümü  Kuzey ve Güney halkları olarak barışa adapte edemez miyiz?   Tutun ki dünyanın cevap verilmesi en zor sorusu!  Sanırsınız ki kanserin bile çaresini bulacaklar,  bu adadaki iki halkın yan yana yaşayacağı dostça bir çözümü bulamayacaklar!       

SOYUTTAN SOMUTA GEÇİYORUZ.  Kafa ağrıttığımızın farkındayız!  Çünkü bunca lafı sıralamak yerine  “bize bu adada çözüm gereklidir”  demek yeter de artardı.  Ötesi anlatımlar çiğnene söylene tadı kaçmış sakızlar gibi vıcık ve tatsız.  Tükürüp atmaktan başka işe yaramıyorlar.   

O ZAMAN BİR DAHA SORUYORUZ:   Neden bu adada çözüm olmuyor?   Mesela Türkiye’de neyse Türk’ün hakkı,  o kadarını Kürt’e  de verip  “barış ve çözüm”  sağlamak yollarının  açılması umutları yeşertilmeye mi çalışılıyor?   Neden  adadaki  “hakları”  bu kadar açık ve net iken,  Türk ve  Rum halkları   barışçı çözüme ulaşamasınlar?        

Yıllardır cevabını veriyoruz.  Ve anlıyoruz ki verdiğimiz cevaplar  Rum için geçerli olmuyor!  Tıpkı Rum’un verdiği cevapların da Türk halkı için geçerli olmadığınca!          

FAKAT:  Kıbrıs tarihinde üç kez  “Kıbrıs Türk ve Rum halklarının dışında fakat ilgili ülkeler tarafından  üç siyasi çözüm kararı alındıydı…      

BİR:  Lozan anlaşması ile adanın  İngilizlere devri…   İKİ:   Kıbrıs’la ilgili üç  ülke,  Türkiye, Yunanistan,  İngiltere  ve Kıbrıs Türk Rum halkları temsilcilerinin bir araya gelerek Zürih ve Londra Anlaşmaları ahkâmında oluşturdukları Kıbrıs Cumhuriyeti.         

ÜÇ:  Türkiye destekli Annan planı.  İlk defa iki halk kendi kaderlerini tayin edeceklerdi.  Referandum sonucunda Rum’un  “hayır”  oyları ile reddedildi!       

ÇIKAN SONUÇ:  :  İlk iki çözüm dışımızdaki ilgili ülkeler tarafından gerçekleştirildi…  Sonuncusu Kıbrıs Türk ve Rum halklarının  “kendi kaderlerini tayin hakkı” idi,  başarılamadı!          

Çıkan sonuç şudur:   “Kıbrıslı Türk ve Rum halkları kendi iradeleriyle bu adada çözüm sağlayamazlar.”   Buna karşılık  garantörler ülkeler bir yere gelirlerse sağlarlar,  zaten Downer de artık bu son çareyi denemek istiyor…        

Ancak bir gerçek daha var.  Dışımızdaki güçler iki kez   iki halka rağmen Kıbrıs’ı siyasi çözüme götürdüler ama ikisi de yaşamadı!  Demek ki  sorunu dışımızdaki güçler de çözemezler!  Eee! İki halk çözemez,  dışımızdakiler de çözemez! Ne olacak?                                  

KAZİYE:   Bu sorun hiç çözülemez kardeşim!       

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.